İranlı Bakan Cumhuriyet'te

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Büyük yaprak dökümü

2015, yeryüzünün kuraklaştığı bir yıl olacak; belli…

Hele de bizim topraklarda…

Yaşar Kemal’in kaybıyla başladı yıl; Fikret Şenes’ten Erol Büyükburç’a, Kayahan’dan Zeki Alasya’ya, Bedri Koraman’dan Behiye Aksoy’a, Sadun Boro’dan Sümer Tilmaç’a, Başar Sabuncu’ya kadar, anılarımızda yer etmiş pek çok değerli isme kıydıktan sonra, şimdi de daha yaz çıkmadan Fikret Otyam’ı bizden aldı.

Yaşar Kemal ve Fikret Otyam…

İki büyük çınarın, 80’lerinde ayakta yitişine tanık olduk.

Yazılarından ilham aldığımız, mücadelelerinden güç aldığımız, duruşlarını örnek aldığımız bu iki usta, aynı zamanda bugün unutulmuş bir yazı türü haline gelen röportaj sanatının en seçkin örneklerini Cumhuriyet’te vermiş iki yazı erbabıydı.

İkisi de kalemi, fırçası elinde gitti.

80’lerinde ayakta yitişine tanık olduğumuz bu iki çınarı saygıyla uğurlarken, bu gazeteye uzun yıllar büyük katkı yapmış Fikret Otyam’ın Orhan Kemal’le mektuplaşmalarını geçen ay yayımlamış ve giderayak Usta’nın bundan duyduğu mutluluğun haberini almış olmanın tesellisini yaşıyoruz.

Ve Fikret Otyam’a, meslek kariyerinin ilk basamaklarında Cumhuriyet’te kaleme aldığı yazı dizisiyle veda ediyoruz.

 

Acıların adaleti

Herkesin kendi kaybına ağladığı bir devirde, her kayba ağlamak, asildir ve adildir.

Her konuda ayrışmış, kutuplaşmış, saflaşmış bir toplum, hiç değilse acılarda ayrışmamalı, birbirinin yasına ortak olabilmeli, acıların dinmesi için ortak çareler arayabilmelidir.

Çatışma dönemlerinde bunu yapabilmek çok zor.

Oysa gözyaşının rengi yok.

Ve Anadolu yeniden kan ağlarken barıştan daha büyük bir ihtiyaç yok.

Bu inançla her gün, her yazıişleri toplantısında bir kez daha sınavdan geçiyoruz biz de… Sadece kendi acısının dile getirilmesini isteyenlerce…

Oysa biz, yalnız kendi safındakilerin yasını tutanlardan değiliz.

Acıları yarıştırmıyoruz, acılara ortak ağıt yakmanın, acı çekenleri barıştırmanın yolunu arıyoruz.

Bu yüzden işte geçen hafta muhabirimiz Emre Döker, PKK’nin döşediği mayının patlaması sonucu şehit olan Antalya Serikli 20 yaşındaki Barış’ın 78 yaşındaki yoksul dedesinin sesine kulak verirken Haber Koordinatörümüz Ayşe Yıldırım Başlangıç, TSK’ye ait jetlerin bombaladığı Zergele’de yakınlarını kaybedenlerin ağıdını bizlere ulaştırıyordu.

Türkiye sınırının hemen ötesinde PKK kampı denilerek sivil bir köyde 8 sivilin öldürüldüğü iddiası, Türk basınının hiç ilgisini çekmedi; Cumhuriyet’ten başka…

Ve Ayşe, saldırıya tanık olanların anlattıklarıyla ve “Hangi PKK kampında okul, cami var” sorusuyla, Uludere benzeri bir karartmaya noktayı koydu.

Bazen gerçekler acıdır.

Ama acıları bitirmenin ilk adımı da gerçeğin aydınlanmasıdır.

Acıları yarıştırmadan, acılıları ayrıştırmadan, gerçeği aydınlatmaya çalışıyoruz.

 

İran Dışişleri Bakanı Cumhuriyet'te

Yarın Cumhuriyet’te İran Dışişleri Bakanı Dr. Muhammed Cevad Zarif’in bir makalesi yayımlanacak.

İran, ABD ile imzaladığı tarihi anlaşmadan sonra, dünyanın gözünün çevrili olduğu ülke…

Bu tarihi anlaşmadan hemen sonra ve kritik Ankara ziyaretinden hemen önce, komşu ülkenin Dışişleri Bakanı’nın ağırlıkla IŞİD şiddetini konu alan makalesi, bölge ve dünyadaki gelişmelere dair önemli ipuçları içeriyor.

İran, bu gazeteye kâh, “Türkiye, İran olmayacak” sloganıyla haber oldu, kâh suikast şüpheleriyle… Ama sonraları, yolsuzlukların üzerine Türkiye’den daha kararlı gittiğini de haberleştirdik, nükleer uzlaşmayla dünyaya açıldığını da…

Ne yazık ki İran dünyaya açılırken Türkiye içine kapandı.

Ve hatalı Türk diplomasisiyle bölgede Ankara dibe çökerken Tahran öne çıktı. Zarif’in makalesini, işte böyle bir ortamda yayımlıyoruz.

Hepinize iyi haftalar.

 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Niye çıldırdılar? 1 Kasım 2016