Karşı devrimin tamamlanması
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Karşı devrimin tamamlanması

27.01.2017 09:41
Güncellenme:
Takip Et:

Lehe oy veren milletvekilleri dahil herkesin bildiği bu değişiklik, Türkiye’de demokrasi korunarak yapılan bir değişiklik değil. Yetkileri sınırsız, denetimi neredeyse olanaksız bir tek adam rejimi ile dini ve taassubu öne çıkaran bir yaşam biçimini bir araya getirdiğimizde varacağımız sonuç hiç kuşkusuz teokratik, otokratik bir rejimin bizi beklediği.

Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilerek mevcut rejimin tamamen değiştirilmesi sonucunu doğuracak yasa değişikliği teklifi, TBMM’den 339 milletvekilinin oyuyla geçti ve Türkiye bir referandum sürecine girdi.
TBMM’deki bu son oylamanın gerçekten de kamuoyunda çokça söylendiği gibi TBMM’nin kendini feshetmesi, intihar etmesi olarak değerlendirilmesi yanlış değil. Esasen TBMM, egemenliğin kullanımı ve devir yasağına ilişkin anayasanın 6. maddesini fiilen yürürlükten kaldırdı. Diğer yandan egemenliğin kullanılmasının “hiçbir kişiye” devredilemeyeceğine dair hükmün ilgasıyla anayasanın değiştirilemez hükümlerinden olan 2. maddesindeki devletin “demokratik” olması ilkesi de kendiliğinden ortadan kalkmış olacağından açıkça anayasaya aykırı olduğu gibi, temel hakların referanduma götürülemeyeceğine dair kurala da aykırı davrandı. Elbette ki bu aymazlık derecesindeki yasama tasarrufunun siyaseten de bir karşılığının olması gerekir.

Herkesin bildiği
Değişiklik teklifi hakkında yargının “tarafsızlığı”nın anayasaya eklenmesinden tutun cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisinden HSYK üyelerinin yarısını, AYM üyelerini ve üst bürokratları atama, TBMM’yi feshetme yetkisine varana kadar birçok şey söylenebilir. Ancak bunlar hepimiz için zaman kaybından öte gitmeyen ve gereksiz değerlendirmeler olacaktır. Lehe oy veren milletvekilleri dahil herkesin bildiği bu değişiklik, Türkiye’de demokrasi korunarak yapılan bir değişiklik değil. Başkanlık rejimi tartışmaları ise bu teklif içinde kesinlikle yapılmıyor. Yapılmak istenilen şey açık bir şekilde “Türk Tipi Başkanlık”, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi” şeklinde ifade edilen, demokrasilerde örneği bulunmayan, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan bir tek adam rejimidir. Hollanda, İngiltere gibi ülkelerden krallık örnekleri verilmesi ise normal insan aklıyla alay etmekten başka bir şey değil.

İçi nasıl doldurulacak?
Bize ait olan sorun, getirilmek istenilen tek adam rejiminin içinin nasıl doldurulacağıdır. Zira anayasada bununla ilgili doğrudan bir değişiklik düzenlemesi bulunmuyor. O zaman bakacağımız yer tek adam rejimini anayasaya sokmak isteyen siyasi iktidarın bugüne kadar olan uygulamaları. Son 10 yılda Anayasada laiklik ilkesi halen yer almasına karşın kamu kurumlarında, özellikle de eğitim ve adalet kurumlarında hizmet verenlerin dinsel simge kullanımının serbest bırakılması bir işaret. Eğitim müfredatından bilimin, örgütlenme ve dilekçe hakkının, Cumhuriyet tarihinin, kadın ve çocuklara yönelen istismarın önlenmesine dair konuların çıkarılması, buna karşın dini değerlerin her geçen yıl daha çok yer bulması, ilköğretime kadar çocukların başlarının kapatılması, imam hatip liselerinin çoğaltılması, ortaokullarının açılması bir işarettir. Egemenliğin millete değil, Allah’a ait olduğuna dair söylemler bir işarettir. Kamu kurumlarındaki dinci kadrolaşma ve benzeri uygulamalar bize gidişatın hak, eşitlik ve özgürlük temelli bir rejimden ziyade dindar ve kindar bir nesil yetiştirmeye, bilim insanları veya yargı kararları yerine ulemadan feyz almaya yöneldiğini gösteriyor.

Bizi bekleyen
Bu durumda basit bir çıkarım yapmamız gerekirse yetkileri sınırsız, denetimi neredeyse olanaksız bir tek adam rejimi ile dini ve taassubu öne çıkaran bir yaşam biçimini bir araya getirdiğimizde varacağımız sonuç hiç kuşkusuz teokratik, otokratik bir rejimin bizi beklediğidir. Bu anayasa değişikliğiyle ülkenin götürülmek istenildiği yer orasıdır.

Cemaat ile yapılanlar
Bize önerilen rejim ile gideceğimiz yeri tespit bakımından bir hatırlatma da 15 Temmuz sonrası Fettullah Gülen Cemaatine yönelik terör soruşturmalarının 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonraki döneme ait olarak yapılması ve suç tarihini siyasi iktidarın belirlemesidir. Böylece siyasi iktidarın FETÖ ile birlikte yürüttüğü faaliyetler için cezasızlık hali getirildi, suç olmaktan çıkarıldı. Dolayısıyla Silivri davalarında sahte delil üretme, sahte delillere göre yanlı karar verme gibi FETÖ eylemleri de soruşturma kapsamı dışında bırakıldı, derin devleti ele geçirme eylemleri bir sır olarak kaldı, Susurluk’tan başlayarak tüm çete suçlarına ilişkin soruşturma ve davalar bir daha tartışılmasına olanak verilmeyecek biçimde kapatıldı.

Kötü örnekler çok
Özellikle 2010 referandumundan sonra yargı alanında yapılan değişiklikler hukukun üstünlüğü ilkesinin yok edilmesi bakımından çok ürkütücü. Suçun ya da suçlunun kim olduğuna, tehdidin nereden geldiğine bağlı olarak soruşturma yöntemlerinin, tutuklama koşullarının ve merciilerinin değiştirilmesine ilişkin düzenlemeler tüm hukuk güvenliğini ortadan kaldırır nitelikte. OHAL KHK’leri ile anayasal ve yasal sınırlar aşılarak, TBMM tamamen devre dışı bırakılarak kamu çalışanlarının Fethullah Gülen Cemaatine mensup olduklarından bahisle sorgusuz sualsiz ihraç edilmeleri, muhalif derneklerin yasaya aykırı şekilde kapatılması, savunma haklarının verilmemesi, masumiyet karinesinin yerle yeksan edilmesi, OHAL öncesinde ve sonrasında gazete ve televizyonların sahibi olan şirketlere mali olarak el konulup kayyım atanmasını müteakip çalışanların uzaklaştırılarak yayın politikalarının değiştirilmesi, gazetecilerin, akademisyenlerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının tutuklanmaları, kayyım atanan belediyelerin meclislerinin çalıştırılmaması kamusal yetkilerin nasıl hoyratça kullanılabileceğinin kötü örnekleri oldu.
Son birkaç aydır FETÖ soruşturması kapsamında medyaya sızdırılan itiraf ve tanık beyanlarından, siyasal iktidarın “suçlanan dönemin ortağı” olduğunun ortaya çıkması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın değiştirilmesi ise yargının kendisinin güvencede olmadığının, hukuk güvenliğinin kalmadığının, soruşturmaların asıl olarak savcılar tarafından değil, siyasi iktidar ve ona bağlı anayasal kurumlar tarafından yapıldığının açık ifadesi.

Koruma tedbirlerini alınız
Sonuç: Mevcut anayasa değişiklikleri ile siyasal İslama dayalı karşı devrim sürecinin tamamlanmasının son evresinde olduğunun farkına varılmalı, demokrasi kendisini, laik değerleri, hak temelli eşitlik ve özgürlükleri, emeği ve örgütlenmesini yok eden bu girişime karşı kendisini koruyacak tedbirleri bir an önce almalı.

MUSTAFA KARADAĞ Yargıçlar Sendikası Başkanı

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026