Erdal Sağlam

128 milyar doları iyi savunan bakan mı olacak?

15 Nisan 2021 Perşembe

CHP’nin döviz rezervlerinde yaşanan erime için başlattığı “128 milyar dolar nerede?” kampanyası çığ gibi büyüyor. Bu kampanyayı muhalefet yürütüyor ama bazı AKP’lilerin kampanyayı fırsat bilip “bakanlık şanslarını artırmaya çalıştıkları” gözleniyor.

Kampanyaya karşı savunmaya geçen isimlere bakıldığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı için adı geçen isimler olduğu görülüyor. Savunmada öne çıkan Yiğit Bulut’u bir yana bırakırsak, öne çıkan diğer iki isim eski Bakan Nurettin Canikli ile TBMM KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş

Ankara kulislerinde Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın bir süredir geri planda kaldığı hatırlatılıp bir türlü yapılamayan kabine değişikliğinde yerini korumasının tehlikeye girdiği konuşuluyor. Naci Ağbal’ın gidişinden sonra piyasaların güvendiği tek isim olarak kalan Elvan’ın da alınması kesinlikle risk oluşturur ama yapılmayacağı anlamına gelmiyor. 

Söylentilerin dayanaklarından birini bürokraside yapılan değişiklikler oluşturuyor. Ağbal, ardından Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın görevden alınmalarında Berat Albayrak’ın etkisi artık biliniyor. Ziraat Bankası üst yönetiminin, sanki başka bir iktidar gelmiş gibi, hızla ve tümüyle değişimi de siyasi karar olduğunun ispatı görülüyor.

Albayrak’ın bürokraside hâkimiyet kurduğunu kaydeden bürokratlar, sıranın bakana gelmiş olabileceği görüşündeler. Albayrak’ın yeniden aynı göreve gelmesini, piyasalarda hızlı bozulma yaşanacağı için mümkün olamayacağı yorumunu yapıyorlar. Lütfi Elvan’ın ise tümüyle Albayrak’ın inisiyatifine girmeyeceği, bu nedenle Albayrak’a yakın bir ismin göreve getirilebileceği konuşuluyor. Bu noktada da Cumhurbaşkanı ve Albayrak’la arasını iyi tutmaya özen gösteren bu iki isim öne çıkıyor. 

Mustafa Savaş ve Nurettin Canikli’nin CHP’nin başarılı kampanyasını fırsat bilerek, kendilerini Cumhurbaşkanı ve eski bakana kabul ettirebilmek için onlarca tweet atıp öne çıkmaya çalıştıkları yorumları yapılıyor. Çünkü “128 milyar dolar nerede?” kampanyasına ne kadar sert karşı çıkarlarsa, Cumhurbaşkanı ve dönemin sorumlusu Berat Albayrak’ı birlikte savunmuş olacaklar. 

Bakan Elvan’ın bir iki tweet dışında geçmişe sahip çıkma çabasına girmeyip geri planda kalması da bu söylentileri öne çıkarıyor. Şahsen, Bakan Elvan’ın, “Ağbal örneğinde olduğu gibi kamuoyunda öne çıkıp otorite olarak gözükmesinin sonunu hazırladığı” tezinden yola çıkarak geri planda kaldığını düşünüyorum.

‘HANGİ DÖVİZ REJİMİNDEYİZ?’

Peki, bu isimler Albayrak dönemini savunmak için ne yapıyorlar? 

Eski Bakan Canikli, Ağbal görevden alındıktan hemen sonra bu kararın doğruluğunu savunan tweet’ler attı. Albayrak’ın olaylı ayrılışı ardından Cumhurbaşkanı’nın Ağbal ve Canikli’yi Saray’da topladığı haberleri hatırlandığında, “Belki o dönemde Ağbal’ın yerine geçebilirim umudu vardı” diye düşünülebilir.

10 Nisan’da adı bakanlık için daha önce geçen Mustafa Savaş’ın tam 24 tweet atarak döviz rezervlerinin aslında erimediğini, normal işlemler yapıldığını açıklamaya çalıştığını gördük. Daha sonra Canikli yeniden sahneye çıktı ve 20 tweet’le karşı kampanyaya katıldı. Canikli de özet olarak döviz satışlarının normal olduğunu, piyasa fiyatlarından satıldığını söylemeye çalışmış.

Bürokrasiden gelen iki AKP’li de uzmanlıkları para politikası ve Merkez Bankası olmayan kişiler. O nedenle söyledikleri piyasa ve halkın sorduğu, CHP’nin merak konusu haline getirdiği soruları yanıtlamaya yetmiyor. Bu tweet’lerin ardından Uğur Gürses ve Kerim Rota’nın yayımladıkları yazılar ise asıl sorunu tespit eden, gerekli soruları tekrarlayan yazılar. İktisatçı Haluk Bürümcekçi’nin 2018 yılında başlayarak rezerv erimesine dikkat çeken yazılarını hatırlatan Rota şunları söylüyor: “Bugünlerde iktidara yakın birileri ortaya çıkıp bu rezervlerin ‘cari açığın karşılanması’ için, ‘Türkiye’nin ithalat yapabilmesi’ için, ‘pandemide vatandaşa destek’ için veya ‘vatandaşın döviz talebi’ için satıldığını iddia ediyorlar. Bunun kocaman bir yalan olduğunu baştan yazalım. Bu iddiaları ciddiye alıp üzerinde tartışmak gereksiz olsa da 2003-2020 arasındaki cari açık verilmeyen tek yıl olan 2019 yılında bu mekanizma ile 33 milyar dolar satıldığını not edelim.” 

Kur çıpalaması olmayan mevcut rejime sahip hiçbir ülkede Merkez Bankası’nın piyasaya döviz sağlama yükümlülüğü olmadığını, hiçbir ülkenin savaş dışında rezervinin tümünü, hatta fazlasını kullanıma süremeyeceğini kaydeden Rota, “Yıllarca bakanlık yapmış kişilerin Türkiye’de hangi döviz rejiminde olduğunu bile bilemediklerini görüyoruz” dedi.

Özet olarak; rezervlerdeki yüksek erime kesin ve nedeni kötü yönetim. Ekonomik mantık yanlışsa, liyakat kalmadıysa, popülizm doruktaysa, yönetimdeki tek kişi ve yakınlarının tek kaygıları varlıklarını sürdürmekse, bu sonuç da kaçınılmaz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları