Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Türkiye’nin çıkışı: İdeolojiler, AKP ve CHP

03 Temmuz 2018 Salı

Türkiye’nin “yapması gerekenler” bellidir ama:
1) Demokrasi içinde ulusal çıkarların, içerde dengeli bir biçimde korunması ve bütünlük sağlanması
2) Dış ilişkilerde diğer ülkeler ve bloklar ile “karşılıklı çıkarlara dayalı, dengeli siyasal, ekonomik, askeri ve
kültürel bir düzen” yürütülmesi Amaçlar bellidir ama bu amacın sağlanması için ulusal düzeyde “iradenin ve gücün nasıl oluşturulacağı” belli
değildir, karışıktır, hatta karmakarışıktır.
-Demokratik ve parlamenter bir yapı içinde devleti oluşturacak siyasal partilerin, bürokrasinin, sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa iradesi sağlanamıyor.
-Başkanlık sistemi içinde tek adama dayalı “oligarşik tek partili bir yapı ile” amaca demokrasi dışı yollarla ulaşmak mı? Bugünkü fiili durumda, ikincisi hâkim.
Dünyanın son 100 yılına baktığımızda, “ulusal çıkarların esas olduğu demokratik bir düzene en yakın oluşumun, Avrupa’daki sistemler olduğunu görüyoruz”.
Avrupalı değerler sisteminin esas alınması “en uygun olarak görülür”. Ancak Avrupa’nın (ve Batı’nın) Türkiye’ye bakışı ve bölgesel hesapları işleri biraz bozuyor.
Batı’nın Kürdistan projesi, bölgedeki enerji planları ile “Türkiye’nin olması gereken hedefleri büyük ölçüde çatışır.”
Ve daha da önemlisi, bizim iç dinamiklerimizdeki farklılıkların ulusal hedeflerimizle örtüşmeyen yönleri görülür.
-Atatürkçüler, çağdaş değerlere bağlı olan “Batılı kafada” bulunanlar çok önemli bir yer tutar.
-Batı bizi içine almayacak, Batılı olamayız, bari “Batıcı” olarak, Batılılaşmayı örtülü bir “himayecilik” olarak kabullenelim diyenler vardır. Protokol Atatürkçüler gibi.
-İçerde siyasal İslamı ancak “Batı’nın bölge hesapları ile işbirliği yaparak gerçekleştirebiliriz” diye düşünen ve demokrasiye hiç inanmayan: şeriat düzenini kafalarında benimseyip “güncelleştirenler” vardır. FETÖ ile işbirliği içine girenler bunlardır.
-Avrupa demokratik değerlerine inanmayıp, otoriter sosyalizmi Asyacılık olarak benimseyenler de bir grup oluştururlar.
 
Siyasal sahnedekiler
Siyaset sahnemizde bugün fiilen bulunanlar şunlardır:
-Batı demokrasilerine inanmış, Atatürkçü, çağdaş değerleri esas alanlar,
-Örtülü olarak “Batı himayesini kabullenen” “Batıcılar”.
-Türkiye için siyasal İslamı esas alan, buna ulaşmak için, “Batıcı da Asyacı da olabilen” partiler.
Aslında, “örtülü Batı himayesini kabul eden Batıcılar” ile, “siyasal İslamı kurmak için Batıcılığı ya da Asyacılığı kullanan siyasiler” arasında bir işbirliği söz konusudur. Çünkü her ikisi de Atatürkçülüğe, Batılılığa ve Avrupa tarzı demokrasiye karşıdırlar. Örneğin, sendikalaşma özgürlüğü, toplumsal örgütlenmeler, katılımcı demokrasi alanlarında hiç çaba göstermezler: bu konuların öne çıkmasını istemezler.
 
CHP ve AKP de kısmen bunun içinde
AKP içinde bu konular, “biat” kültürü dolayısıyla fazla öne çıkarılmaz. Ancak yakın geçmişte, “Erbakan ile genç ılımlı İslamcıların çatışmasında” aslında bunlar tartışılıyordu. Erbakan ölümünden önceki birkaç yılda verdiği TV röportajlarında, bunları bir bir anlattı. Abdüllatif Şener’in partiden kopuşunda da bu faktörler etkili oldu. Ve CHP’ye gelince: CHP içindeki çatışmalarda hep, “Avrupacı kafada olanlar ile Avrupalı kafada olanlar karşı karşıya gelmiştir”. Karşılarındaki büyük tehlikeye rağmen sonlandıramadılar.
1970’li yıllardan itibaren CHP’li arkadaşlarımla bu konuları yüz yüze tartıştık, konuştuk.
Kılıçdaroğlu döneminde CHP’deki Avrupalı-Avrupacı mücadelesine bir de “İslami sos” eklenince işler karıştı ve parti yüzde 25’in altına kilitlendi. CHP’nin çıkış yolu “Avrupalı değerlere sahip çıkarak” Türkiye içinde “katılımcı demokrasi odaklı örgütlenmelere gitmek”: Dış ilişkilerde de “Batı ile Asya arasında denge kuran” bir politika izlemek gerekir.
Bütün bunlar, CHP’nin ideolojisiyle ilgili hususlar: ancak CHP’yi sürükleyecek liderin de bu ideolojiyi iyi kavraması ve benimsemesi kaçınılmazdır. Aksi halde parti yüzde25’te kilitli kalır, atı alanlar da Üsküdar’ı geçer.
CHP’yi muhtemelen yarın üstlenecek Muharrem İnce’nin bu hususları iyi değerlendirmesi, partinin geleceği açısından çok önemlidir diye düşünüyorum.
Eğer Zorro’nun önü yine kesilmez ise!..

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Muharrem İnce, Abdüllatif Şener