Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmaya sevk edildiği 22 Mart gecesinde, medyaya da yansıyan 120 sayfalık sorgu tutanağını bitirdiğimde şöyle mırıldandım:
- Bu Ergenekon... Dalga dalga sürer!
Yaşamıştım... Bir operasyona her şey dahil edilmişse, gizli tanıklar başroldeyse orada çok izli işler olacak demektir. O kadar çok izli olur ki bütün izler birbirine karışır. O dönemi yazmıştım; Zulümhane, Zulümname, Zulümdar!
İlk ikisi o gün olanları, Zulümdar bugün olacakları içeriyordu!
2025 için iki kitap projem vardı. O an kendime dedim ki:
- Arkadaş, elindekileri bırak, bu operasyonu bırakma.
Her şey bir yana ortada büyük bir özgürlük gasbı vardı. Süreç ne yazık ki bizi yanıltmadı.
***
3 Nisan 2025’te İmamoğlu ile Silivri’de görüştükten sonra Asla Vazgeçme-Ekrem İmamoğlu’nun Yolculuğu kitabını kaleme aldım. Üç ay sonra kitap basıma giderken yeni şafak baskınları gündeme geliyordu.
Hasan Akgün’den İnan Güney’e kadar pek çok belediye başkanı, bürokrat tutuklandı. Onları da 2025 sonbaharında “Ya Hep Beraber Ya Hiç” başlığıyla kitaplaştırdım.
Bu süreçte İstanbul merkezli mücadelenin en ucundaki kişi CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’ti!
Çelik, dört cephede birden mücadele ediyordu:
Silivri yargılamaları ve operasyonlar, CHP İstanbul’a kayyum atama, hakkındaki 22.5 yıl hapsi istemli üç dava, CHP’yi İstanbullularla buluşturup halkın sorunlarına eylemsel olarak dikkat çekme...
40’lı yaşlardan genç bir il başkanı yükseliyordu! Onu da “Özgür İstanbul, Çelik İrade” başlığıyla kitaplaştırdım.
Yazı aramızda kendime şu sorumluluğu verdim:
Alt kuşaktan gelen mücadeleci insanlara omuz vermek!
Hiçbir makam hedefi gütmeden, sözcüğün tam anlamıyla maddi-manevi hiçbir beklenti içine girmeden...
***
Ahmet Hakan önceki gün Hürriyet’teki köşesinde, kendisine özgü üslupla “Mustafa Balbay için yeni kitap önerileri”nde bulundu. Başta vurguladığımız çok boyutlu operasyonlar zincirinin içinde bizim de onaylamadığımızı dile getirdiğimiz konuları sıralamış. Hep vurguladım; kimse dokunulmaz değildir. Herkes yargılanabilir. Üç istemimiz var:
Adil, acil, tutuksuz yargılama!
Ama bugün infaz peşin, adalet veresiye!
Bizim de Ahmet Hakan’a kitap önerilerimiz var:
1- Tarafsız Bölge’nin sırları! Katılımcıların dörtte üçünün sonuçta iktidardan yana durduğu bir programı yıllarca “tarafsız bölge” diye sürdürmek yazmaya değer!
2- Dünden bugüne cezaevleri! Ahmet Hakan 2012’de dönemin Adalet Bakanı Ergin’le Silivri’de turistik geziye katılmıştı. 12 Mayıs 2012’de “Silivri kapılarını ilk kez gazetecilere açtı” başlığıyla yazmıştı. “Gazetecilere açtı” diyordu ama biz içerideki gazetecilere kapılar kapatılmıştı! Hiçbir mahpusla görüşmeden, yemeklerini, temizliğini överek, yer yer soru işaretlerini de dile getirerek yazmıştı. Yıllar geçti gündem yine Silivri! Bugünkü adalet bakanına da ulaşma gücüne sahip, herkesle görüşerek gerçek tarafsızlık örneği gösterebilir!
3- Suçun kitleselliği!
Hukuk biliminin 2 bin yıllık birikiminin ürünü “suçun kişiselliği” bir yana bırakıldı, insanlar evlatları, aileleri, kardeşleri ile birlikte “peşin infazla” karşı karşıya!
Ahmet Hakan da iyi bilir ki bazen tarafsızlık, haksızlıkları onaylamaktır!
Bugün olağan bir durum gibi haber yapılan, yorumlanan pek çok konu yakın gelecekte şöyle işlenebilir:
Neler olmuş neler!
Bunları Ergenekon’da yaşadık!
Şimdilik önerilerimiz bu kadar Ahmet Hakan’a.
Tarafsız bir şekilde yazsa da okusak kana kana!