Erdoğan’ın Korkuları, Davutoğlu’nun Hayalleri

28 Ağustos 2014 Perşembe

AKP’nin olağanüstü kongresinde önce Cumhurbaşkanı seçilen partinin 12 yıllık genel başkanı Tayyip Erdoğan’ın “veda” konuşmasını dinledik. Ardından da Erdoğan tarafından işaret edilerek genel başkanlık ve başbakanlık koltuğuna oturmakta olan Prof. Ahmet Davutoğlu’nun “vefa” konuşmasını. İkisinin vurgularında, satır aralarında gözlemlediğimiz bazı notlar şunlar:

Korkularıyla çıkıyor
Erdoğan, yukarı Çankaya’ya (ya da tercihine göre Atatürk Orman Çiftliği içinde yaptırdığı görkemli Başbakanlık Sarayı’na) çıkarken kaygılarından tamamen arınamamış gözüküyor. Dün defalarca “paralel yapı ile mücadele” vurgusu yapma ihtiyacı hissetti. Ona göre “terör” eski Türkiye’nin meselesi. Yeni Türkiye’nin öncelikli tehdidi ise “paralel yapı” dediği Gülen cemaati. Cemaatin bürokrasideki varlığıyla Cumurbaşkanı olarak kendisinin mücadele etme kararlılığını vurgulamakla kalmadı. Belirlediği genel başkana, partisine ve yeni hükümete de bunun birinci öncelikli görevleri olduğunu birkaç kez deklare etti. Bu arada Erdoğan’ınYargıtay Başkanlar Kurulu’nun 71 yıllık teamül doğrultusunda Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın Adli Yıl Açılışı’nda konuşma yapması yönündeki kararını da “haşhaşiler” diye nitelendirdiği aynı yapıya bağlaması dikkat çekiciydi.

HSYK seçimleri demek çok kritik
Hem kendisinin hem de “Seçilmesinde paralel yapıya karşı duruşu etkili oldu” dediği halefi Davutoğlu’nun konuşmalarında, önümüzdeki günlerde yapılacak HSYK üyelik seçimlerine sürpriz sayılacak kadar yer ayrılması da dikkat çekiciydi. Bu özel vurgular Erdoğan’ın yargıyı istediği gibi şekillendirememesi halinde kötü sürprizlerle karşılaşma olasılığından duyduğu kaygının göstergesiydi.

Parçalanma kaygısı sürüyor
Erdoğan’ın bir başka korku ve kaygısı ise AKP’nin kendisinden sonra parçalanacağı düşüncesi. Partiden bugüne kadar ve özellikle 17 Aralık sürecinde ayrılanları “ihanet ve onursuzlukla” itham eden Erdoğan, bundan sonra benzer tavır alacaklar için de tehdit gibi algılanabilecek “Unutulmaya namzet olanlar da aynı çöplüğün içinde yerlerini alırlar” ifadelerini kullandı.

‘Dava’ Atatürk’ün davasıymış
Erdoğan’ın konuşmasında toplumun kendisine karşı olan veya şüphe duyan kesimlerine yönelik mesajlar da vardı. Hem kendisinin hem de Davutoğlu’nun sık kullandıkları ve dışarıda “İslam birliği mücadelesi” ya da “ümmetçilik” şeklinde algılanan “dava” kavramını ilk defa kitleler önünde izah etme ihtiyacı hissetti Erdoğan. “Dava” ifadesinin Atatürk’ün (kendisi ‘Atatürk’ yerine yine Gazi Mustafa Kemal demeyi tercih etti) kurduğu Cumhuriyetin “istiklal, hürriyet, kalkınma ve adalet davası” olduğunu savundu. Ancak, aynı konuşmada, “Bu dava asırlar öncesinden başlayan kutlu bir yolculuktur” demeyi de ihmal etmedi.

Tokalaşma çağrısının samimiyeti
Erdoğan’ın koruşmasının önemli bölümlerinden biri de yine kendisine şüpheyle bakan kesimlere yönelik yaptığı “musafaha (tokalaşma)” çağrısıydı. Her ne kadar muhalefete yaptığı “kendinizi sorgulayın” çağrısına kendisi bugüne kadar uymamış olsa da, Erdoğan’ın “Küslükleri, kutuplaşmaları unutup, yeni sayfa açalım” sözlerinin samimiyetini Cumhurbaşkanlığı makamındaki söylem ve davranışlarına bakarak test etmekte büyük yarar var.

‘Emanetçi değil’ cümlesine alkış

Erdoğan konuşmasını bitirirken kamuoyundaki bir başka algıya da değinerek altını çize çize “Davutoğlu emanetçi değildir” dedi. Veda eden liderin kendisinden sonraki genel başkan için “Emanetçi değildir” demesine salonda alkış kopması ise çok şaşırtıcıydı. Erdoğan, Davutoğlu kabinesinden dört temel beklentisini şöyle sıraladı: Ekonomide istikrar ve güven devam edecek; aktif barışçı dış politika aynen sürecek; paralel yapıyla mücadele devam edecek, 2015 seçimlerinde anayasa değiştirecek parlamento çoğunluğu kazanılacak.

Erdoğan gitti, tribün boşaldı
Erdoğan beklentilerini sıraladı ancak partinin kendisinden sonraki görünümü çok parlak gözükmüyor. Erdoğan’ın konuşması biter bitmez kongrenin yapıldığı Arena Spor Salonu tribünlerinin bir bölümü boşalmıştı. Yeni genel başkanın konuşması uzadıkça da hem bu boşlukların sayısı hem de salondaki uğultunun artışı gözden kaçmadı.

Kim için ‘ahlak restorasyonu’?
Davutoğlu’nun retorik yanı ağır basan konuşmasının öne çıkan iki özelliği vardı.
1. Erdoğan’a tam bağlılık ve onun öncelikleri doğrultusunda birlikte çalışma kararlılığı.
2. İç ve dış kamuoyuna yeni hükümetin yönelimine ilişkin mesajlar vermek. Kafasındaki dokuz maddelik “restorasyon” planı, aslında üzerindeki cilalı ifadeler çıkarıldığında somut vaatler içeriyor: Çözüm süreci devam edecek, ekonomide istikrar korunurken yeni sıçrama yapılacak, özgürlükler korunacak, İstanbul korunacak, Gülen cemaatinin yargıdaki etkisi yok edilecek. Programın iki yerinde iki önemli ahlak vurgusu vardı. Birincisi Davutoğlu’nun “ahlak restorasyonu” dediği bölüm. Bu bölüm galiba partiye yönelik “yolsuzluk” iddialarına bir yanıttı. Nitekim “Yetimin hakkına uzanan eli kardeşimiz dahi olsa koparırız” sözü çok iddialıydı. İkinci “ahlak” vurgusu ise biraz kafamızı karıştırmadı değil. Yeni Türkiye’nin iktidar partisinin genel başkanı ve yarından itibaren yeni başbakanı Davutoğlu, “Özgürlükler ‘yeni ahlaki formasyonla’ buluşturulacak” derken ne demek istemiş olabilir acaba?
Bu millet ne zaman başı sıkışsa sandığı bekledi... 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015