Erdal Sağlam

Faiz indirimleri otomatiğe bağlandı

23 Haziran 2020 Salı

Merkez Bankası bu hafta yine faiz kararı verecek ama piyasalar tarafından eskisi kadar merak edilmediğini görüyoruz. Bir süredir faiz indirimlerini otomatiğe bağlayan Merkez Bankası’nın perşembe günkü toplantısında yine faiz indirmesi bekleniyor.

Piyasa oyuncuları arasında yapılan anketlerde bu haftaki faiz indiriminin 0.25 puan olması, kısa vadeli faiz oranlarının yüzde 8’e indirilmesi “ağırlıklı beklenti” olarak gözüküyor. Ancak bunun üzerinde bir indirim gelirse, örneğin 0.50 veya 0.75 puan indirilmesi halinde bile piyasaların bu karara çok büyük tepki vermesi beklenmiyor. Hatta son günlerde büyük artış gösteren Borsa endeksinin yüksek oranlı bir faiz indirimi halinde, çıkışını daha da büyütebileceği bile söylenebilir.

Faiz kararlarının eskisi kadar önemli olmasının altında aslında birden çok faktör rol oynuyor. Pandemi sürecinden çıkışta yani normalleşme sürecinde talebin artırılabilmesi için çoğu ülke faiz indiriyor. Birçok ülke negatif faize dönmüş durumda. Yani küresel olarak faiz indirimlerinin sürmesi, bizde de bu süreci normal hale getiriyor.

Buna karşılık Türkiye’nin son dönemde en hızlı faiz indiren ülkeler arasında başı çektiğini, enflasyon oranlarının hâlâ çift hanede dolaştığını söylememiz gerekiyor. Yani Türkiye diğerlerinden ayrı bir konuma sahip. Üstüne üstlük negatif faiz veren ülkelerin çoğu gelişmiş, mali dengelerinde fazla tehlike olmayan ülkeler. Bizde ise durum tersi; pandemi öncesi zaten kırılganlaşan makro dengeler pandemi ile birlikte iyice bozuldu. Popülizm kaygısıyla öne çıkan bir ülke yönetimi olarak, pandemiden zarar gören dar gelirli kesimlere yeterince doğrudan gelir aktarılamadığını unutmayalım. 

Faiz indirimine giden ülkeler talebi artırabilmek için çoğunlukla vergi oranlarında da indirime gidiyorlar. Halbuki bizde turizm dışında vergi indirimi yapılmazken tersine, önümüzdeki dönem KDV, ÖTV gibi tüketim üzerinden alınan vergilerde artırımların hız kazanması bekleniyor.

Merkez indirdiği gibi artırabilir mi?

Faiz oranlarında yapılan indirimlerin kurlara etkisine gelince... Mayıs toplantısında Merkez Bankası politika faizini 50 baz puanla beklentilere paralel indirmiş, karar sonrası dolar 6.81’den 6.78 TL’ye gerilemişti. Buradan yola çıkarak 25 baz puanlık indirimde kurların aynı kalması veya bir miktar aşağı gelmesi beklenebilir. 50 baz puan ya da üstündeki indirimlerde ise belki bir miktar yukarı gelecektir.

Aslına bakacak olursanız piyasaların yine “iyiyi satın alma havasında” olduğunu, kötü haberlere veya kaygılara fazla prim vermeden, kâr maksimizasyonu için iyi haberi fiyatlamaya daha teşne olduğunu söylemek gerekir. O nedenle çok radikal bir değişik olmadığı takdirde, Borsanın yukarı gidişini, kurların aynı kalmasını sürdürmeye devam edecekler gibi gözüküyor.

Ekonomik kaygılarla baktığınız zaman, böyle bir iklimde faiz indirimlerinin sürmesinden kaygılanmak gerekir. Çünkü herkes biliyor ki “Merkez Bankası gerektiğinde, indirim yaptığı gibi artırıma da gidebilir” denilebilse fazla sorun yok. Güvensizliğin nedeni belli; siyasi otorite faiz konusunda “ne olursa olsun indirim sürecek” diyor.

Buna ek olarak ekonominin dışında pandemi açısından da kaygıların arttığı bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de “ikinci dalga geliyor mu?” tartışması yapılıyor. Son salgın rakamları da böyle bir kaygıyı haklı çıkarıyor.

Piyasaların kayıtsız tavrına karşılık gerçekler ne derseniz, çelişkili bir durum olduğunu söylememiz gerekiyor. Piyasalar da çok iyi biliyor ki uygulanan politikalar uzun süre sürdürülebilecek politikalar olamaz. Tasarrufu kıt, dışa bağımlı, mali dengesi bozulmuş, enflasyonu yüksek, buna karşılık büyüme hırsı güçlü bir ekonomiden söz ediyoruz. Bu amaçlara ulaşabilmek için faiz oranlarının negatif olmaması, piyasaya müdahalelerin mümkün olduğunca düşük kalması, yatırım için olamasa bile portföy yatırımları için yabancılara cazip gelecek güvenilir bir ekonomi yönetimine sahip olmak gerekiyor. 

Bunun tam tersi olduğunu herkes gibi piyasalar da çok iyi görüyor. Eskiden Merkez Bankası’nın az da olsa bağımsızlığı vardı, “Sonunda gereken karar alınır” diye bakılırdı. Artık o da yok; Merkez Bankası’nın siyasi kaygılarla karar verdiğini tüm dünya gördü. Sadece Merkez Bankası değil tüm ekonomik kurumlar karar almak için tek otoriteyi dinliyor. 

Böyle bir ekonomik anlayışın, hele ki bu bozulan dengelerde uzun süre devam ettirilebilmesi mümkün değil. Faiz indirimlerinin otomatiğe bağlanmış olması da piyasaları rahatsız ediyor gibi görünmüyor.


Yazarın Son Yazıları