Olaylar Ve Görüşler

Halkın bayramı - Prof. Dr. Nur SERTER

28 Ekim 2023 Cumartesi

Cumhuriyetin 100. yılını coşku ile kutlamak, Cumhuriyetin ışığını karartmak isteyenlere bir başkaldırıdır. Onun ilkelerine sahip çıkıldığını gösteren bir irade beyanıdır. Toplumun gerici ve bölücülüğe karşı laik devleti, üniter yapıyı, devrimleri koruma refleksidir.

Büyük Atatürk’e olan sonsuz bağlılığın, Aydınlanma Devrimi’ne sahip çıkmanın, kadın haklarını savunmanın, tam bağımsızlığa, özgürlüğe ve demokrasiye olan özlemin ilanıdır. Cumhuriyetin 100. yılını coşkuyla kutlamak, emperyalizme, kapitalist sömürü düzenine meydan okumak, halktan yana olmaktır.

100. yıl kutlamaları Türk siyaseti için de gerçek kimlikleri ifşa eden bir turnusol kâğıdıdır. 

Çünkü Cumhuriyet, bizi biz yapan Türkiye modelinin güvencesidir.

Gelin görün ki televizyonlardaki özel kuruluşların, büyük özenle hazırlanmış reklamları olmasa, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutladığımızı bile fark edemeyeceğiz.

MEYDAN OKUMALAR

Çeşitli bahanelerle kaldırılan, ertelenen resmi kutlamalar malumun ilamından başka bir şey değil. Cumhuriyet dönemine “reklam arası” diyenler, “100 yıllık narkoz” benzetmesi yapanlar, cehaletlerini kinleriyle besleyenler, gücü ellerinde tutmanın hezeyanı ile yıllardır Cumhuriyete saldırıyorlar. Bir avuç sapkın azınlık alternatif törenlerle Cumhuriyete meydan okuma telaşı içinde. Kendilerine özgür ve bağımsız bir ülke armağan eden büyük Atatürk’ten intikam almaya çalışıyor. Tarikatlar da bu fırsatı kaçırmıyor. “Risale-i Nur kongreleri” düzenleniyor. Ankara Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü “100. Yıl Anma Programı” düzenlemiş. Program Kuran tilaveti ile başlayıp hatim duası ile devam ediyor. 

Neden yapmasınlar ki? “Dur” diyen yok, hesap soran yok. Din devletine yeşil ışık yakan, görmezden gelen çok! Laikliğe, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan bir siyaset anlayışından yoksunluk ise gün geçtikçe kemikleşiyor. Sözde laik olanların özde laik olmadıklarını hatta ılımlı bir laiklik tanımında bütünleştiklerini görmemek mümkün mü? Laikliği hırpalayanların Cumhuriyeti coşku ile kutlamaları beklenebilir mi?

ATA’NIN HUZURUNDA

Halkın iradesiyle seçilenler, halkın Cumhuriyetini her zaman olduğu gibi yine klişeleşmiş, kuru, soğuk, duygusuz birkaç satırlık mesajla kutlayacaklar. Kutlama mesajlarına kimileri Mustafa Kemal Atatürk’ü ekleyecek kimileri bunu bile çok görecekler. Danışmanlarının internet aramasıyla bulacakları birkaç etkili cümlenin altına imzalarını atarak bu yükten kurtulacaklar. Şimdiden internette “En etkili Cumhuriyet kutlama mesajları” yayımlanmaya başladı bile...

Siyaset erkânı, 29 Ekim günü, zoraki adımlarla Anıtkabir’in merdivenlerini tırmanıp saygı duruşunda bulunacaklar. Böylece görevlerini tamamlamış olacaklar.

Onların “resmi törenleri” son bulduğunda, görevi halk devralacak. Halk, kendi bayramını kendi yöntemiyle, coşkuyla, sevgiyle, gözyaşıyla, şükran duyguları ile yapay değil gerçek olan tüm duygu ve düşüncelerini harmanlayarak kutlayacak. Ata’sının kurduğu Cumhuriyetin gerçek sahibinin halk olduğu bilinci ile meydanları dolduracak. Anıtkabir dolup taşacak. Köyünden kopup gelen Mehmet amca, koluna taktığı Hatice teyze ile bastonuna dayanarak, Anıtkabir merdivenlerini bir solukta aşıp Ata’nın huzurunda bulunmanın coşkunu yaşayacak. Küçük kız, ay yıldızlı kırmızı tişörtü ile yine “Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Atatürk” diye haykıracak...

EMANETE SAHİP ÇIKMAK 

Genci ile yaşlısı ile Türk milleti kendi bayramını, kendisi kutlayacak! Siyasetin bıraktığı boşluğu Türk halkı en içten ve temiz duygularla kendisi dolduracak. 

Türk halkının çıkarsız, hesapsız, maskesiz Cumhuriyet sevgisi, Atatürk sevgisi ile özdeşleşmiştir. Bu sevgiyi göremeyenler, Atatürk ilke ve devrimlerini tarihin tozlu sayfalarına gömmek isteyenler, Atatürk düşmanları, sahte Atatürkçüler, sahte Cumhuriyetçiler, Atatürk’ü kendilerine benzetmeye, onun düşüncelerini çarpıtarak kendi sapkınlıklarını örtmeye çalışanlar bilmeliler ki Cumhuriyetinin tek sahibi vardır: Türk halkı. 

Çünkü Atatürk Cumhuriyeti halkın Cumhuriyetidir. Cumhuriyet Bayramı halkın bayramıdır. Yüreği titreyerek, gözleri yaşararak 100. yılı kutlayanlara ve onu sonsuza dek, tüm ilke ve değerleri ile yaşatmak için mücadele verenlere ne mutlu!

Atatürk’ün yolundan sapmadan yürüyen, bu uğurda bedel ödeyen, 29 Ekim 1923’de saat 20.30’da Türkiye Büyük Millet Meclisi sıralarında ayağa kalkarak “Yaşasın Cumhuriyet” diye haykıranları saygı ile anıyor, büyük Türk milletinin bu kutsal emanete sahip çıkacağı inancı ile Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyorum.

Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın halkın bayramı. 

PROF. DR. NUR SERTER


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları