Çarşamba günü Silivri’deydik. 9 cezaevinden kurulu kampüsün girişinde yeni inşa edilen, bu yıl “hizmete giren” dünyanın en büyük duruşma salonunu da gördük.
Duruşma salonları cezaevi iç girişinin tam karşısında. Ana girişi karşınıza aldığınızda sağ tarafta en yeni duruşma salonu, sol tarafta 2015’te yapılan duruşma salonu, tam karşı solda Ergenekon kumpas davalarının görüldüğü spor salonundan bozma duruşma salonu, yine tam karşı sağda da kütüphaneden bozma küçük duruşma salonu var. Son iki salonda biz yargılandık. İlk iki salon daha büyük davalar için yapıldı.
Ekrem İmamoğlu 2015’te inşa edilen salonda yargılanıyor. Beşiktaş, Seyhan, Avcılar Belediye başkanlarının tutuklu yargılandığı Aziz İhsan Aktaş davası ise en büyük salonda görülüyor.
11 bin metrekarelik alana kurulu, 3 bin 255 metrekare iç genişliğine sahip, sanıklara 555, avukatlara 1268, izleyicilere 450 sandalyenin ayrıldığı salonda güvenlik olarak 500 jandarmanın olması planlanmış. Tutuklular alttaki tünelden, kimseyle temas kurdurulmadan salona alınıyor.
***
Dev salona girdiğimizde toplam 7 tutuklu sanık vardı. Her tarafı kapalı salonda insanlar nohut tanesi gibi görünüyordu. İzleyici bölümündeki sanık yakınlarının duruşmayı sağlıklı izlemesi mümkün değil. Belki dürbünle...
Burada adaleti ara ki bulasın!
Buradan İmamoğlu’nun yargılandığı salona geçince insan daracık bir yere gelmiş gibi hissediyor!
Çarşamba günü İBB Emlak Daire Başkanı Kağan Sürmegöz savunma yapıyordu. Duruşma, savunma yapan kişiye göre bambaşka şekiller alıyor. Zabıta yargılanırken izlediğinizde, “Bu dava belediye hizmeti verilirken yaşananları içeriyor olmalı” diyorsunuz. Reklam şirketi yöneticisi yargılanırken izlediğinizde, “Kentin bilboard ihalelerinde yaşananlar yargılanıyor” diyorsunuz. Sürmegöz de 20 yıldır İBB’de çalıştığını anlattı. AKP’den seçilen Kadir Topbaş, Mevlüt Uysal’ın belediye başkanlıkları döneminde de görev yaptığını söyledi. İşinin özünün değişmediğini, İmamoğlu döneminde gelirlerin katlandığını rakamlarla ifade etti. Kimi ihale rakamları için “Bunun benzerini karayolları da yaptı, o fiyatlarla karşılaştırın” dedi.
Anlattıkları tamamen uzmanlık gerektiren, bir hâkimin genel bilgisi ile ayırdına varamayacağı şeylerdi. Zaten Hazine’den uzman istenmiş. Yer yer onun bilgisine başvuruluyormuş.
İmamoğlu “çete lideri” olarak yargılandığı için 59’u tutuklu 419 sanığın işlediği her “suçtan” sorumlu. Topladığınızda istenen hapis 2 bin 500 yılı buluyor. Allah uzun ömür versin!
***
Silivri davalarından arınma bekleyen beklemeyen herkesi bir kez olsun bu salona gelip duruşmaları izlemeye davet ediyoruz. Keşke TRT’den canlı yayınlansaydı.
Bu davaların ruhunu görmek için binlerce sayfalık iddianameleri okumaya da gerek yok. Bir gün izlemek yeterli.
İBB duruşmalarında avukatların, sanık yakınlarının ve partinin aktif yöneticilerinin dışında en çok karşılaştığımız kişi Rıdvan Budak oldu. 12 Eylül döneminde yargılanan, yıllarca hapis yatan, DİSK Genel Başkanlığı yapan, TBMM 21. Dönem milletvekili Budak, “Buradan her şey çıkar, hukuk çıkmaz” dedi, devam etti:
“1980 darbe döneminde bile öngörülebilir bir yargılama süreci vardı. Her dava kendi içinde ayrı görüldü; DİSK ayrı, parti davaları ayrı... Burada her şey iç içe. Sanıkların her biri belgeleriyle suçsuzluğunu ispatlıyor. Ama tutuklu yargılanıyor.”
12 Eylül “Terörü bitireceğiz” diye demokrasiyi bitirdi!
Bugün “Yolsuzluğu bitireceğiz” diye CHP’yi bitirmek istiyorlar!