Köşe Yazısı

A+ A-

Ergenekon’la ‘suçlanmak’ mı!

9 Temmuz 2019 Salı

Ergenekon’la suçlanmak büyük bir onur vesilesi olmuştur. Ergenekon kumpasını kimlerin hazırlayıp hangi amaçlarla uyguladıklarına baktığımızda bu durum açık olarak anlaşılır.
- Uygulayanlar ABD’nin güdümündeki FETÖ maşalarıydılar.
- Ergenekon kimleri hedef almıştı?: Türkiye’de ulusal çıkarları ve demokrasiyi savunan ve ayakta tutan: Cumhuriyeti, Atatürk devrimlerini ve ülkenin bütünlüğünü koruyan kişi ve kurumları.
TSK, üniversite çevreleri, etkili aydınlar, sanatçılar, bürokratlar ortadan kaldırılmak isteniyordu.
- Türkiye’de “Batılı kafada” olmayıp da “Batıcı kafada olanlardan da yararlandılar”. Neo liberallerden, ikinci cumhuriyetçilere kadar bir kesim de “kumpaslara hoşgörüyle bakıyordu”.
Akademisyenlerden yazarlara kadar oldukça geniş bir çevre bulunuyordu. Aynı Osmanlı’da olduğu gibi. Bunları “şahsen” de çok iyi tanıyordum. Sohbetlerde “kendilerini ele veriyorlardı”. Gülen için, “Bu ilkel adam ile sizin işiniz ne!” dediğimde, kendini tutamayarak bana, aşırı tepki gösteren “akademisyen ve sanatçılar” bile olmuştur. Attilâ İlhan da Kamran İnan da, birçok defa, “hain kontenjanımızın çok geniş olmasından, sohbetlerimizde yakınmışlardır”.
Ergenekon kumpasının hedef aldığı Türkiye Cumhuriyeti idi. Demokrasiyi, Atatürkçülüğü, ulusal çıkarları savunanları, orduyu, üniversiteleri, iş dünyasını, medyayı yandaşları haline getirip devleti işgal etmek istediler ve kısmen de başarmışlardı!
FETÖ kanalı ile ABD’nin güdümünde bir din devleti istiyorlardı. Demokratik kurumlar yıkılmalı, ulusal çıkarları savunanlar ortadan kaldırılmalıydı. Ergenekon kumpası bunun için başlatıldı.

Bazı köşe taşları
1) 7 Mart 2002’de İstanbul’da Harp Akademileri’nde yapılan kamuya açık bir seminerde bir tebliğ sundum: ABD ve AB’nin Türkiye üzerinde, ulusal çıkarlarımız ile bağdaşmayan uygulamalarını anlattım ve Rusya ile de ilişkilerin gelişmesini savundum. (*) MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç söz alarak “benim görüşlerimi desteklediğini belirtti”. Ve Türk ve dünya medyasında kıyamet koptu: “TSK Batı’ya karşı çıkıyor” ifadesi vurgulandı. Ve FETÖ, Ergenekon için düğmeye bastı.
2) Bir yıl sonra 1 Mart 2003’te AKP hükümetinin, ABD’nin isteği ile hazırlanan (1 Mart tezkeresi) TBMM’de reddedilince FETÖ yalnız ulusalcıların değil, TBMM ve rejimin de tasfiye edilmesi için işi hızlandırdı. Ergenekon ve Balyoz kumpasları için Türkiye’de, “olağanüstü bir örtülü işgal operasyonu” yürütüldü.
3) 2003’te ABD ve İngiltere’nin BOP’u uygulamak için Irak’ı işgalinden birkaç hafta sonra, ben de şahsen uyarılıyordum! Hem de en üst düzey bir operasyon mensubu tarafından. (**)
O dönemde çok etkiliydim. Yalnız Türkiye medyasında değil, Avrupa ve ABD gazete ve dergilerinde de konuşmalarım çıkıyor, yazılarım her yerde yayımlanıyordu. Demek ki adım FETÖ tarafından daha o günden işaretlenmişti.
Ergenekon’dan Balyoz’a giden yol bu basamaklardan geçiyordu. En çağdaş, en demokrat, ulusal çıkarları en fazla savunan general, akademisyen, siyasetçi, yazar, sanatçı, medya mensubu, FETÖ ve arkasındaki güç tarafından ortadan kaldırılmak istendi.
Emperyalizmin siyasal İslam ayağı karşı karşıya gelince kumpas, 12 yıl sonra, 1 Temmuz 2019’da bitirildi. Ergenekon’da suçlanmak ve içeri alınmak bu nedenle büyük bir onurdur…
Suçlayanlar zaten ya yurtdışına kaçtılar ya da FETÖ’den içeri alındılar. Bir de, hâlâ ortalıkta dolaşanlar var tabii, şimdilik…
Mustafa Balbay, “yaşasın, Erol Hoca kanser olmuş” sevinç(!) çığlığında, Ergenekon faşist kumpasını bir cümle ile resme diyordu…

(*) Yolumun Kesiştiği Ünlüler, Tuncer Kılınç bölümü. syf.102, 2017, Kırmızı Kedi
(**) Prof. Burak Atamtürk, Erol Manisalı ile Nehir Söyleşi, syf. 49, 2019

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Erol Manisalı, Mustafa Balbay