Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Adnan’ın sırtlanları!

22 Temmuz 2018 Pazar

Değerli meslektaşım ve arkadaşım İpek Özbey’in eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’la yaptığı röportajında (Hürriyet, 17 Temmuz) vurgulandığı gibi Adnan Hoca örgütü; Türkiye’yi güvenlik güçlerinden yargı erkine kadar yirmi yıldır parmağında oynatan, çünkü şantaj yaptığı eski mürit ya da fuhuş, rüşvet gibi kirli ilişkiler aracılığıyla devletin içine sızan bir mafyadır.
1999 yılında Adnancılara ne yazık ki sonuç alınamayan ilk operasyonu başlatan Sadettin Tantan’ın tanımıyla “Mal varlığını şantaj mekanizmasıyla büyüten ve yabancı istihbarat örgütleriyle çetrefil ilişkiler kuran” bu suç örgütüne yönelik uzun iddia listesini, uluslararası hukuk jargonunda birkaç temel iddiaya indirgemek mümkün: Fuhuş ticaretine dayalı örgütlü şantaj. Yasadışı kan ticaretiyle yabancı ilaç sanayiyi ve yabancı istihbarat örgütlerine casusluk. Halkın dini inanç ve ahlak değerlerini yozlaştırmak amacıyla yayımcılık.
Adnancılar mafyası, Türkiye’deki yetki odaklarında FETÖ kadar etkili ve zaten aynı “akıllı tasarımcı”nın hizmetlisi olarak Ergenekon davalarında görüldüğü gibi FETÖ yargısıyla el ele çalışmasına karşın, uzun yıllar ciddiye alınmadı.

***

Gıllıgışı olmayan insanlar, “aşkım inşallah, aşkım maşallah” diye dolanan cıbıldak hatunlarla çevrili Adnan Oktar’ı “zararsız deli” sandılar. Çoğu, ABD’nin Texas’taki Foundation for Thought and Ethics ve Seattle’daki Discovery Institute/Center for Science and Culture kuruluşlarının desteğiyle 2006’da basılan ve dünya çapında dağıtılan “Yaratılış Atlası”nın çakma yazarı Harun Yahya ile Adnan Oktar’ın aynı kişi olduğunu bile bilmez!
Oysa Yahudilerle Protestanları aynı çatı altında birleştiren Evangelist Kilise’nin çok ciddi yan kuruluşları olup, bugün hem ABD, hem de İsrail politikalarına yön veren “akıllı tasarımcılar”; Yaratılış Atlası yazarı(!) Harun Yahya’nın sonraki yıllarda Adnan Oktar’lığa rücu edip A9 kanalında silikonda devrim sayılacak estetik evrimler geçiren kedi cinsleriyle yaptığı programları nasıl karşıladılar, ne düşündüler, biz de bunu bilemiyoruz…

***

Ama Türkiye’nin hiç de iyiliğini istemeyen dış güçlerin 1990’lı yıllardan beri gerek devlet, gerekse toplum katında uygulamaya koyduğu “yıkıcı yozlaştırma” projesi; “paralel” çalışan iki yapılanma, Fethullah Gülen - Fethullah ve Adnan Hocacı örgütlerle yürütülüyordu, bu kesin.
Her iki örgüt de her zaman çok tehlikeliydi ve dokunan yanıyordu. Sadettin Tantan’ın “Türkiye’de teknolojiyi en iyi kullanan örgüt Adnan Hoca’nın örgütüdür. Teknik takiple siyaseti ve basını teslim alanlar bunlardır” saptamasında hiçbir abartma yoktur.
1999’daki operasyon, gerek Tantan, gerekse zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan’ın itibarsızlaştırılması, yıldırılmasıyla sonuçlanmıştır. Her ikisi hakkında yüzlerce dava açılmış ve en ağır bedeli, 300 davayla hayatı karartılan, mesleği elinden alınan, sonunda da Adnan Hocacıların kumpasıyla Ergenekon mağduru olan Adil Serdar Saçan ödemiştir.
Adnan Oktar’ın kedileri ve kedicikleri, bir sırtlan sürüsüdür. Bazen şantaj yapılan bir milletvekili ya da bürokrat, bazen öğretim görevlisi, yayımcı, yargıç, avukat ordusu olarak karşınıza çıkarlar.

***

Bir suç fabrikasından ibaret bu örgütü, umarım nihayet çökertmeye yönelik son operasyonun ardından sosyal medyada ne kadar çok Adnan hocacı olduğuna bakarak, tarihin tekrarlamasından korkuyorum! Siz sevgili okurlarım, Harun Yahya takma adıyla hiçbir zaman olmadığı, olamayacağı düşün ve yazın adamlığına soyunan Adnan Oktar mafyasıyla 2006’dan öteye “istemeden” girdiğim hukuk mücadelesini medyaya yansıyan birkaç dava dışında bilmezsiniz…
Adnan Hocacılar, yalnız İstanbul Anadolu Adliyesi’nde açtıkları beş binin üstünde davayla binlerce insanın hayatını kararttı ve yargıdan tam anlamıyla temizlenmeyen FETÖ’cü yargıç ya da savcılar onlara çalıştı, hâlâ da çalışıyor. Beni de böyle yıldırmaya uğraşıyorlardı ki, operasyona uğradılar.
Bu girizgâhla, Adnancı mafyayla kişisel mücadelemi anlatacağım bir diziye başlıyorum.
Örgüte çalışan bazı devlet görevlileri, isimlerini bu dizide bulabilir!

Tümü Mine G. Kırıkkanat - Son yazıları

Anıları kalbimize çakılı... 18 Kasım 2018 Paz
Faşizmin ön odası 11 Kasım 2018 Paz
Alfabe bahane, cehalet şahane! 4 Kasım 2018 Paz