Altın Musluklu Saray’ın Kızıl Elması

05 Eylül 2020 Cumartesi

Saray’ın propaganda bakanlığı (İletişim Başkanlığı), bir klip hazırladı ve AKP’nin “kızıl elma”sını bir kez daha gündeme getirdi.

Klipteki Kızıl Elma Marşı’nın bir dizesi şöyle:

Hedefimiz kızıl elma marş ileri

Klipte ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan, Kuranıkerim’in Fetih suresinden ayetler okuyor.

Saray’ın “kızıl elma”dan ne anladığına gelirsek...

Bu konu ilk kez yine Erdoğan tarafından 2017 Mayısı’nda yapılan Ensar Vakfı’nın 38. genel kurulundaki konuşmasında dile getirilmişti. Erdoğan o konuşmada öncelikle nasıl bir “nesil” istediğini açıklığa kavuşturmuştu:

Ülkemizin ihtiyacı, milletimizin talebi, bizim hayalimiz olan nesillerin yetiştirilmesi konusunda hâlâ pek çok eksiğimiz bulunuyor. Dilimizden tarihimize kadar birçok alanda ecdadımıza ve kültürümüze duyulan husumetin ürünü bir yaklaşımla hazırlanmış olan müfredatlar daha yeni yeni değişiyor. Biz 14 yıldır siyasi iktidarız. Ama halen sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var.

İnsan yetiştirmek her şeyden önce inanç, adanmışlık, sabır ve süreklilik gerektirir. Her imkânımız var, tek eksiğimiz hizmete dönüştürecek adanmışlardır. Biz 80 milyon insanın tamamına ulaşmayı hedefleyen bir hareketiz, bunun farkında olmamız gerekir.

Erdoğan, aynı konuşmasında, yeni “kızıl elma”nın ne olduğunu şöyle dile getirmişti:

Artık 2053 vizyonumuz bir temenniden ibaret olmaktan çıkmış, gençlerimizin gerçekleştirebileceklerine inandığımız yeni kızıl elmamız haline dönüşmüştür. Hamdolsun.

Propaganda bakanlığının son hazırladığı klipte, Erdoğan’ın okuduğu şiirdeki şu dizeler dikkat çekiciydi:

Anadolu başlar, vatan olmaya / Kızıl elmaya hey, kızıl elmaya…

Böylece, 1919’u, 1923’ü, 30 Ağustos’u, 29 Ekim’i yok saymalarının gerekçesi ortaya çıkmış bulunuyor: Tüm ülke ve yurttaşları fethedilmedikçe Anadolu onlar için “vatan”dan sayılmıyor!

Kızıl elmadan kasıtları, İstanbul’un fethinin 600. yılında tüm Türkiye’yi fethetmek.

Beyaz atın üstündeki fatih, altın musluklu sarayında işte o günü bekliyor. Yanında da cihat kılıcını kuşanmış şeyhülislamı duruyor!

İyi Komşuluk Varken...

İnsanlığın büyük bir salgın ile cebelleştiği günlerde olan bitenler şaşırtıyor insanı:

Suriye bin parça. Dünya egemenleri, petrol uğruna insanları birbirine boğazlatıyor, ırkçı, dinci terör örgütlerini kendilerine bekçilik yaptırıyorlar.

Libya, benzer durumda. Üstüne bir de Ege’de gerginlik çıktı.

Yunanistan’ı yöneten kadroların geleneksel tutumudur. Emperyalizmin güdümlü mermisi olurlar. Geçen yüzyıl başında, başta İngiltere olmak üzere, sömürgen ülkelerin saldırgan unsuru olarak Anadolu’yu kana bulamışlar, onurlu bağımsızlık savaşımız ile basıp gitmişlerdi.

Şimdi de başta Fransa olmak üzere arkalarını yine sömürgen Batı’ya yaslayıp Türkiye’nin burnunun dibinde taşeron enerji şirketi konumunu üstlendiler.

Tarihten gelen birçok ortak unsuru barındıran iki halkın iyi komşuluk için çok uygun bir birikime sahip olmasına karşın çıkar uğruna düşmanlığın körüklenmesi, savaş çığlıkları atılması, özellikle de insanlığın ölümcül bir bela ile boğuştuğu bir dönemde çok saçma geliyor bize.

Ege’deki doğal kaynakları, sömürgenlerin karışmasına izin vermeden, el ele birlikte barış içinde değerlendirmek varken birbirine diş bilemenin ne anlamı olabilir ki?


Yazarın Son Yazıları

İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020
Kız Adından Baraj Olmaz 11 Temmuz 2020
Bakın Şu Konuşana... 27 Haziran 2020