Hangi tek sağlık? - Rüştü Taştan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Hangi tek sağlık? - Rüştü Taştan

13.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bütüncül düşünce potansiyeliyle “tek sağlık”, hekimliğin son 200 yıllık deneyiminin, bilgi birikiminin sentezidir. Tek sağlık’ın öncülü “tek tıp” terimi 20.yüzyılın son yarısında gündem olmuş, çeyrek yüzyıllık ömrünü tamamlamıştır.

Başlangıçta hekimler ve veteriner hekimlerce geliştirilen “tek tıp” 21. yüzyılın karmaşık sağlık sorunları nedeniyle Tek sağlık’a evrilmiştir. Günümüzde Tek sağlık düşüncesi; insanlar, hayvanlar ve çevremiz için optimum sağlık elde etmek amacıyla yerel, ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte çalışılan çoklu disiplinlerarası anlayış, ortak çaba, yeni bir ‘düşünce sistemi’ olarak bilinmektedir. Son 200 yıllık bilimsel birikimle sağlık gündeminde öne çıkan Tek sağlık, bütüncül paradigma olarak 22 yıldır stratejik önemini sürdürmektedir. Geçen 3-4 yılda Covid-19 pandemisiyle yüzleşen insanlık, bir yanda salgının sosyoekonomik, sosyoekolojik travmalarıyla uğraşırken, diğer yanda bilim ve aşı karşıtlığının sancılarıyla yaşamaktadır. Yaygınlaşan bu trajedi yarınlar açısından düşündürücü, kaygı verici olmaktadır!

 RİSKİ AZALTMAK, TEHDİTLERİ ÖNLEMEK

Türkiye’de 2007’den beri süregelen ‘Tek sağlık’ yolculuğunda, literatürde gözlemlenen yanlış terminoloji, hatalı bilgi birikimi ve yaygınlaşan “bilgisalgını” nedeniyle Tek sağlık Düşüncesi (TSD) üzerine eleştirel görüşlerimi 2021’de şöyle tanımlamıştım: “İnsanlığın yaşamsal deneyimleri, bilgi birikimi ve güncel bilimsel veriler ışığında söylenebilir ki; Tek sağlık, ‘Antroposen Çağının Karmaşık Sağlık Sorunlarını’ disiplinlerötesi yaklaşımla çözme potansiyeline sahip, riskleri azaltma, olası tehditleri önleme ilkeleriyle öne çıkan, çokludisiplinlerarası ve mesleklerarası işbirliği temelinde gelişen bir ‘düşünce sistemidir’. Tek sağlık, yüzyıllardır süregelen ve günümüzde ‘Biyolojik Tehditler ve Pandemik Salgınlar Fırtınası’na dönüşen, kronikleşmiş sağlık problemlerinin üstünü örtmede kullanılacak moda bir ‘kavram’ veya ‘yeni paradigmanın’ farkındaymış gibi yansıtılan, basit iki sözcük değildir, olmamalıdır da.” Bu konu “Tek sağlık, 21.Yüzyılın Karmaşık Sorunlarıyla Yüzleşmek” kitabında incelenmesine karşın, son 5 yılda tanım üzerinde ne sosyal medyada ne de “akademik platformlarda” tartışılmamıştır. TSD üzerinde duyarsızlık, düşündürücü, stratejik olarak kaygı vericidir.

BİLİMİ ÖNCELEMEK

Uluslararası sağlık örgütlerinin TSD’yi önemseyerek 2021’de “Tek sağlık Üst Düzey Uzmanlar Paneli’ni oluşturmaları ortak aklın evrimi niteliğindedir. Dolayısıyla, “Tek sağlık Düşüncesi” 21. yüzyılda moda kavram değil, 2500 yıllık düşünce yolculuğunun çağcıl paradigmasıdır. Bu paradigma, mikrobiyal tehditlerin, biyoçeşitlilik kaybının, iklimsel afetlerin ivmelendirdiği sosyoekolojik, sosyoekonomik, sosyopolitik dinamiklerin sinerjik etkilerinin sonucudur. Tek sağlık Düşüncesi, karmaşık sağlık sorunlarının çözümlenmesinde, tehdit ve tehlikelerin önlenmesinde, canlıların “ortak sağlığının” korunmasında uygulanılabilir yol ve yöntemdir. Eğer, sağlık sorunlarının çözümüne yönelik gelecek öngörüsü yapılacaksa, bu bilimsel, mesleki egoların dışına çıkılarak, TSD tarihinin doğru analiziyle mümkündür.

Antroposen’de insanlık bir yol ayrımındadır: Ya TSD’nin sürdürülebilirliğini sağlamak ya da süregelen egoizmle önce çevre ve hayvan sağlığını tehlikeye atmak, sonra kendi soyunu bitirmekle yüzleşmektir. Şimdi tercih zamanı: 200 yıllık birikimleri bırakıp, doğayı katlederek canlıların yok olmasına seyirci kalmak mı? Yoksa, bilimi önceleyip, ekolojik suçlardan sakınarak, insanlık onurunu korumak mı? Bütün mesele, TSD’yi içselleştirebilmekte!

DR. RÜŞTÜ TAŞTAN

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ KSHMYO ÖĞREİIM ÜYESİ VETERİNER HEKİMLER DERNEĞİ ÜYESİ

Yazarın Son Yazıları

Oyunu kuran taraf olmak - Aydın Öncel

Uzun zamandır “mutlak butlan” tartışmalarının gölgesinde kalan, “çerçeve yasa taslağı” olarak anılan, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin Meclis’te görüşülmesi, bugünlerde üstünde çalıştığım bir dosyada yer verdiğim, Osmanlı’da padişah buyruğunun önemini anlatan bir bilgiyi anımsattı bana.

Devamını Oku
13.08.2026
Yurttaş ne zaman seyirciye dönüştü? - Halil Sarıgöz

Bir zamanlar yurttaş, yalnızca seçim günü sandığa gidip oy kullanan kişi değildi.

Devamını Oku
13.08.2026
Komşuluk ve stratejik hassasiyetler - Nejat Eslen

Yunanistan, Türkiye’nin batıdaki fırsatçı, “kötü komşu”sudur.

Devamını Oku
12.08.2026
Demokrasi mi, yeniden tasarım mı? - Hüseyin Özkahraman

Türkiye’de son dönemde tartışılan yasal düzenlemeler ve “çözüm” başlığı altında gündeme getirilen girişimler, yalnızca bir güvenlik ya da kimlik meselesi değildir.

Devamını Oku
12.08.2026
Osmanlı Millet Sistemi: İmtiyaz ve Ayrışma - Abdullah Kehale

Osmanlı İmparatorluğu’nda millet sistemi, tebaanın (halkın) etnik veya ulusal kökenlerine göre değil, din ve mezhep esaslarına göre teşkilatlandırıldığı idari ve hukuki bir sistemdir.

Devamını Oku
12.08.2026
Mağaranın dışında bir Avrupa mı var? - Baran Güneş

Platon, yaklaşık 2 bin 400 yıl önce kaleme aldığı Devlet adlı kitabında siyasetin en güçlü metaforlarından birini kurar.

Devamını Oku
11.08.2026