İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

21.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi. Ancak bugüne kadar Atatürk rolüne soyunan liderlerin hemen hiçbiri kendi ülkesinin Atatürk’ü olmayı başaramadığı gibi Rıza Pehlevi de bunu başaramadı. 

Image

Geçen hafta bu sayfada “İslam Dünyanın Derin Uykusu ve Atatürk” başlıklı yazımda, Kemalist Devrim’in ezilen, sömürülen, geri kalmış dünyayı derinden etkilediğini, ancak İslam dünyasında Atatürk rolüne soyunan liderlerin, ülkelerinin Atatürk’ü olmayı başaramadığını anlatmıştım. Bu hafta da bu konuyu İran özelinde, Rıza Pehlevi ekseninde inceleyeceğim.

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK-İRAN İLİŞKİLERİ

Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye ile İran arasında iyi ilişkiler kurulmaya başlanmakla birlikte 1930’lara kadar Türkiye-İran ilişkileri fazla gelişmedi. Yüzyıllarca devam eden Şii ve Sünni çatışması, İttihat ve Terakki’nin izlediği Pantürkizm politikası, I. Dünya Savaşı sonunda İran’ın Türkiye’nin doğusundaki bazı bölgeleri istemesi, Kürt Aşiret Reisi Simko’nun İran’daki ayaklanması, dört beş yıl Türkiye’yi uğraştıran Ağrı İsyanları ve bitmeyen sınır sorunları ile İranlı muhafazakârların cumhuriyete karşı olması gibi nedenlerle, Türk-İran ilişkileri çok fazla gelişmedi.

22 Nisan 1926’da Türkiye ve İran arasında Dostluk ve Güvenlik Antlaşması imzalandı. Türkiye ve İran bu antlaşmaya ek olarak 15 Haziran 1928’de bir protokol imzaladılar. Ancak buna rağmen 1926, 1927 ve 1930 Ağrı İsyanları Türk-İran ilişkilerinde ciddi bir gerginlik yarattı. Ağrı İsyanlarının ardından Türkiye ve İran arasında 23 Ocak 1932’de “Sınır Hattının Tayinine Dair Antlaşma” ve iki ülkenin problemlerinin çözümüne dair “Uzlaşma, Adli Tesviye ve Hakem Muahedenamesi” imzalandı. İki ülke arasında 5 Kasım 1932’de de Ankara’da, “Türkiye ve İran Arasında Dostluk Muahedenamesi” ve “Güvenlik, Tarafsızlık ve Ekonomi İşbirliği Antlaşması” imzalandı.

2 Ekim 1935’te Cenevre’de, Türkiye, Irak ve İran arasında bir saldırmazlık antlaşması yapıldı. 8 Temmuz 1937’de Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında Sadabat Paktı imzalandı.

RIZA PEHLEVİ ATATÜRK’TEN ETKİLENDİ

Türkiye’nin, Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme karşı elde ettiği zafer ve ardından Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı köklü devrimler İran’da Rıza Han tarafından takip edilerek örnek alınmaktaydı.

General Rıza Han, bir darbe sonunda 1925 yılında Şah Ahmet’i tahtan indirip Kaçar hanedanının iktidarına son verdi.

Atatürk’ün Türkiye’de yapmaya başladığı devrimlerden etkilenen Rıza Han, İran’ı ulus devlet haline getirmek için kolları sıvadı. Orduyu modernleştirdi, ekonomik bağımsızlığı sağlamaya çalıştı ve eğitimden hukuka çeşitli alanlarda çağdaş düzenlemeler yaptı.

29 Ekim 1923’te Türkiye’de cumhuriyetin ilan edilmesi, İran’da Rıza Han’ı ve modernleşme yanlılarını çok heyecanlandırdı. Ancak İran mollaları cumhuriyeti “din karşıtı” bir yönetim olarak görüyordu. Sadece muhafazakârlar değil, İngiltere de İran’da cumhuriyetin ilan edilmesine karşı çıkıyordu.

Türkiye 1925’te İran’ın Tahran Büyükelçiliğine Memduh Şevket Esendal’ı atadı. Türkiye, İran’ın cumhuriyete geçmesini istiyordu. Atatürk, Memduh Şevket Esendal aracılığıyla Rıza Han’a cumhuriyeti ilan etmesini önerdi. Ancak Rıza Han, Memduh Şevket Esendal’la görüşmesinde, İngilizlerin İran’da cumhuriyet ilan edilmesine karşı çıktıklarını ve bu nedenle kendileri aleyhinde propagandaya başladıklarını, ayrıca ülke içindeki dini grupların da cumhuriyete karşı olduklarını belirtecekti. (L. Hilal Akgül, “Rıza Han’ın (Rıza Şah Pehlevi) Türkiye Ziyareti”, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları 7, (2012), s.13-14; Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk… Ankara, 2008, s. 416.)

Rıza Han 12 Aralık 1925’te meclis kararıyla İran’da cumhuriyeti değil, şahlığını ilan etti. Böylece Kaçar hanedanlığının yerini Pehlevi hanedanlığı aldı.

RIZA PEHLEVİ’NİN TÜRKİYE ZİYARETİ 

Atatürk, 18 Haziran 1932’de kendisini ziyaret eden Tahran Büyükelçisine, Şah Hazretleri ile birebir tanışma arzusunun bulunduğunu iletmiş ve bunun üzerine Rıza Şah, Gazi’yi ziyaret etmek istediğini belirtmişti. Ziyaret, Haziran 1934’te gerçekleşecekti.

Hem tam bağımsız ve çağdaş Türkiye’yi İran Şahı’na göstermek hem de Türk-İran dostluğunu güçlendirmek isteyen Atatürk bu ziyarete çok önem veriyordu.

Şah’ın geçeceği güzergâhtaki yolların bakımı yapılmış, cadde ve sokaklar yenilenmiş, her yer Türk ve İran bayrakları ile donatılmış, geçilecek her ilin giriş ve çıkışına Farsça tabelalar yerleştirilmişti. Şah için Kayseri Tayyar Fabrikası’nda iki uçak üretilmişti. Ayrıca ziyaret anısı olarak, Darphane’ye, bir yüzünde Rıza Şah’ın, diğer yüzünde Atatürk’ün resmi bulunan elli adet gümüş ve yüz adet bronz madalya basılması talimatı verilmişti.

Şah Rıza Pehlevi, 16 kişilik heyeti ile birlikte 16 Haziran 1934’te Türkiye’ye geldi. Gürbulak Sınır Kapısı’nda karşılanan Rıza Pehlevi, daha sonra Ankara’ya geçti. Şah, Ankara Garı’nda bizzat Atatürk tarafından karşılandı. Türk ve dünya basını bu ziyarete geniş bir yer ayırdı.

Cumhurbaşkanı Atatürk, 16 Haziran’da Rıza Pehlevi şerefine Çankaya Köşkü’nde verilen ziyafet sırasında “Büyük dostumuz ve aziz biraderim Şehinşah Hazretleri” diyerek başladığı konuşmasında, bu ziyareti memnuniyetle karşıladığını belirtti. Türkiye-İran ilişkilerinde dostluğun önemine dikkat çekti. Rıza Pehlevi de iki kardeş milletin dostluğunun önemine değinerek Atatürk’ü İran’da ağırlamak istediklerini söyledi.

Atatürk, Rıza Pehlevi’ye özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’nın modern yüzünü göstermek istemiş, bunun için Şah’a Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü, Çubuk Barajı, Gazi Terbiye Enstitüsü, İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Etnografya Müzesi, Numune Hastanesi, Himaye-i Etfal Cemiyeti, Ankara Halkevi, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Hıfzıssıhha Enstitüsü ve askeri fabrikalar gibi yerler gezdirilmişti. Ayrıca Şah’ın onuruna büyük bir resmigeçit düzenlenmişti. Atatürk, İran Şahı’nın ziyareti nedeniyle Türk-İran dostluğunu anlatan bir opera hazırlatmış; Ahmet Adnan Saygun’un bestelediği Özsoy Operası, 19 Haziran 1934 Akşamı Ankara Halkevi’nde Atatürk’ün ve Rıza Pehlevi’nin huzurunda sergilenmişti.

20 Haziran 1934’te Ankara’dan ayrılan Rıza Pehlevi, Atatürk’ün eşliğinde Eskişehir-Uşak-Manisa-İzmir-Balıkesir üzerinden Çanakkale’ye geçti. Eskişehir’de Hava Meydanı Okulu, İzmir’de Kız Öğretmen Okulu ve Halkevi ziyaret edildi, askeri birliklerde teftişlerde bulunuldu. 25 Haziran’da Çanakkale’den İstanbul’a geçen Rıza Pehlevi, bir hafta da İstanbul’da çeşitli incelemelerde bulunduktan sonra 2 Temmuz 1926’da ülkesine dönmek üzere Trabzon’a hareket etti. İran Şahı’nın Türkiye ziyaretinin önemli anları filme de alındı.

10 Haziran 1934 tarihinde Türkiye’ye giren İran Şahı Rıza Pehlevî, 26 gün Türkiye’de kalarak Cumhuriyet tarihinin en uzun ve belki de programı en yoğun ziyaretini gerçekleştirmişti. Rıza Şah’ın Türkiye ziyareti, ilk ve tek yurtdışı ziyareti olacaktı.

Atatürk tam bağımsız, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa sürede yarattığı büyük çağdaş dönüşümü, o dönüşümün sembolü durumundaki belli başlı uygarlık eserleriyle Rıza Pehlevi’ye göstermek istemişti.

Donald N. Wilber’e göre Rıza Pehlevi, Türkiye Cumhuriyeti’nde gördüklerinden çok etkilendi. “Türkiye’nin bu kadarını yapabildiğine ve İran’ı geçebildiğine inanamadığını söyledi.”

RIZA PEHLEVİ ÜZERİNDEKİ ATATÜRK ETKİSİ 

Rıza Pehlevi, İran’da reformlarına Türkiye ziyaretinden önce başlamıştı, ancak Türkiye ziyaretinden sonra, Atatürk’ün devrimlerini örnek alarak İran’ı dönüştürecek daha kapsamlı bir planı uygulamaya başladı.

Karma halk okulları açtı. Bütün okullarda yetişkinler için akşam sınıfları açtı. Tahran Üniversitesi ve Ferhengistân’ı kurdu. Resmi üniformayı, Batı tarzı başlığı kabul etti. Lakap ve unvanları yasaklandı. Tahran’da Kadın Kültür Merkezi’ni açtı. Adalet sistemini çağdaşlaştırdı. Medeni Kanunu kabul etti. Sağlık sistemini yeniledi. Toprak Reformu yapmayı denedi. Demiryolları inşa etti. Kapitülasyonları kaldırıp bankaları ve ulaşım sistemini millileştirdi. Son olarak peçeyi yasakladı.

Şah durmak bilmiyordu! Öyle ki Türkiye gibi Latin alfabesine geçmek, hafta tatili olarak pazarı seçmek; kısacası Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı gibi devleti her bakımdan laikleştirmek istiyordu. Ancak Rıza Pehlevi’nin reformları İran’da muhafazakârların ve din adamlarının tepkisini çekince reformlar yavaşlatıldı.

RIZA PEHLEVİ İRAN’IN ATATÜRK’Ü OLAMADI 

Atatürk’ten esinlenen Rıza Pehlevi’nin İran’da yaptığı reformlarla İran çağdaşlaşmaya başladı. Ancak Rıza Pehlevi’nin İran’da yaptığı reformlar, Atatürk’ün Türkiye’de yaptığı devrimler gibi büyük bir dönüşüm yaratamadı ve yaratılan dönüşüm de kalıcı olmadı. 1979 yılındaki “İslam Devrimi” ile İran’daki çağdaş dönüşüm sona erdi.

Peki, sorun neredeydi? Atatürk’ün başarıp da Rıza Pehlevi’nin başaramadığı neydi?

Her şeyden önce Atatürk, başından beri halkla birlikte hareket etmişti; bir bağımsızlık savaşıyla emperyalizmi yenerek tam bağımsızlığı sağlamış; “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek egemenliği saraydan (sultandan-halifeden) alıp asıl sahibine, ulusa vererek cumhuriyeti ilan etmiş ve bu cumhuriyeti bir plan çerçevesinde aşama aşama laikleştirmişti. Atatürk, neyi ne zaman ne ölçüde ve nasıl yapacağını çok iyi bilen bir liderdi.

Rıza Pehlevi ise ülkesini emperyalist baskıdan kurtarıp tam bağımsız yapamamış; halkın desteğiyle değil, bir darbeyle yönetimi ele geçirmiş bir liderdi ve Atatürk’ü taklit ederek İran’ı çağdaşlaştırabileceğini düşünmüştü. Ayrıca Rıza Pehlevi neyi ne zaman, nasıl yapacağını ve nerede duracağını da bilmiyordu. İçeride muhafazakârlara, dışarıda İngiliz ve Sovyet baskısına direnemedi. II. Dünya Savaşı sırasında tahtını oğlu Muhammet Rıza Pehlevi’ye bırakıp ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Bülent Ecevit’in, Ortadoğu’da Atatürk rolüne soyunun liderlerin neden kendi ülkelerinin Atatürk’ü olamadıklarını Cemal Abdülnasır örneği üzerinden anlatırken kaleme aldığı şu düşünceler aslında Rıza Pehlevi için de geçerlidir:

“Atatürk sonuçlar kadar araçlara da önem verir; hareketlerini imkânlara göre sıralamayı, nerede durması gerektiğini bilir ve yöneleceği hedefi iyice belirlerdi. Atatürklüğe özenen başka liderler ise hangi hedefe yöneleceklerini bile kestirememiş ve birbiriyle çelişen hedefler arasında bocalayıp kalmışlardır. (…) Atatürklüğe özenen liderlerin ihmal ettikleri en önemli noktalardan biri de Atatürk’ün hiçbir zaman meşruluk sınırları dışına çıkmaması idi. Onun kuvveti, bir komployla kurulup halka zorla kabul ettirilmiş değil, halka dayanan bir kuvvetti. Atatürk yaptığı işlerin sorumluluğunu, Anadolu’ya ayak bastığı günden başlayarak milletle paylaşmıştı. Millet iradesine hükmetmeğe kalkışmaz, ona ancak yol gösterirdi…” (Bülent Ecevit, “Atatürk ve Atatürkler, Ulus, 11.10.1965, s. 3)

***

Sözün özü şu ki, Atatürk olmak zordur; hatta olanaksızdır. Öyle ki, bugüne kadar dünyada Atatürk rolüne soyunan liderlerin hemen hiçbiri kendi ülkesinin Atatürk’ü olmayı başaramadığı gibi Rıza Pehlevi de başaramadı. Ancak Atatürk; tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, uluslaşma, kadın hakları, akıl ve bilimle çağdaş uygarlığa yönelme ve yurtta barış dünyada barış idealiyle tüm dünyaya, özellikle de ezilen, sömürülen, geri kalmış uluslara yol göstermeye devam ediyor. 

Yazarın Son Yazıları

İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025