Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Muhalefette ‘başarı’ ve CHP

10 Temmuz 2018 Salı

Demokrasilerde “muhalefetin başarısı, sadece iktidarın yaptığı yanlışları halka duyurmakla ölçülmez.” Muhalefetin başarısının gerçek ölçüsü “iktidarın yapmakta olduğu yanlışları önlemekle ortaya çıkar.”
Muhalefet, “ben yanlışları söyledim, durdurmaya da çalıştım: benim görevim bu kadar” diyemez.
Eğer bu yanlışları engelleyemiyorsa, “muhalefet başarısızdır”, sonucu etkileyememiştir. Çünkü muhalefet “başarılı” olmak için ne yapar: kamuoyuna ve kendi tabanına şöyle der: ben bu yanlışları yapmakta olan iktidarın uygulamalarının önüne geçebilmek için şunları yapıyorum:
Parti içinde, ülkedeki bütün sivil toplum örgütleri ile yoğun işbirliği yapmanın yollarını şu araçlarla yürüteceğim diyecek ve bunları fiilen yapacak.
Parti içinde bu tür etkinlikleri sağlayacak örgütlenmelere gidecek.
Üniversitelerden öğrenci kuruluşlarına, sendikal etkinliklerden mahalle muhtarlarına kadar örgütlenmeleri bütünleştirerek dışsallıklar (externalities) yaratacak.
Bu tür demokratik örgütlenmeler sayesinde “örgütsel olarak güçlenecek”: gerçek toplumsal güç böyle sağlanır. Yoksa salı günleri Meclis’te konuşma yaparak ya da medyaya bilgi vererek sadece “bilineni ilan edersiniz”: parti olarak gücünüz artmaz, zayıflar, yüzde 25’in altına düşersiniz.
CHP’nin son seçimlerde geri gitmesinin esas nedeni budur. Yoksa doğruları zaten herkes söylüyor. İletişim dünyası artık bu konuda çok zengin olanaklara sahip. CHP için önemli olan, partiyi toplumsal örgütlenmelerle güçlü kılmaktır. Yukarılara çıkmanın tek yolu, “örgütlü güçlenmelerden geçer.” Bunu fiilen başaramayan bir yönetim, “başarısız” kalmış demektir. Yerini, başaracak olanlara bırakmak zorundadır.
Ben “teşkilata” hâkimim, teşkilat da beni istiyor demek CHP’yi (ve Cumhuriyet’i) yok etmeye çalışan odakların yolunu açmaktan başka hiçbir işe yaramaz.
Kemal Bey seçildiğinde 3 gün sonraki Bıçak Sırtı köşemde ona Gandhi adını galiba ilk koyanlardandım.
Kemal Bey dürüst, ahlak sahibi bir insandır ama CHP’de yeniden örgütlenmeyi sağlayıp, AKP’nin yanlışlarının yolunu kesecek başarıyı sağlayamadı, hep kaybetti, CHP küçüldü, rejim bugünkü noktaya geldi.
Üstelik AKP’nin son 7 yıldır yaptığı olağanüstü iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel yanlışlara karşın. CHP artık başarılı bir muhalefet olmak için “toplumda örgütsel güçlenmeyi demokratik yolla sağlayacak” bir yönetimin işbaşına gelmesi gerekir.
Toplumsal bir örgütlenme içine girmiş bir CHP’nin en az yüzde 35’e çıkabileceğini, İnce’nin başarısı kanıtladı.
Kemal Bey ile hiç karşılaşmadım, telefonda bile konuşmadık: İnce ile bir yıl önce 3-5 dakikalık rastlantı sohbetimiz oldu. Son yazılarımda İnce’nin seçim başarısını destekleyen yazılar yazdım.
Olaylara tarafsız bakan bir akademisyen olarak gözlemim şu: eğer CHP yönetim değişikliği yaparak “toplumsal olarak yeniden örgütlenmiş güçlü CHP”yi yaratamaz ise yüzde 20’lerde kalmaktan öte Türkiye’yi de riske etmiş olur.
Son seçimde, “bu hayati bir seçimdir” diyorduk: Artık CHP’deki “iktidar değişimi de, olağanüstü hayati bir seçim haline gelmiştir”: Sevgili CHP’lilere; artık lütfen sen-ben kavgalarını bir kenara itin: giden sadece CHP değil Türkiye de gidiyor, artık fedakârlık edin, Kemal Bey siz de…
Siyasette her şey “alınan sonuçlarla ölçülür”, sadece doğruları, gerçekleri dile getirmek işin küçük bir parçasıdır. Sadece eleştiri yaparak sonuç alamazsınız. AKP son 7 yıldır adım adım bugünkü konumuna gelirken CHP sizin yönetiminizdeydi ve engelleyecek örgütlenmeleri yapamadınız.