Köşe Yazısı

A+ A-
Özdemir İnce

AKP Allah’ın nesi oluyor?

26 Mart 2019 Salı

Delilerin çoğu kendini Napoleon, Sezar, padişah, Kleopatra falan sanır. AKP’liler hem öyle hem böyle: Kendilerinin Allah nezdinde hatırlı, torpilli kişiler oldukları havası atıyorlar. İnanırsan! Subay, polis kıyafetinde gezen dolandırıcılar gibi. Yersen! Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı ve AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar “Allah, emaneti ehline vermenizi emrediyor. Peki, halk emaneti nasıl verir? Bu emir hepimiz için geçerli. Halk sandığın başına gider, oyunu atar ve emanetini verir. Allah size emanet veriyorsa, illa ki bunun hesabını soracak demektir. Vicdan rahatlığıyla biliyorum ki, inşallah Mahşer’de Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğiniz için inşallah sizden hesap sormayacak.”

***

Aşk olsun vallahi adama, böyle bir konuşmayı Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed bile yapamaz, Allah’tan ve çarpılmaktan korkarlar. Allah’tan kim korkmaz? Allah’tan sadece şeytân-ı lâîn korkmaz. Buradan bir çıkarım yaparak Gülpınar soyadlı muhterem zatın şeytan ile bir hısım-akrabalık ilintisi olduğunu düşünmek hiç de abartı olmaz. Doğrudur, Allah, emaneti ehline verilmesini emrediyor”. Ama Kuran’da, seçimde oy kullanmanın kutsal bir iş olduğundan söz etmiyor. Oy, bir kutsal emanet ise bu emanete neden hıyanet ediyorsunuz? Allah emanet oyu AKP’ye verenlerden hesap sormayacakmış? Nereden biliyorsunuz? Allah size bu hususta vahiy mi gönderdi? Bu kadar Allah’ın sevgili kulu iseniz bu yönetim sefaletiniz neyin nesi? Nedir bu enflasyon, lira neden yerde sürünüyor? Uygar dünyada itibarınız neden iki paralık? Allah sadece seçim sandığında mı görevli? Şeytan’ın Türkiye’deki yamakları sadece ve elbette siz değilsiniz? Ya onlardan birinin yakını Mahşer’in kapısında bekçi duruyorsa ne halt edersiniz? El elden üstündür evladım!

***

Bu konuyu deşmek için, şu günlerde yayımlanacak Sonun Sonu (Eksik Parça Yayınları) adlı kitabımda yer alan “Allah Adına Yönetmek” başlıklı yazıdan alıntı yapacağım: “ ‘Allah adına yönetmek’ iddiası Türkiye için de tam anlamıyla geçerli. İslamcı iktidarlar Allah adına yönettikleri için rahatlıkla yalan söyleyebiliyorlar ve kolayca takıyye bukalemununa dönüşebiliyorlar. Allah adına yönettikleri için sorumluluk duygusundan kesinlikle yoksunlar. Allah adına yönettikleri için, bu dünyaya ait bütün denetçi kuruluş ve aygıtları yok etmeyi hedefliyorlar. Çekinmiyorlar. Allah adına yönetmek, kimseye hesap verilmediği için, millet adına yönetmekten çok daha kolay. Allah adına yönetenler, Millet’e hesap vermemek için, gün gelir, parlamentoyu ve seçimi gereksiz bir yük olarak görürler. Allah adına yönetenler, onu, peygamberini ve Kutsal Kitab’ını (hesap soramayacaklarını bildikleri için) hiç umursamazlar. Çekinmezler çünkü çekinmeleri gereken halkı dinsel hurafelerin afyonuyla uyutmuşlardır. Bütün bunları yapan insan kılıklı iblislerden anayasa ve yasalara saygı beklemek saflık olmaz mı?
AKP ve onun ebedî şefi R.T. Erdoğan, Türkiye’yi 15 yıldır Allah adına yönetiyordu. Erdoğan artık hem Cumhurbaşkanı hem AKP’nin seçilmiş genel başkanı. Böylece, tam anlamıyla, Necip Fazıl’ın Başyüce’si oldu. Artık kimseye hesap vermeden herkesten hesap sorabilir, her konuda hüküm verebilir, her konuda kararname çıkartabilir. Nitekim, AKP genel başkanlığını devralmadan bir gün önce kültür ve sanat alanına giren konularda (yani “bizim mahalle”de) esti gürledi. Bizim mesleğin mezhebinde boyun eğmek, boyunduruk taşımak olmadığı için, alanımızı yeke yek korumak zorundayız.”

***

Gölgenin en uzun hali güneş batmadan öncedir. Bir saniye sonra gölge mölge kalmaz!

Tümü Özdemir İnce - Son yazıları

Kirlenen dil sorunu 23 Ağustos 2019 Cum
İktidarın dili - muhalefetin dili 20 Ağustos 2019 Sal
Tarih ve sınıf bilinci üzerine 18 Ağustos 2019 Paz