‘Akıl bizdedir’

21 Aralık 2018 Cuma

Günlerden 20 aralık 2018. Hava buz gibi üstelik ıslak, pencereden baktığında bile dışarıda olsan iliğine işleyecek soğuğu görüyorsun. Günler dibe vurmuş gece tavan yapmış, çevrede iç açacak hiçbir şey yok... Gazeteyi alıp bakıyorum, Zeynep Oral’dan, Enver Aysever’e diz boyu kötümserlik, gırtlağına kadar umutsuzluk...

Umutsuzluk ayıplanır, insanı bir yere vardırmaz.

Yine de düşünen her insanın derin umutsuzluk anları olmuştur.

Alev Coşkun’un son günlerde okuduğum ve herkese salık verdiğim “Asker İnönü”sünde bunun en çarpıcılarından birine Albay İsmet Bey örneğinde rastlıyoruz.

Günlerden 15 kasım 1918’dir. Kâzım Karabekir kardeşinin Çamlıca’daki evinde konuştuğu Albay İsmet Bey’in o günkü ruh halini şöyle anlatır:

- Pek eski ve pek samimi arkadaşım İsmet çok karamsardı.

Karabekir bu yargısında haksız değildir.Yakın dostu İsmet her şeyin mahvolduğunu, bittiğini, herkesin kendilerine düşman olduğunu hiçbir çıkış yolu kalmadığıını söylemekte, askerlikten istifa ederek, çiftçilikle hayatlarını sürdürmeyi önermektedir. Kısacası Albay İsmet umutsuzluk çukurunun dibindedir.

                                                                             * * *
Aynı İsmet Bey o umutsuzluk günlerini izleyen dört yıl içinde, önce Ankara’nın Genel Kurmay Başkanı olacak, Garp Cephesi komutanı olarak, İnönü’de iki zafer kazanıp “milletin makus talihini yenecek”, Mustafa Kemal’in yanında Kurtuluş Güçleri’nin başında İzmir’e girecek, Mudanya’da istilacılara ateşkesi kabul ettirecek, Lozan’da emperyalizmin elinden bağımsızlığın senedini ve ülkenin tapusunu söküp alacaktır.

Azmiyle bütün bunları gerçekleştiren adamın ufkunu zaman zaman yine karamsarlık bulutlarının kararttığı anlar, olmamış değildir.

İsmet Paşa bu anlarını şöyle anlatıyor:

Bir gün Atatürk ile konuşuyordum .Kendisine dert yandım, bazen muharebede bunalıyorum. O zaman canımdan beziyorum ölmek istiyorum. Her yere atılıyorum. Her şeyi zorluyorum. Ölümü arıyorum. Ne dersin?” dedim.

Atatürk bana “bu senin dediğin büyük kumandanların hasletidir. Bütün büyük kumandanlar ümitsizlik anında ölüme koşmuşlar ve ancak o zaman ümitsizlik anını zafere dönüştürmüşlerdir” dedi.

Atatürk’ün bu sözleri de, bütün büyük kumandanların ve önderlerin de, ölüme susayacak kadar derin umutsuzluk anları olduğu gerçeğini vurguluyor.

Ne var ki önder, o umutsuzluk anını ölümüne bir çaba ile zafere dönüştürmesini bilir.

Ama nasıl gerçekleştirebilir bunu?

Yine kitaptan bir bölüm ile yanıtlayalım soruyu.
                                                                             * * *
Anadolu’da isyanların her yerde patlak verdiği, Çerkez Ethem’in bunları bastırmaktaki başarısı nedeniyle ününün milli kahraman olarak ülkeye yayıldığı ve orada burada, “Mustafa Kemal’i Meclis’in önünde asacağım” diye ileri geri konuştuğu günlerdedir, sonrasını İsmet Paşa şöyle anlatıyor:

“Ethem Bey Yozgat isyanını bastırdı ve Ankara’ya döndü. Ankara çarşısında ve etrafta panayırlar kuruldu. Yozgat’tan sürdükleri koyunları halkın gözü önünde satmaya başladılar. Olup bitenleri hüzünle seyrediyoruz, fakat bir şey yapamıyoruz. Ethem Bey’i istasyonda karşıladığımızı ve birliğini denetlediğimizi hatırlarım. Oradan ayrılırken Atatürk’e sordum: ‘Her biri tepeden tırnağa silahlı. Bunun kendilerine verdiği güven ve büyüklük duygusu ile herkese tepeden bakıyorlar. Bugün memlekete hakim olan kimdir? Bunlar mı, biz miyiz?’

Beraber yürüyoruz, Atatürk biraz durdu, düşündü ve şu cevabı verdi: ‘Biziz, akıl bizdedir.’
Atatürk’ün bu sözlerinden keyiflendim.

Tereddüt ve umutsuzluğun bir kez daha zafere dönüşme süreci yaşanmaktadır.

İşte tarihimizin kahramanlarından örneklerle umutsuzluğun zafere dönüşme anı örnekleri...

Güç koşullarda zaman zaman karamsarlığa umutsuzluğa kapılmak doğal. Mesele onu zafere dönüştürebilmekte, onun da anahtarını Mustafa Kemal veriyor:

Akıldan yana olmak.

Evet, bugün de durum umutsuz gibi görünüyor. Ama akıldan yana olduğumuz sürece umut hiç yitmez.