İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

14.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…” (Atatürk, 1925)

AKP’li Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen hafta TRT’de konuk olduğu bir programda, “Artık İslam dünyası uyandı! Bu coğrafya 100 yıllık derin uykusundan uyandı!” dedi. Dışişleri Bakanı bu açıklamayı yaparken, İsrail’in Filistin’de kadın-çocuk demeden on binlerce Filistinli Müslümanı katlederken İslam dünyasının çıtını bile çıkaramadığını unutmuşa benziyordu. Ayrıca Dışişleri Bakanı’nın bu açıklamayı yaptığı sırada Suriye’de yeniden başlayan çatışmalar devam ediyordu. Aynı saatlerde televizyonlar, İran’da mevcut yönetime karşı başlayan sokak gösterilerinde ölenlerin sayısının arttığını bildiriyordu.

 İSLAM DÜNYASININ DERİN UYKUSU 

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İslam dünyası… Bu coğrafya 100 yıllık derin uykusundan uyandı!” derken sanki İslam dünyasının derin uykusunun 100 yıl önce yani 1923 sonrasında başladığını ifade ediyor. Ancak İslam dünyasının derin uykusu, 100 yıl önce başlamadı, o derin uyku yüz yıllardır devam ediyor.

Öyle ki, İstiklal Şairi Mehmet Akif (Ersoy), 1918 yılında yazdığı “Şark” şiirinin bir bölümde derin uykudaki İslam dünyasını şöyle eleştirmişti:

“Şark

(…) Ne gördün, Şark’ı çok gezdin?’ diyorlar.

Gördüğüm yer yer

Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,

Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,

Buruşmuş çehreler, tersiz alınlar, işlemez kollar;

Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar.

Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;

Tegallüpler, esâretler, tehakkümler, mezelletler;

Riyâlar; türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler;

Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;

Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar;

Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar;

‘Gazâ’ nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar;

Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;

Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!..

Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum;

Duyan yok, ses veren yok, bin perîşan yurda başvurdum.

Mezarlar, âhiretler, yükselen karşımda dûradûr;

Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nûr?

Derinlerden gelir feryâdı yüz binlerce âlâmın;

Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslâm’ın!

Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;

Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon, cansa gırtlakta!

(…)”

Görünen o ki, bugün “Asım’ın Nesli” diye ortada gezenler, hem Akif’i hem İslam dünyasını tanımıyorlar. Onlar sadece Akif’i ve İslam dünyasını değil; Atatürk’ü, Atatürk’ün önderliğindeki Kurtuluş Savaşı’nın ve Türk Devrimi’nin İslam dünyası üzerindeki etkisini de bilmiyorlar.

MAZLUM MİLLETLERİN KURTULUŞ ÖNDERİ

Türk Kurtuluş Savaşı’nın önderi Mustafa Kemal Atatürk, 1921 yılında aynen şöyle demişti: “Anadolu, bu müdafaası ile yalnız kendine ait vazifeyi yapmıyor. Belki bütün Şark’a yönelik saldırılara bir set çekiyor. Efendiler, bu saldırılar elbette kırılacaktır. İşte ancak o zaman Batı’da, bütün dünyada gerçek sükûn, gerçek refah ve insaniyet hüküm sürebilecektir.”

Atatürk’ün önderliğindeki Türk Bağımsızlık Savaşı’nın kazanılması üzerinde Hindistan’dan Afganistan’a, Mısır’dan İran’a, Kenya’dan Etiyopya’ya, Mısır’dan Fas’a, Tunus’tan Cezayir’e İslam dünyasının dört bir yanından Atatürk’e kutlama telgrafları gönderildi. (Telgraflar için bkz. Bilal N. Şimşir, Doğu’nun Kahramanı Atatürk, Ankara, 1988)

Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra emperyalizmin pençesinde ezilen, sömürülen Müslüman ülkelerin halkları Atatürk’ü “Doğu’nun kahramanı”, “İslam’ın kılıcı” diye alkışladılar.

Türk Kurtuluş Savaşı sonrasında İslam dünyasının büyük din adamları ve şairleri Atatürk’ten övgüyle söz ettiler. Örneğin Muhammet İkbal, “İslamiyet’in Uyanışı” ve “Mustafa Kemal Paşa’ya Sesleniş” adlı şiirlerinde Atatürk’ten övgüyle söz etti. Mısırlı ünlü şair Ahmet Şevki de Atatürk’le ilgili çok sayıda şiir yazdı. Atatürk’ü ünlü İslam komutanı Halid Bin Velid’e benzetti. Libyalı Şair Ahmet Ginabe, yazdığı bir şiirinde Atatürk’ü “zülüm ve kahra karşı Müslümanların fedaisi” olarak adlandırdı.

Atatürk’ün önderliğinde, emperyalizme karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı, ezilen, sömürülen tüm mazlum dünyaya ve İslam dünyasına örnek oldu.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun deyişiyle “Atatürk, her şeyden evvel yeryüzünün bütün mazlum, mağdur milletlerine ‘kalk borusunu’ çalan ve onlara tam kurtuluş yolunu gösteren bir hürriyet ve istiklal örneğidir.”

Atatürk, emperyalizm karşısında kazandığı Büyük Zafer ile ezilen, sömürülen milletlerde “kurtuluş heyecanı” uyandırdı. Prof. Muhammed Sadıq’ın deyişiyle “Sömürge yönetimi altında ezilen herkese ilham verdi. Asya ve Afrika’da büyük bir uyanışın habercisi oldu; Türkiye’nin kurtuluş hareketi, sömürgeciliğin ölüm çanını çaldı.”

UYANAN TÜRKİYE 

Emperyalizm çağında İslam dünyasının bir parçası olan geniş coğrafyanın ilk uyananı Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Türkiye yüz yıl kadar önce Atatürk’ün önderliğinde sırasıyla emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı ve geri kalmışlığa karşı akıl ve bilim eşliğinde bir uygarlık savaşı verdi. Sonunda tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Türk ulusu 100 yıl önce Atatürk’ün önderliğinde büyük bir uyanış yaşadı.

Atatürk, sadece emperyalizme karşı kazandığı Türk Kurtuluş Savaşı ile değil, kurtuluş savaşından sonra gerçekleştirdiği Türk Devrimi ile de İslam dünyasına örnek oldu. Falih Rıfkı Atay’ın ifadesiyle “Biz inkılaplarımızla yalnız kendi kendimizi kurtarmıyorduk. Geri ve köle Müslüman milletlerine de kurtulma yolunu açmıştık”

Kemalist Devrim, gelişmekte olan ülkeler için çok cazip görünmüştü. O ülkelerin liderleri, bilerek veya bilmeyerek ülkelerinin Atatürk’ü olmak istemişti. Örneğin, İran’da Şah Rıza Pehlevi, Afganistan’da Amanullah Han, Mısır’da Cemal Abdül Nasır, Tunus’ta Habibi Burgiba, Endonezya’da Ahmet Sukarno gibi liderlerin hepsi ülkelerinin potansiyel Atatürk’ü olarak yola çıktılar. Cemal Abdül Nasır gibi bazıları güzel şeyler de yaptılar. Ancak 1947-1964 yılları arasında Üçüncü Dünya’nın sözcüsü olarak görülen P. Jawaharlal Nehru (ki büyük bir Atatürk hayranıydı) dışında hiçbiri, Atatürk’ün Türkiye’de yarattığı baş döndüren köklü ve kalıcı değişim ve dönüşüme benzer bir dönüşüm gerçekleştiremedi. Hiçbiri Atatürk gibi emperyalizme karşı tam bağımsızlık savaşı, geri kalmışlığa karşı köklü bir uygarlık savaşı vermeyi başaramadı. Türkiye dışındaki İslam ülkelerinin neredeyse tamamı, Türk Bağımsızlık Savaşı gibi uzun ve kanlı bir bağımsızlık savaşı sonunda değil, II. Dünya Savaşı’nın sarstığı emperyalist devletlerin gönül rızasıyla bağımsızlıklarına kavuştu. Vedat Nedim Tör’ün ifadesiyle “Hemen hepsi, efendileri tarafından azat edildiler.” Sadece Türkiye, -Atatürk’ün deyişiyle- “aziz yurdun her tarafını sulayan kanların karşılığında” bağımsızlığına kavuştu. İkincisi, Kemalist Sistemde sadece emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı yeterli değildi, onunla birlikte cehalete, bağnazlığa, gericiliğe karşı da çağdaşlık savaşı vermek gerekiyordu. Asıl kurtuluş, her iki savaşın kazanılmasıyla mümkündü. İslam dünyası, her iki savaşı kazanabilecek bir lider çıkarmayı başaramadı.

İslam dünyasında Atatürk rolüne soyunan Müslüman liderlerden neredeyse hiçbiri kendi halkının Atatürk’ü olmayı başaramadı. Tüm uyandırma çabalarına karşın İslam dünyası derin uykudan bir türlü uyanamadı. İslam dünyasında gerçekten tam bağımsız, laik, demokratik devletler kurulamadı. İslam dünyası aşiret, tarikat, din ve mezhep bağını kırıp uluslaşmayı, aydınlanmayı başaramadı.

KURTULUŞUN ANAHTARI

Mehmet Akif Ersoy, 1918 yılında Doğu’nun; İslam dünyasının içler acısı halini olanca açıklığıyla gözler önüne serdiği “Şark” şiirinde Müslümanların “bin perişan yurtlarından” söz ederken, Mustafa Kemal Atatürk de 1925 yılında Müslümanların “felaket ve ıstırap içinde” olduklarını belirtmişti:

“Biz her görüş açısından medeni olmalıyız. Çok acılar gördük. Bunun nedeni, dünyanın durumunu anlayamayışımızdır. Fikrimiz, düşüncemiz tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz. Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız, en nihayet son felaket çamuruna batışımız bundandır. Beş altı sene içinde kendimizi kurtarmışsak zihniyetimizdeki değişmedendir. Artık duramayız, çünkü mecburuz!” (Atatürk’ün Bütün Eserleri-ATABE, C.17, s. 82-83)

Atatürk çok haklıydı. Gerçekten de Türk İslam dünyası “medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uymadığı” için geri kalmış ve sonuçta “felaket ve ıstırap içine” düşmüştü. Türkiye, 100 yıl kadar önce Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi sayesinde “zihniyetini değiştirerek” kurtulabildi.

Bir gün tüm Doğu milletlerin “kurtulacağını” düşünen Atatürk, 1933 yılında “Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik olarak vuku bulacaktır…” demişti. (ATABE, C.26, s. 144).

Fakat İslam dünyası, bugün de -Atatürk’ün deyişiyle- “düşüncelerini, fikirlerini, medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadığı için” hala “büyük felaketler ve ıstıraplar” içindedir. Çünkü İslam dünyası hâlâ zihniyetini değiştirememiştir. İslam dünyası, Atatürk’ün 100 yıl önce kavradığı ve gerçekleştirdiği tam bağımsızlığın, ulusal egemenliğin, uluslaşmanın, özgür aklın, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, çağdaş hukukun, kadın haklarının ve uygar yaşamın anlam ve önemini hâlâ kavrayamamıştır.

İslam dünyası derin uykudan ancak aklın ve bilimin, düşünce ve vicdan özgürlüğünün, tam bağımsızlığın, kadın haklarının, çağdaş hukukun, çağdaş eğitimin, uluslaşmanın, ulusal egemenliğin, demokrasinin ve uygar yaşamın anlam ve önemini kavrayarak uyanabilir. 

Yazarın Son Yazıları

İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025