“Bizim 68’liler” kuşağının ruhunu boğmaya dönük, Deniz Gezmiş’ler, üç fidanın bin bir dolap çevrilerek idam edilişlerine; “üçe üç” nidaları ile kapıları açmanın boşuna olmaması gibi... Menderes hükümetinin çoğulcu demokrasiye geçiş adına, gerçeğinde bu ülkenin yağmacı sağdan kitlelerinin, tüccarlarının, çıkarlarına hizmet etmesi, ülkenin Cumhuriyet devrimleri ile sağlanmış kazanımlarını yağma ettirmesi çok başka. Yetmez, on yıllık iktidarları icraatlarının özellikle ikinci 5 yılında hızla diktatoryal bir düzene geçişleri çok başka.
Gerçeğinde ağababalıklarını yapan, büyük Amerika gidişlerinin zamanının geldiğine de karar vermişti. Menderes, can havliyle gerçeği görüp Rusya’yla bağ kurma, gidiş için çaba göstermişken “Yassıada yargılamaları” olarak yaratılan, elbette insan hakları, hak hukukuna da aykırı bir formül türetilmişti. İşledikleri haksızlık, hukuksuzluklar üzerinden “Yüce Divan”da yargılanmaları gerekiyordu. “Üç idam” kararı vicdana, hukuka aykırı sonuçları, kurulmuş emperyal tuzak senaryosu ile kirli algı yönteminde bir kez daha ülkemizin aydınlanmacıları ile karşıtları arasındaki düşman kalma senaryolarına geçerlilik kazandırılmıştı.
Haksızla haklının tersyüz edilmesinin sağlanması ile yetinilmemiş, akla kara birbirine karıştırılmıştı.
***
NATO’nun, askeri kuruluş gerekçelerini, güncel bir köşeyazısı konusu yapmanın ne yeri ne de zamanı. Ancak “dostum Trump”ın ağzından hiç düşürmediği vurguları ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için çok yararlı olacağının altını kalın çizgilerle çizmesinin anlamı olmalı. Ankara’da yapılacak toplantı gelişmelerinin haberleri öyle yenilir yutulur gibi değil. Kuşkusuz ülkemiz açısından başı çekmesi gereken boyutlarında, ülkemize getirdiği ekonomik maliyetler olmalı.
Saray kaynaklı ekonomik maliyetlerin hesaplanabilirliğinin yapılabilir olabilirse de kamuoyuna yansıtılabileceğini öngöremeyiz. Saklanamayan hazırlıkların gerçeklikleri üzerinden yansıyanlar bile, ülkemizin onuru açısından da öylesine utandırıcı, yüz kızartıcı boyutlara vardı ki... Güvenlik gerekçeli ortalıkta dolaşmaları sakıncalı görülenlerin önlem olarak tutuklanmalarından mı başlasak? Yoksa çirkin görüntü vermemeleri adına binaların boyatılmasından mı? Kimi yoksulluk, yoksunluk adına ayıplı sokaklara yanlışlıkla girilmemesini sağlamak üzere önceden kapatılmaları kararlarından mı?
Yoksa dünyadan ekonomik maliyetleri ile de çok ağır gazeteciler orduları davet edilmişken bizimkilerin seçmeli bir avuç, geri kalanı için yasaklamalardan mı söz etsek? Unutmadan Trump’ın uçaklarının iniş kalkışına uygunluk sağlanması gerekçeli pistlerde yapılmış çalışmaların yüksek maliyetlerinin yanında, gerçeğinde boşa harcama olmadıkları, sonrasında Cumhurbaşkanlığı uçaklarının iniş kalkışları için de çok işe yarayacakları vurgulamaları yapılmakta.
***
Bizim gerçeklerimiz, gündemlerimizden ne haber?
İstesek de istemesek de hiçbirinden kurtulma şansımız yok. Nefes alamıyoruz. Sadece Avrupa’yı kasıp kavuran sıcakların bize de bulaşmasıyla kalabiliyor olsa. Her sabaha yeni operasyonlarla uyanmaktan kurtulabilecek gibi değiliz. Yargılamalar üzerinden gelen kanıtlı gelişmelerle, seçim kazanmış belediyelere operasyonların yargılamalarından, her gün yeni bir hukuksuzluğun belgesi ulaştıkça... Hâlâ yeni operasyonlara umut bağlanması, Saray-mutlak butlan ittifaklarının çıkmazı olmayacak mı?