Barış Doster

ABD olmazsa İsrail ne yapar?

15 Mayıs 2021 Cumartesi

İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırganlığı ve zulmü hız kesmeden sürüyor. Ölü ve yaralı sayısı artıyor. İslam dünyasından, Arap âleminden, dünyadan gelen tepkiler ise maalesef cılız. İsrail’i durdurmaktan uzak. Hiçbir yaptırım içermiyor. Peki, İsrail’in bu saldırganlığının, barbarlığının, pervasızlığının, hukuk tanımazlığının kaynağı ne? İsrail kime güveniyor? Sıralayalım...   

Birincisi, İsrail’in etkisi, savaş kabiliyeti, küresel ölçekte ilişkiler ağı, İsrail’in devlet kapasitesinin çok üzerinde. Nüfusu 9 milyon (yüzde 75’i Yahudi, yüzde 21’i Arap) olan, 363 milyar dolar büyüklüğündeki bir ekonominin çok ötesinde nüfuzu var. Bu da ABD desteğinden ve dünyadaki Yahudi lobisinin gücünden kaynaklanıyor. Dünyadaki Yahudi nüfusun (tahmini 15 - 18 milyon) yarısı İsrail’de yaşıyor. Fakat ABD’den Kanada’ya, İngiltere’den Fransa’ya, İsviçre’den Avustralya’ya Yahudi lobisi, siyasetten sanata, ekonomiden akademiye, iş dünyasından medyaya dek çok güçlü. ABD’de, Demokrat veya Cumhuriyetçi fark etmez, İsrail’in güvenliği öncelikli.  

İkincisi, İsrail; uluslararası hukukun dışında davranırken ABD desteğine güveniyor. ABD’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i her zaman savunduğunu biliyor. ABD emperyalizmi de Ortadoğu’ya yönelik saldırı, işgal ve eylemlerinde İsrail’i kullanıyor, cepheye sürüyor. Birbirini besleyen, birbirinden beslenen, iç içe geçmiş bir ilişki bu. Anımsayalım, Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP), Büyük İsrail Projesi (BİP) olarak yorumlamak da mümkündü.  

FİLİSTİN HALKI ONURLU VE YALNIZ  

Üçüncüsü, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik tüm hamlelerinden İsrail kazançlı çıkıyor. İsrail’e karşı mücadele eden Lübnan’da Hizbullah’a, Filistin’de Hamas’a en çok destek veren ülkeler, ABD saldırganlığı sonucu, bu desteği veremiyorlar artık. Bunların başında Suriye ve Libya var. Bu örgütleri destekleyen İran ise ABD’yle pazarlık masasına oturmaya hazırlandığından ve ekonomik sorunlar yaşadığından, gündemi değişti. Eskisi kadar destek olamıyor. ABD güdümlü Arap rejimleri, Körfez ülkeleri ise İsrail’le açık veya örtülü yakın işbirliği içindeler. Onlardan etkili tepki beklemek gerçekçi değil. 2017’de, Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu sonrasında İsrail’in Barzani’ye, “Bağımsızlık ilan ederseniz, ilk tanıyan biz olacağız” dediğini de unutmayalım.  

Dördüncüsü, İsrail’de din, devlet, ordu ve istihbarat çok güçlü. İsrail toplumunda devlet, güvenlik, vatan öncelikli. Toplumun ortak hafızasında Yahudi soykırımının izleri canlı. Toplumu sürekli diri ve uyanık tutmak, güvenlik politikalarına ikna etmek için gereken “öteki” ise Araplar ve İran. İsrail siyasetinde çok sayıda emekli generalin aktif siyaset yaptığını, genel başkanlık, bakanlık, başbakanlık yaptığını biliyoruz.  

Beşincisi, Türkiye’nin İsrail zulmü karşısındaki çağrıları etkili olamaz. Çünkü Türkiye yalnız. Dahası son dönemde İsrail’le, Mısır’la ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor. ABD’yle ilişkileri düzeltmek için de İsrail’le ilişkileri geliştirmesi gerektiğini düşünüyor. Ayrıca, Türkiye - İsrail ticari ilişkileri de güçlü. İsrail’in en çok ithalat yaptığı ülkeler listesinde Türkiye; ABD, Çin ve Almanya’nın ardından dördüncü sırada. 

Kısacası, Filistin halkı onuruyla direnirken, İsrail saldırganlığına karşı maalesef, kısa vadede çözüm görünmüyor. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları