Cunda’daki Taş Kahve’nin yüksek tahta tavanı ile duvarın birleştiği yerde kırlangıçların yuvaları vardır... Kalabalığa, kahkahalara, tavla şakırtılarına aldırış etmeden yüksek pencerelerden girip çıkıyorlar...
\nYuvalarda bebek kırlangıçların kafaları gözüküyor...
\nYavrular, nasıl ayırt edebiliyorlarsa, sadece anneleri geldiğinde dördü birden kafalarını uzatıp kocaman ağızlarını açıyorlar...
\nAnne getirdiği yiyecekleri özenle onlara yediriyor...
\n*
\nYuvaların altındaki masada yine o bastonlu yaşlı adam oturuyor...
\nKırlangıçları ve yaşlı adamı izliyorum...
\nKim bilir bir zamanlar nasıl dimdik, güçlü ve gencecikti... Belki önemli, belki ünlü, belki özel birisiydi...
\nZaman zaman başını kaldırıp kırlangıçlara bakıyor yaşlı adam...
\nÇayından bir yudum alıyor, tutamağını okşar gibi bastonunu yokluyor, başını kaldırıp kırlangıçlara mutlu mutlu bakıyor...
\n*
\nOnu oraya çeken şu kırlangıçlar bence...
\nGeçmişi ile bağ kurduğu şey...
\nYaşlı adamın; memleketin kim bilir neresinde, kim bilir hangi zamanda, kırlangıç yuvalı bir evleri olduğunu düşünüyorum...
\nEvin terasında ya da eyvanındaydı yuvalar...
\nYine böyle köşede, tavana yakın, minik minik çamur damlalarından yapılmış...
\nBüyüklerin sık sık “sakın dokunmayın günahtır” dedikleri, bereket getirdiğine inanılan o yuvaları merak eder aslında çocuk...
\nElini sürmez ama ömrü boyunca beyninin bir köşelerinde yapılmıştır artık kırlangıç yuvaları...
\n*
\nVe aradan yıllar geçip de her şey ona yabancılaştığında...
\nTuhaf arabalar, ışıklı oyuncaklar, küpeli oğlanlar, şortlu kızlar, otomatik kahve makineleri, cam ve aynadan binalar, banyo duvarı gibi desenli kaldırımlar, yürüyen merdivenler, plastik duvarlar, açılmaz pencereler...
\nHer şey değiştiğinde, eskiden ona kalan tek şey...
\nKırlangıç yuvalarının olduğu yere gidip oturur yaşlı adam...
\nBelki de artık olmayan o eski evin hiç olmazsa bir köşesini oraya taşımış gibidir kırlangıç...
\n*
\nİnsanlar geçmişteki her şeyi yıkıp yok ettiğinde...
\nEski yaşamların izleri silinip tükendiğinde...
\nSanki anıları bizim adımıza saklıyor gibi; Taş Kahve’nin kırlangıçları...
\n\n\n