Karanlık kapı

Karanlık kapı

02.12.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyaset bir “niyet”, “dava”, “tarihsel misyon” meselesi değildir, daha doğrusu olmamalıdır, ki bu gerekçelere ve gerekçeler ile tutsak düşmeyelim, oysa içinde bulunduğumuz hal, “o hal”dir.
Bizde siyaset maalesef, pek çoğumuz için hâlâ bir hak, hukuk, özgürlükler meselesi değil, iktidarı destekleyen de, karşı çıkan da, “öyle ama, niyetleri iyi” veya “zaten niyetleri kötü” fikrinden yola çıkabiliyor. O nedenle biz önce şu “niyet” meselesi ile başlayalım. Tabii ki, her şeyden önce halis niyetli olmak lazım, iyi işler yapmak için ama o yetmez, akıl, izan, bilgi sahibi olmak lazım. İktidar çevresinin niyetinin halis olup olmadığını bilemeyiz, içinde halis niyetli olan vardır, olmayan vardır, dahası niyet dediğiniz davanızın ne olduğuna bağlı, sizin beğendiğiniz dava benim aklıma yatmayabilir. Ama hadi şimdilik, bunu da bir yana bırakalım, ancak halis niyet hiçbir şekilde izi sürülemeyecek bir şey değildir. Kendinizce “iyi niyet” ile işe girişirsiniz ama sonuçlarına bakıp, kendinizi sorgulamaktan kaçınırsanız, ona iyi niyet değil, sabit fikirlilik, dar görüşlülük, dayatmacılık denilir. “Cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşenir” atasözü durduk yerde icat edilmiş değil, ciddi bir ihtar, ihtiyat mahiyetinde kabul görmüştür. Tam da bu nedenle, diyelim, iyi işler yapmak için yola çıktınız, önce sonuçlarına bakacaksınız, sonuçta mevcut iktidar ne niyetle yola çıkmış olursa olsun, sonu felaket tablosu oldu. Her şeyden evvel toplum bölünmüş, siyasi gerilim artmış, hapishaneler dolmuş, Kürt meselesi olmadık bir çıkmaza girmiş, dış politika, ekonomi tam bir çöküş içinde. Bu işte bir garabet yok mu diye düşünmek lazım. Ne olmuş da iktidarınızı destekleyenler dışında herkes canından bezmiş, ne olmuş da size itiraz edenleri zorla susturmak yollarına sapmışsınız? İyi işler yaptığına inananlar, itiraz edenden bu denli korkar mı? Bırakın herkes sizin, sizin icraatlarınız hakkınızda ne düşünüyorsa söylesin, siz haklıysanız zaten haksız çıkacaklar, değilseniz siz kendinize çekidüzen vereceksiniz.

***

Bu hesaptan kaçmanın yoludur, işleri olduğundan daha karışık göstermeye çalışmak. “Üst akıl”, “yedi düvel düşman” laflarının bundan başka bir anlamı yok. Zamanında, size karşı olanlar da, toplumsal dinamikleri kavramaktan, içinde yaşadıkları toplumu anlamakta acze düştüğü için, sizin iktidara gelmenizi benzer şekilde açıklıyordu, hâlâ o akılda olanlar var. Var da, bu akılların kimseye ve en önemlisi bu ülkeye hayrı yok, olmadığını gördük, görmeye devam ediyoruz.
Ve nihayet, illa da bir “dava” adına büyük iddialarınız var ise, dünya, siyaset, tarih konusunda, iddianızı temellendireceğiniz ölçüde aklınızın, izanınızın, bilginizin olması lazım. Orta mektepte okuduğunuz üç beş derme çatma kitapla, ergenlik öfkenize tercüman olan üç beş şiirle, size yaranmak için, size payandalık etme gayretinde olanların Wikipedia’dan edinilmiş bölük pörçük malumatıyla, bu işler olmaz. “Dava” her ne ise, başına büyük sıfatı yerleştirmekle yücelmez, sadece sıfat eki almış olur.
Kişisel hayatında başarısızlıklarını bin bir mazerete dayandırmaya çalışan ama asla kendi hata ve eksikliklerine bağlamayan, o nedenle battıkça batan birinin durumu ne ise, başına gelen felaketleri ve dahi tüm sorunları dış etkenler, gizil güçler, hilelere dayandıran toplumların durumu da o. Bu tür toplumlar, sorunlarına çare değil, mazeret buldukları için, başlarına gelenler içinde boğulup gidiyorlar. Türkiye bu trenden inmek yerine, halihazırda ona lokomotif eklemiş vaziyette.

***

Olgun insan, karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeye çalışır, bunun için kendini sorgulaması gereken yerde sorgular, bu toplumlar için de böyle. Mazeret bulmanın sonu yok, iş “amcamlar misafirliğe geldi sınava çalışamadım”la başlar, “yedi düvel rahat bırakmıyor”la devam eder. Ancak, toplumsal düzeyde bu zihniyetin bedelini fazladan bir de aklı buna yatmayanlar çeker, “senin bu işte sorumluluğun yok mu” diyen okka altına girer.
Kısacası, mesele sıradan bir savruluş, dünyayı ve Türkiye’yi, sorunları kavrama ve ona göre siyaset kurgulama aczine düşüp çareyi otoriterleşmede görme hatası. Söz konusu olan, “dava”, niyet, misyon falan değil, onlara yüklenmiş zaaflar, daha doğrusu “soylulaştırılmış zaaflar.” Mesele sorunlarla yüzleşmekten kaçıp mazeret uydurmak, dünyayı kavramaktan acze düşüp, kendini biricik sanmak, gelecekten korkup, geçmişe sarılmak ve nihayet hak ve hukuk ile yönetmekten acze düşüp, zora başvurmak. Kısacası, insanlık tarihinin de ve güncel dünyanın da tanıdık olduğu karanlık kapıdan girdik bir kere, çıkışı nereye hiç belli değil.  

Yazarın Son Yazıları

‘Yeni devlet’

‘Yeni devlet’

Devamını Oku
07.08.2017
Müftü nikâhı ve İslami rejim

Müftü nikâhı ve İslami rejim

Devamını Oku
04.08.2017
‘Hans’ın ne dediği’

‘Hans’ın ne dediği’

Devamını Oku
31.07.2017
‘Evrim teorisi’

‘Evrim teorisi’

Devamını Oku
28.07.2017
Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Yeni Türkiye’nin tarih yazımı

Devamını Oku
24.07.2017
15 Temmuz’un anlamı

15 Temmuz’un anlamı

Devamını Oku
17.07.2017
15 Temmuz

15 Temmuz

Devamını Oku
14.07.2017
Parayla saadet olmaz

Parayla saadet olmaz

Devamını Oku
10.07.2017
‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

‘Adalet Yürüyüşü’ ve 15 Temmuz

Devamını Oku
07.07.2017
Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Rıdvan Bey, Katar ve diğerleri

Devamını Oku
03.07.2017
Katar krizi

Katar krizi

Devamını Oku
30.06.2017
Yine hüzünlü bir bayram

Yine hüzünlü bir bayram

Devamını Oku
26.06.2017
Adalet istiyoruz! (23.06.2017)

Adalet istiyoruz!

Devamını Oku
23.06.2017
Nerden başlasak nasıl anlatsak

Nerden başlasak nasıl anlatsak

Devamını Oku
19.06.2017
Katar’ın başına gelenler

Katar’ın başına gelenler

Devamını Oku
09.06.2017
ABD, Türkiye ve Kürtler

ABD, Türkiye ve Kürtler

Devamını Oku
05.06.2017
Toplum yorgunluğu

Toplum yorgunluğu

Devamını Oku
02.06.2017
Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Trump’ın yeni Ortadoğu siyaseti

Devamını Oku
29.05.2017
İki veda

İki veda

Devamını Oku
26.05.2017
‘Devrime hazır olun’

‘Devrime hazır olun’

Devamını Oku
22.05.2017
Kötü yönetim ve dış siyaseti

Kötü yönetim ve dış siyaseti

Devamını Oku
19.05.2017
‘Türbe, tarih, siyaset’

‘Türbe, tarih, siyaset’

Devamını Oku
15.05.2017
Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Fransız seçimleri ve demokrasi krizi

Devamını Oku
12.05.2017
İslamcılık, çirkin itiraf

İslamcılık, çirkin itiraf

Devamını Oku
08.05.2017
Yeni siyasi arayışlar

Yeni siyasi arayışlar

Devamını Oku
05.05.2017
Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Hindistan ziyareti ve İslamcılar

Devamını Oku
01.05.2017
Referandum sonrası Kürt meselesi

Referandum sonrası Kürt meselesi

Devamını Oku
28.04.2017
Nafile analizler

Nafile analizler

Devamını Oku
24.04.2017
Her şeye rağmen

Her şeye rağmen

Devamını Oku
17.04.2017
Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Son itiraz hakkımız, son kararımız Kesinlikle HAYIR!

Devamını Oku
14.04.2017
İslamcıların Suriye ile İmtihanı

İslamcıların Suriye ile İmtihanı

Devamını Oku
10.04.2017
Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Fırat Kalkanı; ‘zafer’ mi ‘hezimet’ mi?

Devamını Oku
03.04.2017
‘Vicdan ve adalet nöbeti’

‘Vicdan ve adalet nöbeti’

Devamını Oku
31.03.2017
En büyük tehlike (27.03.2017)

En büyük tehlike

Devamını Oku
27.03.2017
Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Dünya ve Türkiye; vahim vaziyet

Devamını Oku
24.03.2017
En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

En güzel evler, en iyi arabalar en kötü siyaset

Devamını Oku
20.03.2017
18 yaşında seçilme hakkı

18 yaşında seçilme hakkı

Devamını Oku
17.03.2017
‘Hollanda krizi’nin ötesinde

‘Hollanda krizi’nin ötesinde

Devamını Oku
13.03.2017
‘Erdoğan ve liderlik’

‘Erdoğan ve liderlik’

Devamını Oku
10.03.2017
‘Milli Kültür Şûrası’

‘Milli Kültür Şûrası’

Devamını Oku
06.03.2017