Geniş bir vizyona sahip, bilgili, görgülü, Devlet Opera ve Bale Kurumu’nu Anadolu’nun dört bir yanına yayan, çok iyi İngilizce ve Fransızca bilen, yakışıklı dansçımız Tan Sağtürk’ün Kültür Bakanlığı Sanat Danışmanlığı’na atanmasını kendisi “büyük bir onur” olarak yorumlamış. Yerine Samsun Operası’ndan Barış Selcan genel müdür yardımcısı olarak atanmış. Doğal ki “neden” sorusu belirdi akıllarda. Bu yeni görev Tan Sağtürk gibi değerli bir sanatçıyı onurlandırmak mıdır yoksa cezalandırmak mı? Neyse ki sanat çevrelerinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sanat danışmanı olarak da çok yaratıcı işler yapabileceği söylediğinde içimiz rahatladı. Böyle sanatçılar hiç kolay yetişmiyor! Yolu açık olsun.
YENİ YIL KONSERLERİ
Yeni yıl konseri denince seslendirilecek bütün yapıtları önceden tahmin edebilirsiniz, hiçbirisi yabancı değildir. Yine de yeni yıl konserine gidersiniz, yine de Radetzky Marşı’nda ellerinizi çırpmak, sahnenin bir parçası olmak için hazırsınızdır. Geçen hafta BİFO’nun daimi şefi Carlo Tenan yönetiminde birbirinden alımlı yapıtlar dinledik. Solist genç piyanist Jan Lisiecki, Mozart’ın K271 no.lu piyano konçertosunda çok başarılıydı. Ve sonra valsler, barkaroller, ünlü uvertürlerin yer aldığı masallar ülkesine gittik. Vals deyip geçmeyin o koca çalgı topluluğunu aynı nefeste tutmak hiç kolay değildir. Dansta da vals yaparken eşinize uyum sağlamak çaba ister!
Yarın akşam ise BİFO’nun bir başka muhteşem konseri var: Post Romantik bestecilerden Anton Bruckner’in (1824-1896) Lütfü Kırdar Salonu’nda yer alacak 7 numaralı Mi Majör senfonisi. Bruckner müzik tarihinin derin iz bırakmış Post Romantik bestecilerdendir. 19. yüzyılı 20. yüzyıla bağlar. O da tıpkı Beethoven gibi 9 Senfoni yazmıştır. Post Romantik besteciler 19. yüzyılın Romantiklerinden 20. yüzyıla doğru evrilirler. Wagner’in izindeki bu besteciler derin bir anlatım içinde Romantizmin sınırlarını zorlamışlardır. Yapıtları uzun ve büyük çaplıdır. Anton Bruckner, Gustav Mahler, Hugo Volf ve Richard Strauss (Viyana valslerinin bestecisi Johann Strauss ile karıştırılmamalı). Post Romantik bestecilerin ortak özelliği yapıtlarının çok uzun süreli olmalarıdır. Bir ruh halini, bir karakteri, doğa manzarasını, bir öyküyü müzikle betimlerler. İnsan ruhunun derinlerine inerler. Senfonik yapı karmaşıklaşmış, çalgı sayısı artmıştır. O dönemde daha geniş sahneler ve konser salonları yapılmıştır. Bu kez BİFO’nun konserinde neden sadece tek bir yapıt çalındığını soruyorsanız, Bruckner’in 7. Senfonisi iki yarıyı kapsayacak kadar uzun olduğundan!
Keşke bu güzel orkestramız gelecek yıl programına Gustav Mahler’in 1000 çalgıcıyı öngördüğü “Binler Senfonisi”ni de alsa. Bestecinin 8. Senfonisi, sayısı bine varan yorumcu gerektirdiği için bu başlığı almıştır. İlk kez 1920’de Münih’te seslendirildiğinde gerçekten de 1000 yorumcu vardır: Genişletilmiş tahta ve pirinç üflemeliler, sekiz solist, karışık koro, çocuklar korosu, orkestrada her zaman yer almayan çalgılar (örneğin gitarlar, armonium, piyano, çelesta gibi) ve bir de kilise orgu. Bu arada genişletilmiş senfoni orkestrası ve sahnenin arkasında çalan bir topluluk da yapıtın yorumcu sayısını artırır. Onca yorumcuyu bir araya getirecek büyüklükte sahneler bulunmadığından günümüzde bile bu yapıtın seslendirilmesi sorun yaratmaktadır. Konser programlarında çok az rastlarız.
Bu hafta İDSO’da şef Ari Rasilainen yönetiminde Denizsu Polat (Viyola) ve Deniz Yakın (keman) solistliğinde önce Mozart’ın keman ve viyola için konsertant senfonisi yer alıyor. İkinci yarıda ise Sibelius’un 2 numaralı Re Major Op.43 Senfonisi. Sibelius (1865-1957) ulusal Fin ruhu ile Alman müzik geleneğini birleştirir. Post Romantik dönemin başlıa bestecilerindendir. Yedi büyük senfonisinin yanı sıra onu ünlü kılan başlıca yapıtları senfonik şiirleridir. Hemen her yapıtında Finlandiya topraklarının renkleri yoğun bir orkestra yapısı ve zengin bir armoni dokusu içinde duyulur. Bu yapıtı dinlerken biz de Avrupa’nın kuzeyine uzanacağız.