Barış Doster

Yunanistan, Türkiye’den hangi ödünleri istiyor?

27 Ocak 2021 Çarşamba

Türkiye ile Yunanistan, 5 yıl aradan sonra, bir kez daha görüşmelere başladı. Mart 2002 - Mart 2016 yılları arasında 60 tur görüşmüş, sonuç alamamışlardı. Önceki gün İstanbul’da 61. görüşme yapıldı. Bu görüşmelerden sonuç çıkmaz. Çünkü Yunanistan; ya antlaşmalara uymaz ya istediği, seçtiği antlaşma maddelerine uyar veya maddeleri işine geldiği gibi yorumlar. Zaman kazanır. Neden mi? Sıralayalım...

Birincisi, iki ülkenin beklentileri, kaygıları, hedefleri, anlayışları arasında büyük fark var. Türkiye; bölgedeki yalnızlığını aşmak, Avrupa’ya ve ABD’nin yeni başkanına olumlu mesaj vermek istiyor. Yunanistan; Türkiye’nin yalnızlığından faydalanmak, Avrupa’ya ve ABD’ye, “huzursuzluk çıkaran, masadan kaçan taraf ben değilim” mesajı veriyor.

İkincisi, Yunanistan; işgal ettiği 20 Türk adasının; askerden arındırılmış adalara asker ve silah yığmasının; hava sahası konusunun konuşulmasını istemiyor. Kısa süre önce, İyon Denizi’nde karasularını 12 mile çıkardı. Bu uygulamayı, diğer kıyı bölgelerinde de gündeme getireceğini açıkladı. Yani, Ege Denizi’nde de benzer bir adım atacağının işaretini verdi. Hem de Türkiye ile görüşmelere başlamadan birkaç gün önce ve Joe Biden resmen göreve başladığı gün yaptı bu açıklamayı. Zamanlama manidardı.

Üçüncüsü, Yunanistan; AB ve ABD’nin de desteğini alarak, dilediği konuyu konuşup istemediği konuları konuşmayacağını baştan ilan ediyor. Nitekim görüşmelerden bir gün önce, adaların askerden arındırılmasına ilişkin hiçbir tartışma olmayacağını, ulusal egemenlikle ilgili hiçbir konunun gündeme gelmeyeceğini açıkladı. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin konuları görüşmek istediğini duyurdu. Türkiye ise hava sahası ve Ege Denizi’nde antlaşmalara aykırı olarak silahlandırılan Yunan adaları dahil tüm sorunları görüşmek istiyor.

Dördüncüsü, Yunanistan; Doğu Akdeniz ülkesi olmadığı halde, Doğu Akdeniz’e ilişkin sorunları konuşuyor, elini güçlendiriyor. Çünkü masaya sadece kendi adına değil, AB’nin Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla ve tüm adayı temsilen tanıdığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) adına da oturuyor. GKRY’nin ABD ve Rusya ile ilişkileri de güçlü.

TÜRKİYE’NİN TEMEL SORUNU NE?

Beşincisi, Ankara ve Atina arasında önceki gün başlayan görüşme, AB’yi mutlu etti. Bu memnuniyetinin işareti olarak, 2020 Aralık ayında Türkiye için gündeme getirilen ek yaptırımları rafa kaldırdığını duyurdu. Ayrıca, Türkiye’den “kayda değer bir jest” beklediğini açıkladı. Yani AB, Türkiye’den büyük bir ödün istiyor. Doğu Akdeniz’deki enerji arama faaliyetlerinin durdurulmasıyla, Ankara’nın açıklamalarındaki tonun yumuşatılmasıyla yetinmiyor. Fakat Yunan heyeti İstanbul’dayken, Atina Fransa’dan 2.3 milyar Avro tutarında 18 adet Rafale savaş uçağı alacağını açıkladı. Bu açıklama da zamanlama açısından manidardı.

Altıncısı, iki ülke arasındaki belli başlı sorunlar biliniyor. Kıbrıs, karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, hava sahası, NAVTEX, işgal altındaki Türk adaları, Yunanistan’ın gayri askeri statüdeki adaları silahlandırması, FETÖ ve PKK - PYD - YPG terör örgütlerine verdiği destek ilk akla gelenler...

Yedincisi, Yunanistan’ın önemli avantajlarından biri de, Türkiye’yi yöneten kadronun, sıklıkla Lozan Antlaşması’nı tartışması, Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan’ı hezimet olarak görmesi. Türkiye’yi yönetenler Lozan için bunları söylerse, Yunanistan’ın Lozan’a saygı duymasını kim bekleyebilir?

Sekizincisi, Yunanistan çok küstah davranıyor. Öyle ki, görüşmelere katılan Yunan heyetinin başındaki isim, Yunanistan istihbaratının eski başkanı. PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’ya kaçmasına yardım eden kişi. Bu duruma karşı Türkiye çok sert tepki vermeliydi. Vermedi. Bu sessizlik hayra alamet değil.

Dokuzuncusu, Bülent Arınç, TBMM Başkanı’yken, 2005’te, “Yunanistan’ın Ege Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarmasını savaş nedeni sayan TBMM kararının kaldırılması gerektiğini” söylemiş, Atina’yı sevindirmişti. Bu konuda Arınç yalnız değil. Partisi dışında, muhalefetten, liberallerden, liberal soldan (ne demekse o), numaracı cumhuriyetçilerden, HDP’den destek alır, bugün o sözlerini yinelerse eğer.

Asıl sorun şudur: Yunanistan’da Türkiye’ye ilişkin tutumda ulusal bütünlük, yüksek bir milli hassasiyet vardır. Türkiye’de ise bu konudaki hassasiyet maalesef çok aşınmıştır. İktidarda ve muhalefette, kurumsal ve milli dış politika anlayışı çok zayıflamıştır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları