Kant’ın sonlu küresi
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kant’ın sonlu küresi

28.03.2017 09:05
Güncellenme:
Takip Et:

‘Hayır’ diyerek tutuklu milletvekillerinin, seçilmiş yöneticilerin, parti yöneticilerinin salıverilmelerini, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, mahkeme kararı olmadan kapatılmış televizyon ve radyoların, gazete ve dergilerin iadesini isteyeceğiz

 

Yunanca “sinhoró”, etimolojik olarak aynı yerde olmak, içeriye almak, buyur etmek, yer açmak gibi anlamlar içeren bir kelime, bugün lügat anlamı “affetmek”. İnsan bir dili bazen çok az bildiğinde şiirselliğine daha çok varabiliyor.
Immanuel Kant’ın 1795’te yayımladığı “Ebedi Barış Üzerine” başlıklı denemesinde, şu sade önerme yer alıyor: “..dünya sonlu bir kürenin yüzeyinden ibaret olduğuna göre, insan nüfusu bu sonlu yüzey üzerinde sonsuza dek dağılamaz, yani başkaları ile yan yana komşuluk ilişkileri içinde yaşamaya kendimizi alıştırmamız gerekmektedir, üstelik başlangıçta kimsenin herhangi bir yeri işgal etmede bir diğerinden fazla ya da eksik hakkı olmuş olamaz.”
Görsel bir sembolizm taşıyan “sonlu bir küre” ifadesinden, Ahlakın Metafiziği’nde (1797) zorunlu bir haklar ve erdemler dizgesini çıkarsayan Kant, kanımca salt bu nedenle bile, modern siyasi felsefenin kurucusu sayılmalı. Yerkürenin fiziksel sonluluğunun, insanların mutlaka birileri ile hatta dolaylı olarak herkesin birbiri ile komşu olmasını getirdiği içgörüsü, yani dünyanın olağanüstü yoğun bir etkileşim ağı olduğu kavrayışı, 21. yüzyılda iletişim bilimi, sosyoloji, teknoloji ve tabii ki politik bilimler alanında önemli bir yer tutuyor.

Barış için koşullar
Herkesin bu yeryüzünde bir yeri olma hakkı barışı sağlamaya yeter mi? Savaşın en büyük insanlık suçu olduğunu savunan Kant, barışın kalıcı olması için bir dizi koşul ileri sürüyor.
Bu koşullardan ilki, bir ülke içinde herkesin özgür, eşit ve aynı hukuka tabi olmaları, yönetim biçiminin temsiliyet içermesi ve yasama ve yürütme işlevlerinin birbirinden ayrılması, yani kuvvetler ayrılığı. İkinci koşul, bir “bağımsız devletler federasyonunun” kurulması. “Cemiyet-i Akvam” (League of Nations) deneyinin ardından, II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler, savaşları önleyememekle beraber, Kant’ın öngördüğü, tüm dünya vatandaşlarının bireyler olarak korunmasını sağlayacak bir dünya vatandaşlığı hukuku (kozmopolit hukuk) yaratma doğrultusunda bazı adımlar atabilmiş durumda. Haklar Öğretisi (Ahlakın Metafiziği, I. Kısım) içinde yer alan “barış içinde yaşama hakkı”ndan, bugün Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde söz edebiliyoruz. Koşulların üçüncüsü, dünya vatandaşlarının haklarının, evrensel konukseverlik kurallarına tabi olması gerektiği.
BM Şartı’nda yer alan temel insan haklarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin öncülü olan bu kozmopolit hukuk tasavvuru, sadece farklı ulusların vatandaşları arasındaki ilişkileri uluslararası kurumlar aracılığı ile düzenlemek değil, aynı ülkenin içinde yaşayan dünyalıların devletleri ile olan ilişkilerini düzenlemek için de elzem hale gelmiş durumda. Türkiye vatandaşları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuranlar sırasında birinci geliyor. Bugün bir BM Türkiye Raporu ya da bir Venedik Komisyonu Raporu, Türkiye’deki iktidarın Güneydoğu’da vatandaşlarına reva gördüğü ölüm, yıkım ve göçü, tasarlanan anayasa değişikliklerinin sakıncaları, KHK’ler ve hukuk dışılıkları, tüm dünyaya ve bu arada yine Türkiye’de yaşayanlara duyururken, yaşamsal hak ve özgürlükleri koruma mücadelesini destekliyor.
Bundan 14 yıl önce, Irak’a asker göndermek için AKP tarafından TBMM’ye sunulan tezkerenin, kararlı bir sivil toplum kampanyası sonucunda 1 Mart 2003’te reddedilmesinden, ancak ABD ve koalisyon ortaklarının Irak’ı işgal etmesinden sonra, Ortadoğu’da her tarafta savaş var. İnsanların ne misafirliğine ne de ev sahipliğine saygı gösteriliyor. Göçmenlerin insan hakları çiğneniyor, alınıp satılıyor. Çağdaş hukuk anlayışında yeri olmayan kolektif cezalandırma gösterilerine başvuruluyor. Hukuksuzluk ortamı
AKP hükümeti ülke içinde ve dışında normalleştirdiği hukuksuzluk ortamında, terörle mücadele adı altında terör estirerek iktidarını pekiştirmeye çalışıyor. “Herkes aynı hukuka tabi olmalıdır” temel kuralını bile çiğneyerek yetkisi olmayan bir merci, yasada yeri olmayan bir kararla örneğin Figen Yüksekdağ’ın HDP parti üyeliğini düşürebiliyor.

Hayır deyince
Hem bu ülkenin vatandaşları hem de birer dünya vatandaşı olarak, üstelik diğer dünya vatandaşlarının barış haklarına da saygı gereği, referandumda “Hayır” dediğimizde, ülkede hukukun üstünlüğünün yeniden geçerli olması, OHAL’in kalkmasını ve KHK’lerin tüm sonuçları ile beraber hükümsüz kılınmasını talep ediyor olacağız. ‘Hayır’ diyerek tutuklu milletvekillerinin, seçilmiş yerel yöneticilerin, parti yöneticilerinin salıverilmelerini ve görevlerinin başına dönmelerini, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, mahkeme kararı olmadan kapatılmış televizyon ve radyoların, gazete ve dergilerin iadesini isteyeceğiz.
Bugün önümüzde duran referandum, özerk yurttaşlarca müştereken yerine getirilen bir kamu yararına akıl kullanma eylemi, çok merkezli bir yasama faaliyeti olarak görülebilir. “Herkesin ‘hayır’ı kendine” ortak anlayışı ile yürütülen referandum çalışmaları, ülke içinde gerilim ve çatışmaları kışkırtmaktan medet umanlara inat, parçalanmış cumhuru sağaltmaya kapı açacak, eşit, özgür, bireyler olarak birbirimizi içeri buyur edeceğiz.  

Prof. Dr. AYŞE ERZAN

Yazarın Son Yazıları

Kemalizm ve ‘nefret’ ekerler - Çiğdem Bayraktar Ör

Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in Kemalistler hakkındaki korkunç mesajı hak ettiği cezai yaptırımı görmedi.

Devamını Oku
13.06.2026
Adalet yürüyüşünden ‘Yeni Osmanlı’ yürüyüşüne... - Barış Övgün

“Yargı bağımsız değil, siyasallaştı” diye yol yürüyen CHP içinde bir grup, bugün “Yeni Osmanlıcılık” yürüyüşüne çıktıklarını ilan ediyorlar.

Devamını Oku
12.06.2026
Demokrasi duvarı - Engin Ünsal

Demokrasinin en güzel tanımı, “halkın halk tarafından halk için yönetilmesi” olarak yapılmıştır.

Devamını Oku
12.06.2026
Mutlak butlanın şifresi - Mahmut Aslan

Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde, bu salı yapılan grup toplantısı bir partinin değil, bir operasyonun fotoğrafını verdi.

Devamını Oku
11.06.2026
Korku kültürü gölgesinde akreditasyon - Ali Ekber Şahin

Öğretmenlik programlarının akreditasyonu Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından yetkilendirilen Öğretmenlik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (EPDAD) tarafından düzenlenmektedir.

Devamını Oku
10.06.2026
Politikada dengeyi kurmak - Cengiz Kuday

Türkiye siyaseti uzun yıllardır sertti.

Devamını Oku
10.06.2026
‘Mutlak’a hemen kurultay! - Mustafa Gazalcı

Birçok kişinin belirttiği gibi CHP’nin başına gelen “mutlak butlan” yalnız parti içi bir mesele değil, aynı zamanda bir hukuk, demokrasi, ülke sorunudur.

Devamını Oku
09.06.2026
Bilime adanmış bir yaşam: Erdal İnönü - Gülsün Bilgehan

Erdal İnönü, Mevhibe Hanım’la İsmet Paşa’nın üçüncü oğlu olarak Ankara Pembe Köşk’te doğdu.

Devamını Oku
09.06.2026
Artık YSK var mı? - Ziya Yergök

Gerçek anlamda, “demokratik hukuk devleti”nden söz edilebilmesi için her şeyden önce birtakım kurumların ve işleyen kuralların olması gerekir.

Devamını Oku
08.06.2026
Hak mı, lütuf mu: Nafaka - Gamze Burcu Gül

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesiyle birlikte nafaka tartışmaları yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
06.06.2026
Tarihin doğru tarafında duranlar - Halil Sarıgöz

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, yalnızca bir siyasi partinin tarihi değildir.

Devamını Oku
05.06.2026
İtirazın tarihi ve direniş - Ali Ekber Ataş

Tarihten iki olay: İlki, bundan tam 54 yıl, 5 ay, 9 gün önce, tarihler 15 Aralık 1971’i gösterirken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ülkesine dayatılan karar metnini yırtan Pakistan Dışişleri Bakanı Zülfikar Ali Butto’nun itirazıdır.

Devamını Oku
04.06.2026
Milletin umuduna oynanan oyun - Süleyman Çelebi

Bazen ihanet dışarıdan gelmez.

Devamını Oku
04.06.2026
Siyaset kurumu hukuku boğuyor - Erol Türk

Bugün ülkemizde anayasayı ve yasaları tanımayan, uygulamayan Saray rejimi, yargıya verdiği talimatla istediği kararları alıyor.

Devamını Oku
03.06.2026
'Demir ökçe' bir günde inmedi! - Okan Toygar

Jack London’ın “Demir Ökçe”si, oligarşik düzeni çok erken tarihte sezmiş romanlardan biridir.

Devamını Oku
03.06.2026
Siyasetçinin tarihsel sorumluluğu - Avni Kurtuldu

Tarih, siyasetçileri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, kritik dönemeçlerde takındıkları tavır ve aldıkları konumlarla yazar.

Devamını Oku
02.06.2026
Mutlak butlan ve TBB illüzyonu - Cem Alptekin

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin ağır yetki gaspı içeren 21 Mayıs 2026 tarihli tedbirli “ mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı, Türkiye’de hukukun siyasetle kurduğu ilişkinin geldiği tehlikeli aşamayı gözler önüne seren yapısal bir deprem niteliğindedir.

Devamını Oku
02.06.2026
CHP’nin durumu ve iktidar - Prof. Dr. Hakkı Keskin

Kemal Kılıçdaroğlu ile Berlin’de CHP heyetiyle Sol Parti’yi ziyaretlerinde tanışmıştık. Arka arkaya üç seçim kaybedince kendisine Almanya Parlamentosu milletvekili olarak “Demokratik ülkelerde kuraldır: Bir parti başkanı bir iki seçim kaybedince istifa eder.

Devamını Oku
01.06.2026
Çalışan nüfus ve kamusal hizmetler - Şafak Yüca

Her zaman kalabalığın içindeler...

Devamını Oku
01.06.2026
Adalet anlayışı üzerine - Serpil Güleçyüz

Bir atasözü vardır: “Kurt kuzuya saldırırken sessiz kalan, kurdun tarafını tutmuş sayılır.”

Devamını Oku
01.06.2026
Liderlik savaşı ve adalet - Av. Hüseyin Karataş

Gökyüzüne baktığınızda kuşların toplu olarak uçarken “v” harfi gibi sıralandığını görürsünüz.

Devamını Oku
30.05.2026
Akıl tutulması, utanç ve meşruiyet - Remzi Koçöz

İnsanlar doğal olarak hata yaparlar.

Devamını Oku
30.05.2026
Ali Abalı'yı anarken… - Erol Dolu

25 Mayıs 2018 Cuma günü öğleden sonra telefonuma Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden bir mesaj geldi.

Devamını Oku
29.05.2026
Alacakaranlıktan pırıl pırıl bir sabaha - Doç. Dr. Buğra Gökçe

Güneş bir gidiyor, bir geliyor.

Devamını Oku
29.05.2026
Sağlığımızı koruyabiliyor muyuz? - Prof. Dr. Ülkü Sarıtaş

Ülkemiz bayram öncesinde alınan, güya mahkemenin “adalet” için verdiği ama gerçekte siyasi iktidarın “çıkarı” doğrultusunda verilen CHP’ye mutlak butlan kararı ile sarsıldı.

Devamını Oku
29.05.2026
Emperyalizm üzerine - Doğan Ergenç

Neoliberal dönemde, birçok şeyin sonunun ilan edildiğine tanıklık ettik.

Devamını Oku
28.05.2026
27 Mayıs 1960 - Günay Güner

Türkiye’nin yakın tarihinde sınıf çelişkileri kentsoylu-işçi bilinci üzerinden değil, yurtsever aydın, köylü ile derebeylik temsilcileri arasında yoğunlaştı.

Devamını Oku
27.05.2026
Hiper-Emperyalizm - Kaan Eroğuz

Küresel kapitalist sistem hızlı ve yoğun bir dönüşümün içinden geçiyor.

Devamını Oku
27.05.2026
Mutlak butlan ve demokrasi - Murat Fatih Ülkü

Aslında yargı ve hukuk sistemimizin geldiği nokta, yaşanan örnekler karşısında; son mutlak butlan kararının hukuken açıklanmasının ne yararı var pek emin değilim, bu karar esas siyasal yönü ile değerlendirilmelidir, hatta daha çok “demokrasi”, “serbest seçimler”, “seçme-seçilme hakkının siyasal boyutları” açılarından siyaset bilimi yönünden incelenmelidir ama elden gelen bir şey yok, ünlü sözü tekrar ederek biz de kendi sözümüze girelim...

Devamını Oku
27.05.2026
Yönetilemeyen halk sağlığı operasyonu - Azmi Yüksel

Kurban Bayramı, milyonlarca hayvanın ülke içinde hareket ettiği, el değiştirdiği, kesildiği ve elde edilen etlerin tüketimini içeren devasa bir süreçtir.

Devamını Oku
26.05.2026
Parti değiştirme - Cihangir Dumanlı

İktidar yerel seçimlerde kaybettiği belediye başkanlıklarını, yargıyı siyasal araç olarak kullanarak ele geçirmeye çalışmaktadır.

Devamını Oku
26.05.2026
Ulus iradesini egemen yapmak - Hatice Topcu

Ankara Adliye (İstinaf) Mahkemesi’nin “mutlak butlan” kararı ile CHP’nin 38. kurultay öncesi duruma çekilmesi ve süreçte delege oyuyla seçilen yönetimin tüm karar ve uygulamalarının yok hükmünde sayılması Türk siyasi tarihinde örneği olmayan bir sivil darbedir.

Devamını Oku
26.05.2026
Mutlak butlan hukuksuzluğu - Doğan Soyaslan

Cumhuriyet Halk Partisi, 8 Ekim 2023’te İstanbul il kongresini düzenledi.

Devamını Oku
25.05.2026
Türkiye’de siyaset oyunları - Dr. Engin Ünsal

AKP 2002’de iktidar olduktan sonra iktidar olmanın nimetlerinden fazlası ile yararlandı ve bu nedenle iktidar olmayı çok sevdi.

Devamını Oku
23.05.2026
Uluslararası eşkıyalık… - Av. Erol Ertuğrul

Emperyalizm bağımsızlık savaşlarını sevmez.

Devamını Oku
23.05.2026
Yargıya anayasal blokaj - Başar Yaltı

Ulusal egemenliğin bir parçası olan yargı, yasama ve yürütmenin denetimini sağlamak ve kişiler arasındaki anlaşmazlıkları adaletli bir çözüme kavuşturmak için vardır.

Devamını Oku
22.05.2026
Bir Cumhuriyet kadınına veda... - Gönül Pultar

Bir Cumhuriyet kadınını, değerli bir öğretim üyesini yitirdik.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir memleket gençlerini kaç kez yitirir? - Cengiz Kuday

Türkiye’de 19 Mayıs dendiğinde çoğu insanın aklına doğal olarak Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve Milli Mücadele gelir.

Devamını Oku
21.05.2026
Görünmezleri görünür kılmak - Utku Yapıcı

Brezilyalı ünlü şair ve yazar Thiago de Mello, ABD güdümlü 1964 Brezilya Darbesi’nin ardından kaleme aldığı İnsan Yasası’nın son maddesinde yeryüzünün temel sorununu ve bu soruna dair çözüm yolunu ne güzel dile getirir...

Devamını Oku
20.05.2026
Filizlenen Çin-Türkiye dostluk ağacı gençliğin gücüyle büyüsün

Ankara’dan İstanbul’a, sahil kasabalarından Anadolu’nun iç bölgelerine kadar genç arkadaşlarla görüş alışverişinde bulundum.

Devamını Oku
19.05.2026