Değerler karmaşası - İsmail DOĞAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Değerler karmaşası - İsmail DOĞAN

15.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Toplumumuzda kavramlar ve değerler anlam farklılıkları çoğunluk kesim tarafından yeterince bilinmediği veya öğretilmediği için günlük yaşamda ve olaylara bakış ve değerlendirmelerimizde karışıklık ve yetersizlik yaratmaktadır. 

Bu yazımızda özellikle “önemli-değerli” kavramları arasındaki farkı ve “etik değerler-kültürel değer yargıları” arasındaki farkları ve sonuçlarını irdelemeye çalışacağız.

Önemli ve değerli kavramları içerikleri itibarıyla farklı anlamlar ifade etmektedir.

Örneğin; bir kişi, lider, kurum veya parti yaşamımız üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak gerek ekonomik gerek sosyal gerek yönetsel olarak karar verme ve etki sahibi olabildiğinden bizim için istencimiz dışında çok “önemli” olabilir. 

Fakat yukarıda belirtilen aynı kişi, lider, kurum veya parti ideolojisi, taşıdığı sosyal değerler ve dünya görüşü gereği veya yaşama bakış açısı gereği, bizim temel değerlerimize hitap etmiyorsa bir “değer” ifade etmeyebilir.

İşte bizler bu ayrımın bilincinde olursak buradaki duruş biçimimizi ve davranış biçimimizi daha sağlıklı ve faydalı biçimde belirleyebilmemiz olası olacaktır. Bu da yaptıklarımız ile ilgili farkındalık oluşturacaktır. 

ETİK DEĞERLER-KÜLTÜREL DEĞER YARGILARI 

Ülkemizde yaşayan filozof Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin dediği gibi “Eğitimdeki önemli sorunlardan biri, öğrenci yetiştirirken bilmeyle ilgili yeteneklerini geliştirmeye çalışılması ama etik yeteneklerin göz ardı etmesi ya da bunu din ve ahlak eğitimiyle yapmaya çalışmasıdır”.

Temel insani ortak “etik değerler”, bütün insanlığı ve toplumu kapsadığı için, üzerinden yapılan temel eğitim sonucunda birbirinin varlığını ve temel haklarını kabullenen, ortak değerler oluşturan birey ve toplulukların oluşmasını sağlar.

Bu da insanlık için huzurlu ve adaletli bir dünyanın yaratılmasında en belirleyici ve öncelikli kaynak olacaktır.

İşte ülkemizdeki iktidara baktığımızda etik değerler yerine kültürel ve kimlik değerlerini öncelikli referans alarak siyaset yaptığı için kültürel birikimi olmayan çoğunluğu etkileyerek iktidarını yıllardır sürdürmektedir.

ÇÖZÜM 

Yapılması gereken; ülkedeki tüm insanları kapsayan temel ortak etik değerler birinci ve öncelikli referans alınarak siyaset yapılmalı ve bu konuda seçmen bilgilendirmeli ve bilinçlendirmelidir. İnsanlar ancak bu bilinci edindiğinde ortak payda-ortak fayda etrafında birleşebilir ve herkes olabildiğince ülke kaynaklarını adaletli bir şekilde paylaşarak yaşama katkı sağlar ve insanca yaşayabilir.

Ülke muhalefetinin özellikle ana muhalefet CHP, zaman yitirmeden bu konuda plan ve programlar oluşturabilirse, iktidarın değişmesi ve daha adaletli bir oluşumun, düzenin sağlanması olası olacaktır.

İSMAİL DOĞAN

İLETİŞİM UZMANI-DANIŞMANI 

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026