Jeopolitik armağan - Nejat Eslen
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Jeopolitik armağan - Nejat Eslen

07.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

1990’lı yılların sonlarında, tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD, küresel üstünlüğünü sürdürmenin planlarını yapıyordu. 1997 yılında ideolog Zbigniew Brzezinski’nin yayımlanan ünlü kitabı Büyük Satranç Tahtası, ABD’nin küresel üstünlüğünü Avrasya kıtasının egemenliğine bağlamıştı. Brzezinski’ye göre, “Amerika için asıl jeopolitik armağan Avrasya” idi. “Amerika’nın küresel üstünlüğü ise Avrasya’daki egemenliğini ne kadar süre ile ve nasıl bir ehliyetle sürdürebileceğine bağlı” idi. Brzezinski yanılmıştı. Çünkü ABD’nin Avrasya kıtasında egemenlik sağlayacak yetenekleri yoktu. Zaman, Brzezinski’nin yazdıklarının boş bir hayal olduğunu kanıtladı.

Yine de biz Brzezinski’nin bu ünlü söylemine benzeterek önemi giderek artan Orta Koridor üzerindeki Türkiye’nin eşsiz konumu için şu ifadeyi kullanabiliriz: “Orta Koridor, coğrafyanın ve jeopolitik şartların Türkiye’ye armağanıdır. Türkiye’nin gelecekteki refahı ve refaha dayalı güvenliği, büyük ölçüde Orta Koridor ile ilgili çıkarlarını nasıl bir ehliyetle ve ne kadar süre ile gerçekleştireceğine bağlıdır.” Bu yazının amacı ise bu tespitin nedenini anlatmaktır.

DÜNYA TİCARET YOLLARI

Deniz yolu, dünya ticaretinin maliyeti düşük asli ticaret yoludur. Deniz yolunun en önemli hassasiyeti ise dar boğazlara bağımlı olmasıdır. Küresel üretim merkezine dönüşmüş olan Çin’in de ciddi jeopolitik sorunları vardır. Bu sorunlar Çin coğrafyasının özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Çin’in dünya açılımında kullanmak zorunda olduğu en önemli güzergâh deniz yoludur. Çin’in denizlere açılımı, Japonya-Tayvan-Filipinler hattından oluşan Birinci Adalar Zinciri ile çevrelenmiştir ve bu hat Malakka Boğazı’na kadar uzanmaktadır. Çin bu kırılganlığını karayolu, boru hatları ve demiryolu ağından oluşan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ve petrol, doğalgaz boru hatlarından oluşan Myanmar Koridoru ile Malakka Boğazını baypas ederek aşmaya çalışmaktadır. Deniz ticaret yolu küresel tedarik zinciri içinde, yalnızca Çin için değil, tüm dünya için önemlidir.

Babülmendep Boğazı’nda ve Kızıldeniz’de Husilerin süregelen tehdidi ve İran savaşı sürecinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılması Güney Koridor olarak da tanımlanan bu önemli deniz ticaret yolundaki riskleri artırmıştır. Buzulların erimesi ile oluşan Kuzey Deniz Yolu ise Rusya’nın kontrolü altındadır ve bu yolda küresel ölçekte konteyner taşımacılığı için gereken şartlar henüz oluşmamıştır.

Çin’in Avrasya’ya açılımını sağlayan ikinci önemli güzergâh ise Trans-Sibirya demir yolu hattı olarak da tanımlanan Kuzey Koridor’dur. Bu koridor Ukrayna savaşı öncesinde Çin için deniz ticaret yoluna en önemli alternatifi oluşturuyor ve Çin ile Avrupa arasındaki karayolu ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyordu. Yıllık milyonlarca ton taşıma kapasitesine sahip olan bu demiryolu hattı, Ukrayna savaşı nedeni ile uluslararası transit koridoru olma özelliğini yitirmiştir ve günümüzde yalnızca Rus iç pazarına ve Rusya-Çin ticaretine hizmet edebilmektedir.

KÜRESEL AKTÖRLER VE ORTA KUŞAK

Kuzey Koridorun işlevsiz hale, deniz yolunun ise riskli duruma gelmesi ile Orta Koridorun önemi artmış, bu koridor küresel jeopolitiğin ağırlık merkezine ve küresel güç mücadelesinin rekabet alanına dönüşmüştür. Ukrayna ve İran savaşları ile oluşan yeni jeopolitik ortam, Orta Kuşağı, coğrafi konumu ile önem kazanan Türkiye için fırsata dönüştürmüştür.

Orta Kuşak, Çin için Kuşak Yol Girişimi içinde, Kuzey ve Güney koridorlarına alternatif oluşturduğu, Batı pazarlarına, Orta Asya ve Hazar Havzası’ndaki enerji kaynaklarına erişimi sağladığı için yaşamsal önemdedir. Orta Koridor, aynı zamanda, yatırımlarla, Çin’in jeopolitik nüfuz alanını genişletmesine olanaklar sunmaktadır.

AB ise tedarik zinciri güvenliği için Orta Koridora önem vermekte, bu koridor ile Hazar Havzası ve Orta Asya enerji kaynaklarına doğrudan erişim sağlamak istemektedir. AB, Küresel Geçit (Global Gateway) stratejisi kapsamında bölge ülkelerinde altyapı, ulaşım ve enerji projelerini desteklemektedir.

ABD, veri ve gümrük kontrol hizmetleri, dijital altyapı, finansal akışın izlenmesi yöntemleri ile Orta Koridorda Çin’i dengelemeye çalışmakta, bu amaçla Güney Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri ile ilişkiler geliştirmektedir.

ORTA KORİDORU EHLİYETLE KULLANMAK

Anadolu coğrafyası, Ortak Koridor üzerinde özel ve önemli bir konum oluşturmaktadır. Türkiye, Çin’in Orta Koridor üzerinden, Batı pazarlarına açılan ticaret yolunu, Trabzon limanı ile Karadeniz ve Doğu Avrupa’ya, Mersin limanı ile Doğu Akdeniz’e, Afrika’ya ve Avrupa’ya, İstanbul üzerinden Balkanlar’a ve Avrupa’ya, Kalkınma Yolu Projesi ile Basra Körfezi’ne, Hicaz demiryolu ile Ortadoğu’ya irtibatlandırma yeteneğine sahiptir. Türkiye, ayrıca Çin’e, Anadolu coğrafyasında ileri üretim ve lojistik merkezi oluşturma olanağı sağlayabilmektedir.

Anadolu coğrafyası, AB için Doğu’ya açılan kapıdır. Türkiye, Orta Koridor üzerinde AB için tedarik zinciri üzerinde merkez üssü olma rolünü üstlenebilir. En önemlisi Anadolu coğrafyası, Avrupa’ya, Rusya enerjisine alternatif olarak Orta Asya, Hazar Havzası, Basra Körfezi ve belki de gelecekte Doğu Akdeniz enerjisini aktarma yeteneği sunmaktadır.

Orta Koridor, coğrafyanın ve jeopolitik şartların Türkiye’ye armağandır. Bu armağan ile ilgili çıkarlarını gerçekleştirmesi için Türkiye’nin koridor üzerindeki büyük güçler rekabetini ehliyetle dengelemesi gerekmektedir. Ayrıca, Türkiye bu amaçla, Anadolu, Güney Kafkasya, ve Türkistan (Orta Asya) coğrafyalarını bir bütün olarak değerlendirmeli; Türk jeostratejisinin ana ekseni olarak Ankara-Bakü-Taşkent hattını benimsemelidir.

NEJAT ESLEN

EMEKLİ TUĞGENERAL

Yazarın Son Yazıları

Jeopolitik armağan - Nejat Eslen

1990’lı yılların sonlarında, tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD, küresel üstünlüğünü sürdürmenin planlarını yapıyordu.

Devamını Oku
07.05.2026
Engizisyondan bugüne: Değirmenci MenocchIo’nun öyküsü - Okan Toygar

Asıl adı Domenico Scandella’ydı ancak Menocchio olarak bilinirdi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emperyalizmin değişmeyen hedefi - Hamdi Yaver Aktan

“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık.

Devamını Oku
06.05.2026
Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel

Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi.

Devamını Oku
06.05.2026
Sisyphos’un bacağındaki el - Metin Devrim

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.

Devamını Oku
06.05.2026
Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal'in 36 saat süren Çanakkale röportajı

10 Aralık 1915 günü Çanakkale’den ayrılan Albay Mustafa Kemal, 1916’da tuğgeneraliğe terfi etti.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026
Egemenlik bölünemez - Cihangir Dumanlı

İktidar terörü bitiren hükümet olarak siyasal kazanç sağlamak amacıyla “terörsüz Türkiye” sloganı ile yeni bir açılım süreci başlatmıştır.

Devamını Oku
21.04.2026
Faturanın büyüğü buzdağının altında - Mehmet Özdağ

AKP iktidarının enerji politikaları, kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı bir finansal mekanizmaya dönüştü.

Devamını Oku
20.04.2026
Çocuklar nasıl yetiştiriliyor? - Mustafa Küpçü

Çocukluk yıllarımda anımsadığım bir olaydır; Dükkân komşumuzun atölyesinden gelen feryat figan bir çocuk sesi ile irkildik.

Devamını Oku
20.04.2026
Okul saldırılarını çocuklarla konuşmak

Bazı haberler vardır, günlük yaşantımızın ortasına düşer, okur okumaz en yakınımızdakilerle paylaşma gereksinimi duyarız.

Devamını Oku
18.04.2026
Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyetin eğitim devrimi - Mustafa Gazalcı

Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli eğitim devrimidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Kimsesizlerin kimsesi eğitim kurumları - Duran Güldemir

“Bu öğretmenler köyümüze geldikten sonra bizim ne söyleyecek sözümüz kaldı, ne de gücümüz...”

Devamını Oku
17.04.2026