Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Liberal İhanet*

05 Kasım 2014 Çarşamba

[Haber görseli]

Celladına Âşık Olma Zavallılığı!
Uluslararası Hrant Dink Ödülü, 15 Eylül 2011 tarihinde dönemin Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Ahmet Altan’a verildi. Ödülü veren kurum Hrant Dink Vakfı’ydı. Ödül Komitesi Başkanlığı’nı ise Türkiye’de aydın ihanetinin simge isimlerinden, tipik “neo-con”lardan Ali Bayramoğlu yaptı.
Bu ödülün Ahmet Altan’a verilmesi tam anlamıyla siyasal ve ahlaki bir rezaletti. Altan’ın ödülü, gerçekleri öğrenmeye başlayan kamuoyunda ciddi bir tepki yarattı. Çünkü Ahmet Altan’ın yönettiği Taraf gazetesi Dink cinayetini örtbas etmek için başından beri özel ve sinsi bir çaba harcadı. Cinayetin azmettiricisi oldukları ortaya çıkan Fethullahçı polis şeflerini aklamak için elinden geleni yaptı. Müfettiş raporlarını, kanıtları, ifadeleri, katilleri işaret eden apaçık olguları görmezden geldi. Yeni rejimin silahlı kuvveti olan polisi korumak için olağanüstü çaba harcadı.
Ahmet Altan, gerçekte Hrant Dink’in katilleriyle aynı safta yer alıyordu. Fethullah Gülen Cemaati’nin Taraf gazetesine sağladığı ekonomik desteği gizledi. Hükümetin, Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı aracılığıyla verdiği yaklaşık 4.5 milyon (4.5 trilyon) TL tutarındaki teşvikle çıkarılan Taraf’ın mali kaynaklarını hiçbir zaman açıklamadı. Altan, hükümetin desteğiyle çıkardığı gazeteyi, sivil ve demokratik bir yayın diye topluma yutturmaya kalkıştı. Bu büyük yalana ne yazık ki bazı avanak liberaller ve akılları demokrasi vaadiyle alınan solcular ile özellikle Kürt siyasal hareketinin önemli bir kısmı inandı.
Bununla da kalmadı Ahmet Altan, son dönemdeki bütün AKP-Cemaat güdümlü polis operasyonlarında kullanılan katillerin devşirildiği, İslamcı-faşist BBPAlperen Ocakları’nı sürekli olarak korudu. Galiba onların cinayet işleyerek demokrasiye katkıda bulunduğunu sanıyordu! Çünkü Altan’ın gazetesi, Türkiye’yi 12 Eylül darbesine taşıyan bütün büyük provokasyonların failleri ve faşist katliamların sorumluları tarafından oluşturulan BBP ve gençlik örgütünü “demokrasi gücü” gibi sunmaya kalkıştı.
Derin bir cehaletle sadece askere karşı olmanın “demokrat” olmak için yetebileceğini sandı.
Basit bir tarih-coğrafya bilgisinden bile yoksun olan, dönemin bütün egemen güçlerine (iktidara, polise ABD’ye, yükselen yeni sermaye çevrelerine vb.) yaslandığı halde, bunu “sivil” ve dahası “antimilitarist” bir tavır olarak sunan ve tam da bu gerekçelerle ödüle layık görülen Ahmet Altan, kirli bir isimdir. Karanlık operasyonlarda görev almış dinci faşizan düzenin kuruluşuna katkı sunmuş bir liberaldir.
Ahmet Altan, tıpkı katillerin cinayet mahalline dönmeleri gibi, utanmadan, sıkılmadan Hrant Dink ödülünü almaya gitti ve aldı. Bu ülke tarihinde böyle utanç verici başka bir yüzsüzlüğe rastlamak mümkün değildir.

Neo-con Ali Bayramoğlu ve Postmodern Faşizm
Diğer taraftan bu ödülün Ahmet Altan’a verilmesinde de şaşırtıcı bir yan yoktu. Ödülü veren kurulun başkanı, Türkiye’deki neo-con/ yeni muhafazakâr akımın önde gelen isimlerinden Yeni Şafak gazetesi yazarı, kendisini yer yer solcu bile sayan Ali Bayramoğlu’ydu.
Bayramoğlu, kendi yaşamına ihanet eden ve bırakın solcu olmayı, artık demokratlık zemininde bile değerlendirilmesi mümkün olmayan, son yıllarda yaygınlaşan siyasal pozisyon “liberal faşist” olarak nitelendirilebilecek bir isimdir.
Ödül komitesinin önemli üyelerinden biri ise, yine kendi hayatına, değerlerine, tarihine ve yaşam tarzına ihanet eden Hasan Cemal’di.
Ödülü takdim eden kişi ise, nerede durduğunun farkında bile olmayan, düşünsel serüvenini liberalizmle noktalayan Adalet Ağaoğlu’ydu. Adalet Hanım’ın, Elif Şafak’ın hakaret ve aşağılamalarından bile gerekli dersi almadığı anlaşılıyordu.*

*MERDAN YANARDAĞ’ın Liberal İhanet (Kırmızı Kedi Yayınları, 2014) inceleme kitabından alıntıdır.


G NOKTASI
Bu kitabı kim yazacak, bu ülkenin dürüst aydınlarını hapislere tıkıp tıkmadıklarının özgürlüğünü, çocuklarımızın geleceğini çalan ve ufkumuzu karartanların işbirlikçilerini bir bir, kim bir kitapta toplayacak, diye merak ediyordum.
Merdan Yanardağ yaptı.
Merdan, gerçek bir araştırmacı gazeteciye yaraşır tutarlılıkta, kendi sözleri, kendi yazdıklarıyla kanıtlıyor, isim isim sıralıyor, yarınlarımızı çalan hırsızlara gözcülük ve yataklık edenleri.
“Liberal İhanet”, Türkiye’yi ortaçağ karanlığına ve dipsiz bir yolsuzluğa gömen düzenin propagandacıları, sözde aydın liberallerden en babalarının suç dosyası.
Murat Belge’den Mehmet Altan’a, Baskın Oran’dan Cengiz Çandar’a, Hasan Cemal’den Ufuk Uras’a, Ümit Kıvanç’tan Halil Berktay ve daha nicelerine, uzayıp giden bir yardakçılık hatıratı.
Yurdu ve hayalleri çalınan ilkeli insanlar, bu kitabı başucundan eksik etmemeli.
Çünkü Türkiye’yi belki de yıkacak bir dehşet sürecine destek olup çanak tutanların, her inkârda karşılarına çıkacak, önlerine konulacak olan sicilleri ve eşgalleri, bu kitapta. 

“Her dostta, bir hainin yarısı vardır.” 
RIVAROL 

Tümü Mine G. Kırıkkanat - Son yazıları

Anıları kalbimize çakılı... 18 Kasım 2018 Paz
Faşizmin ön odası 11 Kasım 2018 Paz
Alfabe bahane, cehalet şahane! 4 Kasım 2018 Paz