Türk ordusundaki bilek güreşi
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Türk ordusundaki bilek güreşi

28.05.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kitapların ayraçları var. Elbette tarihin de. Bir sıçrama yaşanıyor. Açıp bakıyor, öncesini ve sonrasını okuyoruz. Eskisinin kendisini hep yenide var ettiğini de yeninin eskinin kalıntılarını yok ettiğini de görüyoruz.

Önümde Cihat Yaycı’nın yazdığı kitaplar duruyor. 2019 yılında ASAM Yayınları’ndan çıkan “Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur” eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Uğur Yiğit’e şükran mesajı ile başlıyor. Sürpriz değil. Türkiye’nin en batısından Libya ile deniz komşusu olduğu tezini hazırlayan Yaycı’yı Amiral Cem Gürdeniz’in desteklediğini, Yiğit’in ise Erdoğan’a kadar taşıdığını biliyoruz. Kitaptan 29 Kasım 2010’da Libya’ya giden ve Kaddafi ile görüşen Erdoğan’ın çantasında Yaycı’nın hazırlattığı haritaların olduğunu öğreniyoruz.

Dönem Türk donanmasının AKP destekli Fethullahçı çete tarafından hapsedildiği günler. Operasyon tartışmasız Batı destekliydi. Bu sırada kendisine karşı birçok savunma planının deşifre olmasından en memnun olan Yunanistan’dı. Yunanistan, sistematik ve kendince tutarlı bir politikayla Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs ile birlikte egemenlik alanını genişletiyordu. Bir gemi komutanı 25 yılda, bir amiral 40 yılda yetişiyor. Hapishane kuyruğundaki Türk amirallerinin durumu, Türkiye’yi Doğu Akdeniz savaşından uzak tutuyordu.

Libya ile yapılan anlaşma, Türkiye’yi bir kavganın fiilen içine soktu. Zira Türkiye-Libya mutabakatı, tam anlamıyla Yunanistan-Güney Kıbrıs hattını kama gibi keserek Türkiye’yi hem Yunanistan hem AB’nin bir bölümü ile karşı karşıya getirdi.

AKAR VE YAYCI KARŞI KARŞIYA 

Bu, Türkiye için hem içeride hem dışarıda bir kırılma demekti. Uygulanabilmesi için FETÖ kavgasının nihayete ermesi gerekiyordu. 15 Temmuz’un Türk ordusu için ayraç olması böyle oldu.

Cihat Yaycı ile Hulusi Akar tartışmasız iki ayrı çizgiyi temsil ediyor. Biri deniz ile öbürü kara ile düşünüyor. Akar, 15 Temmuz öncesi yapılan soruşturmalara yanıt vermemesi ve nihayetinde yaverinin bile darbeden çıkmasıyla, Yaycı ise soruşturmaların ötesine geçip FETÖMETRE denilen kriterleri Deniz Kuvvetleri’nde uygulamasıyla biliniyor. Akar’ın ABD’den aldığı madalya, NATO hatta ABD’de Türkiye raporu yazan enstitüler tarafından sevilen bir komutan olması hep konuşuldu. Yaycı’nın özgeçmişini açtığımda dikkatimi 2012-2014 aralığındaki Moskova Ataşeliği ve Rusça biliyor olması çekiyor.

Akar’ın hanesine yazılan askeri başarısı tabii ki Suriye’de ve Batı’nın Suriye politikası ile kavga etmeden yaşandı. Yaycı’nın artık herkesin bildiği başarısı, Doğu Akdeniz’de stratejinin ağır bastığı bir çatışmaya dayanıyor. Akar’ın gözleri Türkiye’nin Ortadoğu’daki kavgalarına odaklanıyor. Yaycı ise Türkiye’nin kafasını kaldırıp Doğu Akdeniz’deki paylaşım mücadelesine odaklanmasını savunuyor.

Akar’ın politikası hâkim ideolojinin beslediği çatışma alanlarıyla örtüşüyor. Yaycı ise pek konuşulmuyor ama Libya’nın ardından Mısır, İsrail ve Lübnan ile anlaşmayı savunuyor. Akar, medya ile sınırlı ilişki kurmasıyla tanınıyor. Yaycı ise SETA’nın dergisinde yazı da yazıyor, Kırmızı Kedi Yayınevi’nden kitap da çıkarıyor. Hem firardaki Fethullahçı askerler hem sanık olanlar Akar’dan çok Yaycı’yı hedef alıyor. Öte yandan kumpas davaları döneminde hedef alınan arkadaşları her ikisine de eleştiriler getiriyor.

Uzatmayayım...

Akar ve Yaycı’nın dostlarının ve karşıtlarının kişilik özelliklerini de katarak yaptıkları yorumlar devam ediyor.

Tartışmasız bir gerçek var ki bu bilek güreşini daha güçlü olan ve Erdoğan’a kendisini kabul ettiren Akar şimdilik kazandı.

İKİ İSMİN BİLEK GÜREŞİ 

Neler olmadı ki?

Mesela Cumhurbaşkanlığı, düzenlediği Libya toplantısına doğal olarak Yaycı’yı bizzat davet etmişti. Akar devreye girdi. Genelkurmay’dan Yaycı’nın toplantıya katılmasına izin çıkmadı.

Mesela Cumhurbaşkanı, Yaycı’nın adını vererek onu kürsüden överken Hulusi Akar, TSK’nin başarısının kimsenin şahsıyla anılamayacağı yönünde konuştu.

Akar, Yaycı’yı devre dışı bırakacak adımlar da attı. Örneğin bir cenazede karşılaştığı eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Uğur Yiğit’e, “Amiralim bu Libya mutabakatı sizin döneminizin çalışması değil mi” diyerek onu sürece dahil etmeye çalıştı. Yaycı, bu adımdan haberdar olunca gerginlik daha da büyüdü.

Günlerdir FETÖMETRE’yi konuşuyoruz. Ancak bu sistem TSK’de Deniz Kuvvetleri dışında uygulanmadı. Akar’ın bu sistemi beğenmediğinin göstergesiydi. Ancak ilginç bir şey oldu. Geçmişte FETÖ’nün hedefi olmuş, muhafazakâr kimliğiyle de bilinen eski bir askerin başına getirildiği yarı-resmi sivil toplum kuruluşunda FETÖMETRE’yi uygulayacağını açıkladı. Uygulamayı ise Yaycı’ya yakın bir başka eski asker görev alarak yapacaktı. Bizzat Akar’ın müdahalesiyle bu görevlendirilme durduruldu.

Peki, doğrudan bir atışma oldu mu? “Oldu” diyenler örnek de veriyor. Bir toplantıda Akar, 15 Temmuz sonrası kadroların hatalarını, eksiklerini, gündeme getirmişti. Ancak Yaycı, Akar’ın bu sözlerine özetle Komutanım, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’den arınan ordumuzun daha güçlü ve başarılı olduğunu düşünüyorum diye yanıt verince rüzgârlar soğuk esti.

BİR KIRILMA HABERCİSİ Mİ? 

Yaycı, kitabında Yunan basınından şu alıntıyı yapıyor: “Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın en son Libya ziyaretinde de kullandığı 7 adet harita, Türk Deniz Kuvvetleri’nin şimdiki Kurmay Başkanı olan Tümamiral Cihat Yaycı’nın yayımladığı çalışmalara dayanmaktadır.Hulusi Akar, karargâhı halen Genelkurmay Başkanı gibi yönetiyor. Öyle ki, TSK’deki görevli askerlerin günlük hazırladığı basın dosyası bile komutana değil, sık sık karargâha gelen Akar’a sunuluyor. Haliyle az önceki alıntıdaki gibi Akar, bir amiralin icracısı olmayı kabul etmiyor. Bir telin ihale öyküsü böylece onu ringin dışına itmek için fırsata dönüştürülüyor. Yaycı, istifaya zorlanıyor.

Belirgenleşen iki çizgi, kayan bir yıldız hikâyesi mi olacak? Yoksa başka bir kırılmanın habercisi mi? 10 yıl boyunca devletin Doğu Akdeniz tezini üreten Cihat Yaycı’nın kitabını elinize aldığınızda ilk sayfada sizi şu manidar cümle karşılıyor: “Bu kitapta yer alan hususların benim şahsi fikirlerim olduğu ve hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkilendirilemeyeceğini belirtmek isterim.

Her şey biraz “kişisel” belki de, her “kişisel” de politik.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025