Cüneyt Arcayürek

Restorasyona Bir Örnek...

24 Ağustos 2014 Pazar

Bir türlü gidemiyor ya, her neyse, diyelim ki giden başbakanımız gibi gelen de camiden çıkamıyor.
AD de (Ahmet Davutoğlu) hemen son günlerde her sabahını camide başbakanlığı nasip ettiği için Allah’a dua ediyor ve sonra...
... Başbakan’ıyla aynı camide cuma namazını kıldıktan sonra aynı araçla Başbakanlık’a gidiyor. Baş başa vererek, eh artık nasıl da görev alıp açıklayacağı hükümeti birlikte biçimlendiriyorlar.
Eski Türkiye’deki şeffaflığın yeni Türkiye’de, yerinde yeller esiyor.
Nostaljik takılıyor desinler, umurumda değil... Ben yine eski Türkiye’deki hükümet kuruluşlarını kısaca anlatayım.
Hani demokrasinin işlemediği günler dediği dönemler var ya; o günlerde örneğin 1965’te Demirel ve daha sonra 1970’lerde Ecevit, hükümetini kurarken günlerce olası bakanları bir bir çağırırlar. Basının izlediği mekânlarda, hükümette şu veya bu görevi vereceğini söyledikten sonra adaya, gelebilmesi olası bakanlıkta neler yapacağını ve yapması gerektiğini konuşur, görüşlerini alırlardı.
Aday bakanın söyledikleri bakanlığa atanmasının yolunu açardı.
Yeni Türkiye’deki şeffaf olmayan uygulamaya göre, bir bakanlığa, örneğin diyelim ki Ulaştırma’ya gelmesi olası bakan bu göreve atandığından ancak TV’lerde yeni başbakanın kabine listesini okuduğu zaman haberi oluyor.
Allah verdi, başbakanım da atadı diye eşinin, anasının duaları arasında yallah bakanlığa gidiyor.
İzledinizse AD’yi hangi görevde olursa olsun destekleyeceğini açıklayan pek çokları, tabii hükümete girme olasılığını düşünerek bakan olmayı bekleyenler, AD başbakan ilan edildikten sonra evde telefon başında ellerinde 99’luk tesbih dualarla bekler olacaklar.

***

Fakat bir süre önce Bülent Arınç’ın parti içinde bir de yeniyetmeler hareketinin başladığını açıkladığından beri; şu sıralar hükümet kuruluşunda da partinin yüceleri eskilerle, yeniler dengesi kurma zorluğuyla karşılaştıklarını medya haberlerinden öğreniyoruz.
Seçime kadar denge kabinesi kurulacakmış!
Partide gençlerle yaşlılar arasında denge arayışları başladı mı, bunun asıl içeriği, AKP’de daha bugünden, muhterem kızıyor ama bölünme işaretleri alınmaya başladı demektir.
Ama aman nifak, fitne sokmayın aranıza nasihatlarının daha bugünden çöpe atıldığı, siyasetin doğasına uygun ikiliğin, saflaşmanın başladığı gün gibi aşikâr!
Hele giden genel başkan ve başbakan, ne yaparsa yapsın, partiyi hâlâ elinde ve emrinde tuttuğunu sandığı, ne önlem alırsa alsın, borusunu dışarıdan öttürdüğü ve yeniyetmelere yandaş olduğunu açıkça söylemese de duyumsattığından bu ikilik bugün derinden ilerleyebilir, lakin bir gün patlak verecek aşamaya gelebilir.

***

Asıl merak ettiğim, AD’nin başbakan ve genel başkanlığında, Cumhuriyet rejimini Osmanlı’ya devşirilmesini sağlayacak stratejik derinlik icabı restorasyonun ilk uygulamalarının neler olacağı ve kimin başlatacağı...
Diyorum ki örneğin bu projenin ilk adımı olarak şehirler arası yollarda benzin istasyonlarıyla kentlerdeki genel tuvaletlerdeki gâvur klozetli tuvaletler derhal yıkılıp kaldırılabilir.
Yerine çömelip büyüğünü yaptıktan, vatandaşların malum gereksinmelerini yerine getirdikten sonra, elleriyle oralarını temizlemelerini sağlayacak ibrikli su da bulunacak o tuvaletlerde. Böylece insanlarımıza dedelerinden miras Osmanlı tarzı, adı da değişecek tabii, kapısında kenef yazılacak tuvaletler inşa edilmesi emrini içerecek bir genelge yayımlanabilir.

***

Bu örneğe kimse alınganlık göstermesin lütfen:
Zira AD, Stratejik Derinlik kitabında, değişen dünya koşullarında “tarih - mekân, kimlik çelişkilerini artık gidermek zorunda olduğumuzu” savunmuyor mu?
Şaka yollu verdiğimiz, kitaptaki gibi mekân çelişkilerine son verecek önerinin; düşünmenin henüz yasak olmadığı, yaşadığımız iddia edilen alabildiğine özgür, demokratik süreçte yazılması neden yadırgansın?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015
Haydi başka kapıya 7 Mayıs 2015
Vehim 6 Mayıs 2015