Ukrayna krizinin kazananı ve kaybedenleri - Sıtkı ERGÜNEY
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ukrayna krizinin kazananı ve kaybedenleri - Sıtkı ERGÜNEY

03.06.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu konuda isabetli tespit yapabilmek için önce savaşı başlatan Rusya’nın amaçlarının ne olduğuna bakmak gerekir. Rusya’nın amaçları:

(1) Ukrayna’nın NATO sevdasına (!) son vermek,

(2) Benzeri duruma gelebilecek sınır komşularına “caydırıcı” mesaj vermek,

(3) Meydanı ABD’ye bırakmamak,

(4) Bunlarla birlikte, Ukrayna’nın Karadeniz’e çıkan kapılarını bloke ederek Karadeniz’deki Sovyet gerçeğini, varlığını hatırlatmak, pekiştirmek.

Bu çerçevenin dışında Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ya da ilhak etmek istediğini iddia etmek gerçekçi olamaz.

Rusya, gelinen nokta itibarıyla amaçlarından (2) hariç diğerlerini gerçekleştirmiş gözüküyor. 

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerinin gerçekleşmesi halinde Rusya kaybetmiş sayılmaz. İsveç ve Finlandiya’nın askeri harcamaları artacağından “net kayıp” bu ülkelere yazılacaktır.

Peki, Rusya’nın kaybı olmadı mı? Kayıpsız savaş olmaz. Tabii ki oldu. Askeri kayıplarının ne olduğu henüz tam olarak bilinmiyor, belki de hiç bilinmeyecek. 

Rusya’ya karşı AB ve ABD’nin uygulamak istediği yaptırımlar, düşünüldüğü ve söylenildiği kadar etkili ol(a)madı. Ham petrol ve doğal fiyatlarının yükselmesi Rusya adına “kazanç”tır. Ayrıca AB’nin patronu Almanya, Rusya’dan aldığı doğalgazın bedelini Rusya’nın talebi doğrultusunda ruble ile ödemeyi kabul etti. Bunun pratikteki anlamı, Rusya ile olan dış ticaret hacminin büyümesidir. 

Ayrıca, yükselen enerji maliyetlerinin tetiklediği enflasyon AB için ciddi olumsuzluktur.

Ukrayna krizinin ABD’ye getirisi olmadı. Yaptırımlar konusunda ABD beklediği işbirliği ve desteği bulamadı.

Türkiye’nin genel olarak ABD’nin yanında yer almaması “mecburiyetten doğan bir doğru” oldu... 

SITKI ERGÜNEY

EKONOMİST

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026