Parmaklıklar ardından cemaat-hükümet kapışması

18 Aralık 2013 Çarşamba

Balyoz davasında 18 yıl hapse mahkûm edilen MHP milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ile Sincan Cezaevi’nde görüştüğümüz sırada, aralarında kabinenin üç bakanının çocuklarının da bulunduğu yolsuzluk operasyonu henüz Türkiye’nin gündeminde yoktu. Ancak AKP hükümeti ile Gülen cemaati arasında atılan köprüleri ve son bir yıl içinde adım adım büyüyen kavgayı konuştuk tabii ki.
Alan’a göre son günlerde Türkiye’de yaşanmakta olan birçok gelişmeyi etkileyen bu kavganın arkasında tek bir “ana neden” yatıyor. Değerlendirmeleri şöyle: “İkisi arasında bir güç savaşı yaşanıyor. Biri ‘ben yöneteceğim’ diyor, öbürü ‘hayır benimle ortak yöneteceksin’ diyor. Bu kavganın belirleyicisi ise ‘çözüm süreci’ olacak. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ne yöne gideceğini belirleyecek olan da bu çözüm sürecidir.”
‘Silah bırakmadan çözülmez’
Engin Alan, Türkiye’de terörle mücadele konseptinin hazırlanması ve pratiğe dökülmesinde geçmişte önemli rol üstlenen bir asker. Yılları PKK ile mücadele içinde geçti. Ama bu arada yurtdışında benzer ETA ve IRA süreçlerini yakından incelemiş. Türkiye’deki “çözüm sürecini” İspanya ve İrlanda’da yaşananlar ile kıyasladığında şu noktaya dikkat çekiyor:
“Ben ETA’sı, IRA’sı ve daha birçok örneği inceledim. Türkiye’deki sürecin temel sıkıntısı şu: Karşı taraf silahtan vazgeçmek niyetinde değil. Öyle olunca siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, fark etmez. Hedeflerine ulaşıncaya kadar silahı sürekli kafanızın üzerinde tutarlar. Şimdi de yapılan budur. İspanya’da başbakanın ‘silah bırakılsın’ çağrısına yanıt verilerek çözüm bulunabildi. İrlanda’da IRA ile değil siyasi kolu Sinn Fein ile müzakere yapıldı. Bizde ise doğrudan örgütle yapılıyor.”
Nihai hedef: Bağımsız devlet
“Bu süreçte PKK’nin ve Kürt siyasi hareketinin nihai hedefi ne” sorusuna Alan’ın yanıtı şöyle:
“Kamuoyu önünde bazen farklı açıklamalar yapsalar da kısa vadede hedef küçültüyor gibi yapsalar da nihai hedefleri bu coğrafyada bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır. Bu doğrultu konusunda Abdullah Öcalan ile Cemil Bayık ya da BDP arasında hiçbir fark yoktur. Sadece ‘iyi polis’ - ‘kötü polis’ oynamaktalar. Öcalan’ın isteği üzerine Diyarbakır’da yapılan konferansın sonuç bildirgesinde Aysel Tuğluk bunu çok açık biçimde açıkladı ve ‘Biz kendi kaderimizi tayin hakkına sahibiz’ dedi. Daha da söyleyecek bir şey yok ki.”
‘Ya verecekler ya da gitmeyecek’
Askerlerin “PKK sorununun bitmesini istemediği” şeklinde yaygın olarak kullanılan algının yanlış olduğuna dikkat çeken Alan şöyle devam etti:
“Hiçbir komutan, evlatlarının şehit olmasını istemez. Yıllarca o kadar çok şehit cenazesi uğurladım ki, ‘Bu soru çözülmesin’ demem için manyak olmam lazım. Ama ‘şehit olmasın, gazi olmasın’ diye de terör örgütünü tüm taleplerine eyvallah diyerek bitecek bir iş değil bu mesele. Böyle bakılınca şu andaki çözüm sürecinin eninde sonunda gideceği nokta belli: Ya örgütün tüm isteklerini vereceksiniz...Ya da bu iş gitmeyecek.”
“Buradan sürecin sonunu çok net görebiliyorum” diyen Alan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ama önemli olan benim, sizin görmeniz değil. Millet görmeli. Millet görmedikten sonra bizim görmemiz hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bakalım önümüzdeki üç seçimde milletimiz doğruyu görebilecek mi?”
‘Askerin morali yüksek olmalı’
Emekli Korgeneral Alan ile onyıllarını verdiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nin durumunu da konuştuk. Bakışı şöyle:
“Bu milletin bu coğrafyada gerçekten güçlü bir orduya ihtiyacı var. Ama güç derken sadece teçhizattan bahsetmiyorum. Moral değerleri yüksek, motivasyonu yüksek bir orduya ihtiyaç var. Siz dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip olabilirsiniz ama bunları yönetecek komutanlarınız yoksa hiçbir anlamı yoktur. Türk Deniz Kuvvetleri dünyanın en iyi amirallerini yetiştirir. Ama hepsi şimdi cezaevinde. Türkiye ne kazandı? ‘Demokrasi kazandı’ diyorlar. Acaba öyle mi oldu? Bu orduya yapılan bu kadar zulüm, bu hükümete de bu millete de hayır getirmeyecektir.”
Rüzgâr ‘panikten’ dönüyor
Cemaat-hükümet kavgasının da etkisiyle Türkiye’de bir şeylerin değişmekte olduğunu kabul eden Alan, “Rüzgâr dönüyor. Bence panikten dönüyor. Artık bundan sonra halkı daha fazla kandıramayacaklarını anladılar. Yalanlar tükendi” diye konuştu.
Sandığa saygımız var
Alan ile iki yıl içinde yapılacak üç seçimi de konuştuk. Bu konuya bakışı da şöyle:
“Bizim sandığa saygımız başkalarından az değil. Ben tüm bu yaşananlardan sonra Türk milletinin sağduyusuna inanmak istiyorum. Mülkün sahibi olan milletin şaşmaz adalet duygusuna inanmak istiyorum.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015