İslam siyasileşirse
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İslam siyasileşirse

10.12.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasal İslam ideolojisinde “Laiklik, dinsizlik” ve “laik devlet de dinsiz devlet” olarak anlaşıldığı için, anayasası laik olan Türkiye Cumhuriyeti devleti “dinsiz ve kâfirdir, yıkılması cihat, malı ganimettir”.

AKP’nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı (hem bir partinin genel başkanı, hem de cumhurun - halkın tümünün- başkanı olmak nasıl olabiliyorsa) siyasetin ufkunda önceleri küçük bir figür ve zamanla yıldızlaşan bir karizmaya dönüşme sürecinin hemen her aşamasında, kendisi ile tutarlı biçimde, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığını hiç saklamadı. Gençlik yıllarında “Laiklik de ne demekmiş, bu millet isterse elbette laiklik de ortadan kaldırılır” sözü ile, devleti pençesine aldığı bugünkü ortamda “Laiklik ile Müslümanlık bir arada olamaz” sözü de, geçmişi ile uyum ve örtüşme halinde olup, bu ideolojik bakışı ve kararlı laiklik karşıtlığı, siyasal İslamın ana argümanıdır.

Siyasal İslam
Siyasal İslam ideolojisinde “laiklik, dinsizlik” ve “laik devlet de dinsiz devlet” olarak anlaşıldığı için, anayasası laik olan Türkiye Cumhuriyeti devleti “dinsiz ve kâfirdir, yıkılması cihad, malı ganimettir”. Yoksul halkımızın hazinesinin, hayâsız ve doyumsuzca yağmalanmasının altında bu hasta anlayış yatmaktadır. İlahi ve reel olan ise devlet canlı varlık olmadığından zaten dini olamaz ama bu devlet, yurttaşlarının dini ihtiyaçlarını kollar ve gözetir; Atatürk’ün kurduğu ve yönetenlerin görev namusuna emanet ettiği Diyanet, bu gerçeğin ta kendisidir... Cihat, Kuranıkerim’de isim olarak 4, bundan türeyen fiil şeklinde 24 yerde geçmektedir. “Cihatçı” anlamına gelen “mücahit” ise iki ayette zikredilmiştir. Bu ayetlerin bir kısmında, cihat kelimesinden, doğrudan savaşın kastedildiği anlaşılmakta, bir kısmında da “Allah rızasına uygun biçimde yaşama çabası” anlamı çıkmaktadır. (TDV İSLAM ANSİKLOPEDİ- Sİ, Cild 7, sahife 527). Sözün özü, “cihat”, demokrasinin imkânlarından yararlanarak ele geçirdiğin kendi devletine savaş açmak değil, özellikle İslamın ilk yayılış yıllarındaki koşullar gereği Müslüman olmayan devletlerle yapılan savaşlardır. Siyasal İslamcılar, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Atatürk’ün “Sultan Vahdettin’e Ülkeyi tekrar teslim etmesi gerektiğini” savunurlar. Adın ne, Mualla, oh ne alâ... Kurtuluş Savaşı dönemi için Mustafa Kemal deyip de, Cumhuriyet ve devrimler dönemi için Atatürk dememelerinin nedeni budur.
ABD ve Batı’nın “Ilımlı İslam” dayatmaları bir tuzaktır. Çünkü, Vahdaniyet, nübüvvet, merhamet, sevgi, şefkat ve dayanışma dini olan İslam, zaten ılımlıdır, İslam sözcüğü bizatihi bu anlama gelir. Hal böyle olunca, İslam dünyasındaki baskıcı rejimler, talan ve kurumsallaşan hırsızlık, Batı’nın ilgi alanı dışındadır. Bundan da öteye, amaçları, Müslüman ülkeler arasındaki mezhep farklılıklarını kışkırtarak İslam coğrafyasını istikrarsızlığa ,sürüklemek, kendi iç sorunlarıyla boğuşmak zorunda bırakarak, gelişip kalkınmalarını engellemek ve yeraltı kaynaklarını sömürmektir. Batı dünyası, bu kadim amacına ulaşmak için mezhepçiliği körüklemiş, tarikatları beslemiş, din ile siyasetin iç içeliğini hep savunmuştur. Çünkü İslam tarihindeki ilk büyük kavga ve parçalanmanın, dinin siyasete alet edilmesiyle başladığı bilinmektedir.
Gökkubbe’nin altında tarihin gördüğü ve göreceği en büyük vahşet olan Peygamber neslinin kılıçtan geçirilmesine sebep olan olayların başlangıcı, Halife Osman’ın Ümeyyeoğulları’na tanıdığı sınırsız imtiyazlardır. On altı yılını dolduran AKP nin ilk yılları, demokrasi tarihimizin bir benzerini görmediği partizanlıklar bakımından Halife Osman dönemini hatırlatıyor. Son birkaç yıldan beri de, saltanat ve israf düşkünlüğü, dinimizin ve camilerimizin AKP nin örtülü reklamına vasıta yapılıyor olması yanında, devletimizin kurucusuna açık tavır anlamına gelen özel günlerdeki ruhsuz hutbeler ile de mabedler, Muaviye devrini çağrıştırıyor.

İslamın evrenselliği
Milletin birliğinden, toplumun dirliğinden en başta sorumlu olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın, yurttaşlarını “laiklik ile Müslümanlık arasında tercihe” zorlaması çok tehlikeli bir anlayış, ağır bir vebaldir. İslamiyet cihanşümul bir dindir, değil Sayın Erdoğan, Hz. Peygamber bile, kendisini Müslüman hisseden birinin inancını tartışmamıştır. İslamın evrenselliği, kudsiyet, ulviyet ve ruhaniyeti buradan gelir. AKP Kocaeli Belediye Başkan adayının “Bu kalenin temsilcisi Cumhurbaşkanımızdır, kale yıkılırsa ümmet yıkılır” sözü ciddiye alınırsa, her fani gibi, Tayyip Bey’den sonra, İslam yerle yeksan olacak demektir. Bin dört yüz yıllık İslam, sanki bu günlere Tayyip Bey sayesinde ulaştı. İslamın sahibi ve güvencesi Allah’tır. Zor bir coğrafyada ulusal birliğimizin korunması, yazgı ve bekamızla yakından ilgili olduğundan, bitip tükenmeyen bu tür zırvalar dönemi artık kapanmalıdır.  

GANİ AŞIK
Eski CHP Milletvekili/Eski Müftü

Yazarın Son Yazıları

Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
İki biraderden Trump’a ‘Amerikan rüyası’ - Tunç Soyer

Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış.

Devamını Oku
09.04.2026
Halk yönetiminin yanılgı ve sorunları - Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

Siyasal yönetim hakkı ile ilgili kabuller ve varsayımlar uzun yıllardır kullanılmalarına karşın, onlarla ilgili yanlış anlamlar ortadan kalkmamaktadır.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026