Kendi heykelini yontan adam: İlhan Selçuk - Mustafa Aydınlı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kendi heykelini yontan adam: İlhan Selçuk - Mustafa Aydınlı

26.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bundan 15 yıl önce, 21 Haziran 2010’da yitirdiğimiz İlhan Selçuk’tan geriye, düşünsel mirası, insani duruşu, ilke ve idealleri kaldı. Onu her geçen gün daha çok özlüyoruz, yokluğunu hissediyoruz. O yalnızca bir gazeteci, yazar ve düşünür değildi. Bu kimliklerini de kuşatan bir Aydınlanma bilgesiydi.

Kitleler onu genelde gazeteci yanı ile tanıdı. İyi haber alıyor, dünyayı ve Türkiye’yi dikkatle izliyor, çelişkileri şah damarından yakalıyor, olayları keskin bir bakışla yorumluyor ve okuruna arı bir dille sunuyordu. Gazetecilik ona göre yalnızca haber vermekten öte bir anlam taşıyordu. Halkı bilinçlendirmek, topluma ayna tutmak ve ışıklı bir yol göstermek idealini de taşıyordu. Onun içindir ki Selçuk’a “Bir Aydınlanma bilgesiydi” diyoruz. Yıllarca Cumhuriyet gazetesinin başyazarı olarak, büyük bir sorumlulukla, bu görevini sürdürdü. O bir yazar olarak Türkçe’yi ustalıkla kullanırdı. Dili yalın ve akıcıydı. Düşüncelerinin bir derinliği vardı. Yer yer yazılarında mizah yapardı. Bektaşi fıkralarına tutkundu. Yazılarında sorgulama vardı. Yazılarının en önemli boyutu tarihsel bir perspektif sunmasıydı. Her makalesinin felsefi bir derinliği vardı. Her yazısında okuru düşünce yolculuğuna çıkarır, çarpıcı bir farkındalık oluştururdu.

Kaleminin gücü kadar, derinliği olan diğer bir yönü ise düşünür kimliğiydi. O, olayları yorumlarken tarihsel bağlamlarını da ele alırdı. Atatürk Devrimlerinin evrenselliğini, çağdaşlaşma zorunluluğunu, bilim ve aklın ışığında Aydınlanmayı savunurdu. O, katıksız bir Atatürkçüydü. Dogmatik değildi; çağdaş, sorgulayan, evrensel bir Atatürkçülükten söz ederdi.

Aynı zamanda sosyalistti. Marksizmi özümsemiş, sosyalist deneyimleri doğru analiz eden bir aydındı. Özünde eşitlikçi, adil, emek ve katılımcılıktan yana bir Türkiye hayal ediyordu. O Atatürkçülük ve sosyalizmin ortak noktasını yurtseverlik ve devrimcilik bağlamında buluşturuyordu.

O, şiddete değil; düşünceye dayalı ve ondan beslenen bir devrimcilikten yanaydı. Kalemiyle, düşünceleriyle, tartışmalarıyla, baskıya, sömürüye, cehalete, gericiliğe karşı verdiği mücadele ile bir ömür tüketti.

Tüm bu niteliklerinin de ötesinde iyi ve örnek bir insandı. Ölçülü, nazik ve hoşgörülü. Belki de “bir İstanbul çelebisi” olarak anılması bundandır. Karşısındakini dinleyen, empati yapan, sesini yükseltmeyen, en gergin anlarda bile inceliğini koruyan, kimseyi kolay kolay kırmayan, kötü söz etmeyen bir insan. İnsanlara güvenen, değer veren bir dost… Son yıllarda özellikle Ergenekon kumpası kapsamında maruz kaldığı adaletsizlikler, yalnızca bir aydını değil, aynı zamanda insan onurunu da nasıl örselediğini gösteren acı örneklerdir.

Onun yaşamı boyunca savunduğu değerler; hukuk devleti, demokrasi ve Aydınlanma idi. Onsuz geçen 15 yıl, yokluğunu derinden hissettiriyor. Cumhuriyet gazetesi onun ardından çalkantılı süreçler yaşadıysa da, Atatürkçü çizgiden sapmayan, yazarları, okurları ve dostları sayesinde hâlâ ayaktadır. Cumhuriyet’i yaşatmak onu destekleyen herkesin omuzlarında bir sorumluluktur. Onun yaşam felsefesini bir tümce ile özetlemek gerekseydi, sanırım şu sözü çok yerinde olurdu: “İnsan yaşamı ve kararlarıyla, kendi heykelini yontar.”

İlhan Selçuk, kendi yaşam heykelini, emekle, dürüstlükle, bilinçle insan sevgisiyle yonttu. Ondan çok şeyler öğrendik. Öğrenmeye de devam ediyoruz. Bu dünyadan böyle güzel bir insan, İlhan Selçuk geçti. Işıklar içinde yatsın.

MUSTAFA AYDINLI

YAZAR

İlgili Konular: #İlhan Selçuk

Yazarın Son Yazıları

Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026