Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

14.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü. Ne ulusal hukuk kurallarına uyuluyor ne de uluslararası hukuk kurallarına. Evrensel hukuk kuralları, uluslarası sözleşme ve antlaşmalar da Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumlar da başta ABD gibi “Güçlüyüm, haklıyım” mantığıyla hareket eden küresel güçlerce yok hükmünde görülüyor.

Nitekim ABD, Başkan Trump’ın emriyle bir gece baskınında Venezuela devlet başkanını yakalayıp kaçırdı ve kendi ülkesinde yargılayacağını açıkladı. Maduro’nun, ülkesinde hukuku ve demokrasiyi çiğniyor olması, hatta diktatör olması hiçbir yabancı güce müdahale hakkı vermez. Ne yazık ki ABD’nin dışişleri bakanı, “Birleşmiş Milletler’in ne dediği umurumda değil” dedi. Başkan Trump da, ABD’nin 66 uluslararası kuruluştan çekilme kararını onayladığı gibi, bir gazetecinin yetkilerinizin herhangi bir sınırı var mı sorusunu “Beni durdurabilecek tek şey aklım ve ahlakım. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” diye yanıtladı. Bu kabul edilemez bir tutumdur.

Türkiye Barolar Birliği, bu tür uluslararası hukuk ihlallerine karşı harekete geçmek için, Dünya Barolar Birliği’ne, Avrupa Barolar Birliği’ne ve İnsan Hakları İçin Avukatlar Komitesi’ne (ABD) çağrı yapmalıdır.

‘GÜÇ, HUKUKUN YERİNİ ALIYOR’

Bu yaklaşım bana tarihte yaşanmış başka öyküleri anımsattı. Rus çarı I. Nikolay, “Ben Çar oldukça Rusya’da avukata gereksinim yoktur. Biz onlarsız da pekâlâ yaşıyoruz” demişti. Napolyon da “En kısa zamanda avukatların dilinin kesilmesinin doğru olacağını” söylemişti. Yine Fransa Kralı 14. Louis’ye, kanundan ve devletten söz edilince, “Devlet de kanun da benim” demişti. Hitler’in adalet bakanı ise yargıçları toplayarak “Bundan sonra karar verirken şuna dikkat edeceksiniz; benim yerimde Führer olsaydı bu kararı nasıl verirdi?”

Başkan Trump, öncülü olan ABD başkanlarının “Irak’a, Libya’ya, Suriye’ye demokrasi ve özgürlük getireceğiz” dedikleri gibi, gerçek amacını maskeleme gereği duymuyor ve kartlarını açık oynuyor. Onların çok petrolü var, bizim de buna gereksinimimiz var diyor ve “Venezuela’yı bundan sonra biz yöneteceğiz” diye devam ediyor. Ardından da Küba’yı, Kolombiya’yı ve İran’ı tehdit ediyor. Grönland’ı da topraklarına katmak istediğini ekliyor; “Golan tepelerinin mülkiyet hakkını İsrail’e devrettim” diyor. Bu vahim tablo karşısında, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşlar sessiz ve etkisiz kalıyor, güç, hukukun yerini alıyor. Bu duruma dünyanın tüm hukukçuları ve hukuk kurumları karşı çıkmalı, seslerini yükseltmeli ve tam bir dayanışma içinde itiraz etmelidirler. Güney Afrika devletinin derhal insiyatif alarak Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze savaşı nedeniyle İsrail’e karşı soykırım davası açmasını takdirle anımsıyoruz. İspanya Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sanchez’in İsrail’in Gazze’de işlediği soykırıma karşı açıkladığı dokuz maddelik yaptırım kararını saygıyla selamlıyoruz.

Tarih, Trump’ın hukuk ve kural tanımazlığına karşı duranları da övgüyle not edecektir, dünya adalet ve barış ile güzelleşecektir.

HAK İHLALİNDE İKİNCİ SIRADAYIZ 

Bugün, Rusya’nın gücüne ve Çin’in yükselişine gönderme yapılarak çok kutuplu bir dünyadan söz ediliyor ancak emperyalist emelleri aynı olmasa da Çin ve Rusya’da da özgürlük, hukuk ve demokrasi hak getire... AİHM’de en çok ihlal kararı çıkan ülke Rusya, Türkiye ise ne yazık ki ikinci sırada yer alıyor.

Ülkemizdeki anayasa ve hukuk ihlallerine de bir an önce son verilmelidir. İstanbul Barosu aleyhine açılan haksız ve hukuksuz ceza davasının beraatle sonuçlanması olumludur. AİHM ve AYM kararları da acilen uygulanmalıdır. Anayasanın bağlayıcı ve amir hükümlerine uyulmalıdır. Can Atalay kararına Yargıtay tarafından, Tayfun Kahraman kararına yerel mahkemece uyulmaması açıkça anayasa ihlalidir. Diğer yandan, tutuksuz yargılama esas iken defalarca seçilmiş, ülkemize hizmet etmiş, halkla bütünleşmiş ve sonuçta aklanacaklarına inandığımız belediye başkanlarının “kaçma şüphesi” gerekçesiyle tutukluluklarının sürdürülmesini 50 yıllık bir hukukçu olarak anlamakta zorlanıyorum.

Eğer bir ülkede hukuk işlemezse, en yüksek mahkemenin kararlarına uyulmazsa demokrasiyi de barışı da adaleti de sağlayamayız. Özgürlük, eşitlik ve barış ancak hukuk ve demokrasi toplumlarında yeşerir. Bu nedenledir ki bütün kurallarıyla ve tüm kurmalarıyla işleyen tam demokraside, bağımsız yargıda birleşelim. Ülkemizi demokrasi ve hukuk toplumu yapalım, her türlü ayrımcılığı ve eşitsizliği reddedelim. Bunları yalnızca yasalara yazmak da yetmez, kafalara da nakşedelim ve bir zihniyet değişikliğine gidelim. Özgürlükte, adalette, demokraside ve yurtseverlikte birleşelim.

‘DOĞU İÇİN YETERLİ’ Mİ?

Bu bağlamda, Batı ve Avrupa ülkelerinin ülkemize bakışında her zaman bir çifte standart söz konusu olmuştur. Ölçüleri ve öncelikleri adalet ve demokrasi değil, kendi çıkarlarıdır. Birçok Batılı aktöre göre, Türkiye bir “Ortadoğu” ülkesidir. Bir başka deyişle Ortadoğu’ya aittir. Bu nedenle de ikinci sınıf bir demokrasiyi Türkiye için yeterli görürler. Türkiye’de yaşanan ağır hukuk ihlallerine ve antidemokratik uygulamalara, Batılıların çok cılız tepki vermeleri ve çoğu kez görmezden gelmeleri biraz da bu bakış açısından kaynaklanmaktadır: “Bon Pour L’orient=Doğu için yeterli” deyişi bu yaklaşımın somut ifadesidir.

Bu yaklaşım, siyaset, hukuk demokrasi, özgürlükler başta olmak üzere, ikinci sınıf bir demokrasiyi ve adalet anlayışını ülkemize layık görüyor. Bizim bu dar çerçeveyi yırtarak eksiksiz bir demokrasiyi, parlamenter sistemi, güçler ayrılığını, bağımsız yargıyı ve adil yargılamayı yeniden inşa etmemiz gerekiyor.

Sözlerimi ünlü Alman şair, yazar ve tiyatro yönetmeni Bertolt Brecht’in bir şiiriyle tamamlıyorum:

“Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.

bakarsınız bol olur bu ekmek,

bakarsınız kıt,

bakarsınız doyum olmaz tadına,

bakarsınız berbat.

Azaldı mı ekmek, başlar açlık,

bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.

Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl,

Adalet de gerekli her gün,

Hem o, günde bir çok kez gerekli.”

AV. M. ZİYA YERGÖK

22. DÖNEM ADANA MİLLETVEKİLİ 19. VE 20. DÖNEM ADANA BARO BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026