‘Yapay zekâ’nın iki yüzü
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Yapay zekâ’nın iki yüzü

09.09.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Yapay zekâ” teknolojileri, hızla her adımda şaşırtarak gelişiyor ama bu gelişme süreci iki yüzü olan Yunan tanrısı Janus’u anımsatıyor. 

Geçen yüzyılın öncü teknolojileri, başlangıçta taşımacılık alanında gelişiyordu, en büyük servetler orada birikiyordu. Bu yüzyılda, bilgi işlem ve simgesel üretim teknolojileri alanında gelişiyor ve birikiyor. Bu bağlamda yapay zekâ (YZ), sağlık, eğitim, ulaşım ve finans gibi birçok alanda büyük ilerlemeler vaat eden, çağımızın en dönüştürücü teknolojilerinden biri olarak öne çıkıyor. 

Ancak, YZ’nin insanlık adına büyük ilerlemeler vaat eden potansiyellerinin yanı sıra, küresel ısınma, çevre kirlenmesi, silah sanayi gibi alanlarda son derecede tehlikeli, “uygarlık yıkıcı” senaryoları gündeme getiren özellikleri de var. 

YZ VE ‘YAŞA DÜNYASI’

YZ teknolojilerinin hızlı gelişimi ve yaygınlaşması, hızla yaygınlaşan ve çapı sürekli büyüyen veri merkezlerinin gelişmesine bağlı. Bu veri merkezleri çok büyük miktarda enerji tüketerek sera gazı emisyonlarına önemli ölçüde katkıda bulunuyor. Çok büyük miktarda su ve “ender mineraller” tüketerek doğal kaynaklar üzerinde insanlarla rekabet etmeye başlıyorlar. Örneğin, Google’ın küresel veri merkezleri ve Meta’nın YZ araştırma geliştirme planları bu çelişkileri gözler önüne seriyor. Araştırmalar, Open AI’nin GPT-4 gibi YZ modellerinin önemli miktarda enerji ve su tükettiğini, bu modellerin eğitiminin günde yaklaşık 1.7 milyon litre su kullanabildiğini gösteriyor.

Ayrıca, veri merkezlerinde kullanılan piller için gerekli olan lityum ve kobalt gibi minerallerin çıkarılması, çevresel kirlenmeyi ve tahribatı daha da artırıyor. Bu çıkarma süreçleri genellikle büyük çaplı su kullanımı da gerektiriyor: Bir ton lityum çıkartmak için 2 milyon litre su kullanılıyor. Madencilikte özellikle bu minerallerin çıkarılmasında kullanılan sular, çevre kirliliğine, bu da insanın kullandığı su kaynaklarının, tarım da gereken suların kullanılamaz derecede kirlenmesine yol açıyor. İnsanın “yaşam dünyası” ile YZ’nin öğrenme gelişme gereksinimleri arasındaki uçurum hızla derinleşiyor. 

GÖZLEME-İZLEME-DİSİPLİN VE DEZENFORMASYON 

Doğrudan çevresel ve iklim krizi üzerindeki etkilerinin ötesinde, YZ’nin “sosyal medya” üzerindeki denetleme, izlem, yönlendirme ve yazılı, sesli hatta görsel yanlış bilgi üretme, yayma kapasiteleri hızla artıyor. Bu ortamda, YZ ve sosyal medya üzerinde yaşayan, örneğin Elon Musk, Peter Thiel, Mark Zuckerberg gibi bireylerin, Google, Amazon gibi korporasyonların, diğer bir deyişle kapitalist “aktörlerin”, insanlığın ekonomik siyasi tercihlerini, tüketim, estetik eğilimlerini yönlendirme gücü, dolayısıyla ülkelerin ekonomik siyasi süreçlerine müdahale etme, dengelerini bozma olanağı/riskleri de artıyor. 

YZ’nin hızlı ve geniş ölçekli yanlış bilgi üretme, yayma kapasitesi, iklim değişikliğiyle mücadele, kaynak dağılımını düzenleme çabalarını zayıflatmanın ötesinde dezenformasyon kampanyalarıyla en son İngiltere’deki faşist kalkışmalarda tanık olduğumuz gibi toplumsal krizlere yol açabiliyor. 

Bu madalyonun öbür yüzünde bir başka ikilem var. YZ ile güçlendirilmiş sosyal medya, antikapitalist, antifaşist hareketlerin örgütlenmesini harekete geçmesini kolaylaştırıyor, GPT4 gibi birçok dile birden çalışabilen teknolojiler (LLM) araştırma öğrenme, araştırma, entelektüel ürün yaratma hızını artırıyor. Buna karşılık aynı teknolojiler, ses, yüz, hatta beden tanıma, lokasyon belirleme araçlarının yardımıyla demokratik ya da diktatör rejimlerin halklarını denetim altına alma, yönlendirme pasivize etme kapasitelerinin daha önce görülmemiş oranlarda artırıyor. En kötüsü de bu yeni teknolojinin, Musk, Thiel, Altman gibi bir avuç psikopatın elinde yoğunlaşmış olması. 

Böylece otoriter, faşist rejimlerle mücadele edecek kurumları ve teknolojileri geliştirmek zorlaşıyor. Hatta denebilir ki bugün “süreç olarak faşizme” direnebilmek için, 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyılın sonuna kadar büyük ölçüde geçerli olan örgütlenme, haberleşme, hareketlenme/çalışma tarzı kurum ve teknolojilerini hızla gözden geçirmek, yeni teknolojilere ve halk sınıflarında gelişen yeni öznelliklere uyum sağlayacak biçimde güncellemek gerekiyor.

Yazarın Son Yazıları

Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026
‘Alea iacta est’

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş...

Devamını Oku
28.05.2026