İkisinin de hedefinde tek kişi var. Elbirliği ile yok etmek istiyor ve bu amaçla işbirliği yapıyorlar.
Anladınız: Ekrem İmamoğlu.
Hayır, iki kamp da farklı gerekçelerle değil, hemen hemen aynı gerekçelerle bunu istiyorlar.
İktidar, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı geçecek/yenecek ana aday olduğu için İmamoğlu’nun zindana tıktı, 31 yıllık diplomasını iptal ederek önünü kapadı. CHP’li belediyelere uyduruk soruşturmalarla, ellerindeki yargı marifetiyle kanıtsız hapse tıkmak ve seçim sürecinde CHP’yi de bu süreçte itibarsızlaştırarak seçim kazanmak istiyor.
Peki Kılıçdaroğlu’na ne oluyor? Ve ekranda aynı görüşleri savunanlara?
Hepsinin bir derdi var. Ama dertleri iktidar ile ortak.
YÜZDE 48’DE EKREM BEY KATKISI
Kılıçdaroğlu onu büyükşehire aday gösteren kişi. O da hakkını verdi, seçimleri kazandı, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Türkiye’yi karış karış dolaşarak KK’ye ve CHP’ye oy istedi.
Kemal Bey’in yüzde 48 oya ulaşmasında hakkı büyük.
Üstelik KK, İmamoğlu’nu yardımcısı da yapacaktı kazansaydı.
Peki sonra ne oldu?
BEN DEĞİL DELEGE İSTEDİ BAHANESİ
Kurultaya gidildi, 4 Kasım 2023’te o meşhur 38. kurultaya...
O güne kadar tüm seçimleri kaybeden, bunun için hiçbir bedel ödemeyen, çekilmeyi aklının ucundan bile geçirmeyen, kendisine “ebedi muhalefet başkanlığı” gibi konforlu bir alanı yaratmak için KK yine aday oldu. 69 delegeyi kullandı ve “Bak parti beni istiyor” dedirterek aday oldu. Diyebilirsiniz ki normal politikacı olsa koltuğu boşaltır, “Hadi arkadaşlar ben bugüne kadar başaramadım, sıra sizde” derdi.
Ama ortaya çıktı ki bu adaylığı ile kendisine verilen “CHP’yi sürekli muhalefette tutmak” devlet görevinin sürekliliği gerekiyordu.
NASIL BU KADAR OY ALIR Kİ!
İlk tur sonucu: Özgür Bey 682, Kemal Bey 664 oy aldı. Özgür Bey iki oy ile salt çoğunluğu kaçırmıştı. İkinci turda fark açıldı: 812-536.
Burada temel soru şu: Nasıl oluyor da 13 yıl boyunca sıfır başarıya rağmen, üstelik en önemli konularda (mühürsüz oylar için YSK’ye başvurmamak, milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarını kaldırmak için anayasa değişikliği gibi) çok sayıda iktidara hizmet sunmasına rağmen, delegelerden ilk turda 664 oy alabiliyordu?
Delegelerin aklı mı bağlanmıştı, başarısızlığı neden ödüllendiriyorlardı?
Bunun sırrı, 13 yıllık başkanlığı boyunca delegeleri ve seçilmelerini bağlamasıydı. Bu konuda yüksek başarılı! Özgür ve partisini düşünen delege olsaydılar, KK’yi gönderirlerdi. Neyse ki ikinci turda 128 delege bağını kopardı ve Özgür Özel’i destekledi. Sonraki kurultaylarda da başarılı yönetimi durmadan ödüllendirdiler, partisini düşünen delege gibi davrandılar.
BUNU UNUTMADI VE AFFETMEDİ
İmamoğlu’na gelelim. Ağırlığını değişimden yana kullanmasının, KK’nin kaybetmesinde şüphesiz katkısı oldu. Ve bunu unutmadı, hedefine İmamoğlu’nu koydu. Aylar sonra da CHP’de iktidar değişimiyle koltuklarını, çıkarlarını, herhalde avantajlarını da kaybeden bazıları oyların rüşvetle satın alındığı masallarıyla ve KK’nin da bunun arkasına geçmesiyle bugünkü tabloyu yarattılar.
Şüphesiz burada KK ile iktidarın ortak operasyonu söz konusuydu.
Evet, İmamoğlu kini, KK ve medya adamlarını, bu kez iktidarın İBB operasyonlarını desteklemeye itti.
Böylece iktidarın CHP’ye ve belediyelerine başlattığı operasyonlarında KK ve adamlarının de desteğini aldı ve mutlak butlan pususuna yattılar.
CHP’ye ahlaksızlık bulaştı görüşüyle ortaklık kurdular.
Yargılamalardaki fiyaskolar, yalanlar, şantajlar, asılsız kanıtsız suçlamaların ortaya çıkması onları zerre ilgilendirmedi.
***
Şimdi, iktidar koltuğu en büyük destekçisine verdi. Ondan daha iyi bir muhalefet lideri bulamazdı.
Üstelik, İmamoğlu’nun ahlaksız suçlamasıyla “defterini dürme” işini de KK’ye sipariş ve ihale etti.
Şimdi adamları ekranlarda “ahlaksız İmamoğlu” diye utanmazca ve rezilce basbar bağırırken KK’ye de partiden ihraç etmenin kapılarını açıyordu.
Kin değil, deve kini... Ama o koltuk onlara zerre hayır getirmeyecek ve ilk seçimlerde sıfırlanacaklar.
Millet göbeğini kaşımıyor, her şeyi görüyor ve sandığı bekliyor.