AKP iktidarının son iki yılına bakın. Daha önce yapmadıklarını, hatta yapılmasını canhıraş eleştirdiklerini şimdi uyguluyorlar. AKP’nin önemli kadroları, özellikle ilk dönemlerde görev almış ve siyasete müdahaleye karşı çıkmış isimler gelinen noktadan çok rahatsız. Ancak bir irade var ki olmadık işler yaptırıyor. Özgür Özel’in suçu belli: CHP’yi kısa sürede güçlü bir şekilde iktidar adayı yapmak. Geriye düşmeyi kabul etmeyen iktidar her geçen gün farklı boyuta geçiyor.
Artık çoğunluğun umrunda değil ama iddialar evlere şenlik. Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye üye yaptığı, aday gösterdiği Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, taksit taksit verdiği ifadelerinde, sonunda Özel’e para verdiğini de iddia etti. Emin olun ileride ihtiyaç doğarsa daha başka ifadeler de verecektir.
Gözlerinizi kapatıp rüya alemine geçirin kendinizi. İktidarın değiştiğini düşünün; aynı kişiden, aynı ifadeleri, aynı koşullarda Kemal Kılıçdaroğlu için de alma olanağınız yüzde yüz değil mi?
Burada temel sorun Kılıçdaroğlu’nda. Kendisinin uzun süre birlikte çalıştığı kadrolar hakkındaki iddialara ancak genel başkanlığı yitirince inanmaya başladı. Ancak, bindiği makam otomobili örneğinden yola çıkarak herkes için yedeklenmiş “arınma” söylemleri var. Pek olası değil ama Kılıçdaroğlu da Özel gibi AKP iktidarını indirme yönünde yol alabilse emin olun daha fazlası kendisi için gündeme getirilecek. Ama öyle bir risk olmadığını artık herkes anladı.
Başlıkta dediğimiz gibi iktidar çaresiz olunca her şeyi göze alıyor. Örneğin, CHP gibi devlet kurmuş bir partiye bizzat devlet operasyon yapıyor. Hatta hızını alamayanlar, bir kısmı da Kılıçdaroğlu safına geçenler, “Özel ve İmamoğlu’nu derin devletin istemediğini”, bu iki siyasetçinin Türkiye için milli güvenlik sorunu olduğunu söylüyorlar. AKP’den bu hava efsunlanarak yayılıyor. Kılıçdaroğlu’nun yakınları, bu iddiaları sisli, buğulu bir havada kulaklara fısıldıyor.
Başta İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu olmak üzere birçok siyasetçi, derin devlet iddialarının, beka iddialarının nasıl gerçekçi olmadığını ortaya koydular.
AKP’liler ve Kılıçdaroğlu’nun yakınları şunu anlamalı; kendilerinin kamuoyuna vermek istedikleri mesaj artık sokakta ilgi çekmiyor. Kuşak değişti, beklenti değişti, yönelim değişiyor...
Özgür Özel’in kişisel siyasi gücü, sokakta, mağduriyetle birleşiyor. Kitleler, ilk kez CHP tabanını aşmaya başladı. Öyle bir noktaya geldi ki Özel yönetimine yapılan haksızlık diğer partilerin de propaganda aracı oldu. Sokağın ruhunu bilen siyasetçiler bundan yararlanmaya başladı bile. Şimdi Cumhur iktidarı yeni hatalara yöneliyor. Devletin bazı adalet kadroları üzerinden planlamalar yürüyor. Özel’in dokunulmazlığını kaldırmak, hatta tutuklamak gibi zorlamalar gündemde.
MHP lideri Bahçeli, bu olasılıkları gördüğü için mi bu uyarıları önceden yapıyor? Ancak iktidar çaresiz derken başka gerçekleri akılda tutmakta fayda var. Özel’in dokunulmazlığı gündeme geldiğinde Kılıçdaroğlu sevinebilir. Ancak Bahçeli ve DEM Partililerin aynı düzeyde sevinmeyecekleri açık. MHP ile AKP arasında CHP’ye yapılanlar konusunda düşünce farklılığı açıkça ortada. DEM, TBMM’de Özel’e ilk ziyareti yaparak tavrını gösterdi.
Yaşam ünitesine bağlı CHP ile seçime gitme hevesi AKP’yi kurtarır mı? Kitleleri temsilden uzak Kılıçdaroğlu kimi kurtarır?
“Bütün CHP” olmadan Türkiye’de siyaset olmayacağını herkes anladı. AKP de anladı ama kabullenmiyor.
İktidarın çaresizliği, baskıyı büyütüyor. Unutmamak lazım, akıl, en çok da yönetenler için gereklidir. Bülent Arınç’ı dinlemelerini öneririz.