1990’lı yılların sonlarında, tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD, küresel üstünlüğünü sürdürmenin planlarını yapıyordu. 1997 yılında ideolog Zbigniew Brzezinski’nin yayımlanan ünlü kitabı Büyük Satranç Tahtası, ABD’nin küresel üstünlüğünü Avrasya kıtasının egemenliğine bağlamıştı. Brzezinski’ye göre, “Amerika için asıl jeopolitik armağan Avrasya” idi. “Amerika’nın küresel üstünlüğü ise Avrasya’daki egemenliğini ne kadar süre ile ve nasıl bir ehliyetle sürdürebileceğine bağlı” idi. Brzezinski yanılmıştı. Çünkü ABD’nin Avrasya kıtasında egemenlik sağlayacak yetenekleri yoktu. Zaman, Brzezinski’nin yazdıklarının boş bir hayal olduğunu kanıtladı.
Yine de biz Brzezinski’nin bu ünlü söylemine benzeterek önemi giderek artan Orta Koridor üzerindeki Türkiye’nin eşsiz konumu için şu ifadeyi kullanabiliriz: “Orta Koridor, coğrafyanın ve jeopolitik şartların Türkiye’ye armağanıdır. Türkiye’nin gelecekteki refahı ve refaha dayalı güvenliği, büyük ölçüde Orta Koridor ile ilgili çıkarlarını nasıl bir ehliyetle ve ne kadar süre ile gerçekleştireceğine bağlıdır.” Bu yazının amacı ise bu tespitin nedenini anlatmaktır.
DÜNYA TİCARET YOLLARI
Deniz yolu, dünya ticaretinin maliyeti düşük asli ticaret yoludur. Deniz yolunun en önemli hassasiyeti ise dar boğazlara bağımlı olmasıdır. Küresel üretim merkezine dönüşmüş olan Çin’in de ciddi jeopolitik sorunları vardır. Bu sorunlar Çin coğrafyasının özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Çin’in dünya açılımında kullanmak zorunda olduğu en önemli güzergâh deniz yoludur. Çin’in denizlere açılımı, Japonya-Tayvan-Filipinler hattından oluşan Birinci Adalar Zinciri ile çevrelenmiştir ve bu hat Malakka Boğazı’na kadar uzanmaktadır. Çin bu kırılganlığını karayolu, boru hatları ve demiryolu ağından oluşan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ve petrol, doğalgaz boru hatlarından oluşan Myanmar Koridoru ile Malakka Boğazını baypas ederek aşmaya çalışmaktadır. Deniz ticaret yolu küresel tedarik zinciri içinde, yalnızca Çin için değil, tüm dünya için önemlidir.
Babülmendep Boğazı’nda ve Kızıldeniz’de Husilerin süregelen tehdidi ve İran savaşı sürecinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılması Güney Koridor olarak da tanımlanan bu önemli deniz ticaret yolundaki riskleri artırmıştır. Buzulların erimesi ile oluşan Kuzey Deniz Yolu ise Rusya’nın kontrolü altındadır ve bu yolda küresel ölçekte konteyner taşımacılığı için gereken şartlar henüz oluşmamıştır.
Çin’in Avrasya’ya açılımını sağlayan ikinci önemli güzergâh ise Trans-Sibirya demir yolu hattı olarak da tanımlanan Kuzey Koridor’dur. Bu koridor Ukrayna savaşı öncesinde Çin için deniz ticaret yoluna en önemli alternatifi oluşturuyor ve Çin ile Avrupa arasındaki karayolu ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını karşılıyordu. Yıllık milyonlarca ton taşıma kapasitesine sahip olan bu demiryolu hattı, Ukrayna savaşı nedeni ile uluslararası transit koridoru olma özelliğini yitirmiştir ve günümüzde yalnızca Rus iç pazarına ve Rusya-Çin ticaretine hizmet edebilmektedir.
KÜRESEL AKTÖRLER VE ORTA KUŞAK
Kuzey Koridorun işlevsiz hale, deniz yolunun ise riskli duruma gelmesi ile Orta Koridorun önemi artmış, bu koridor küresel jeopolitiğin ağırlık merkezine ve küresel güç mücadelesinin rekabet alanına dönüşmüştür. Ukrayna ve İran savaşları ile oluşan yeni jeopolitik ortam, Orta Kuşağı, coğrafi konumu ile önem kazanan Türkiye için fırsata dönüştürmüştür.
Orta Kuşak, Çin için Kuşak Yol Girişimi içinde, Kuzey ve Güney koridorlarına alternatif oluşturduğu, Batı pazarlarına, Orta Asya ve Hazar Havzası’ndaki enerji kaynaklarına erişimi sağladığı için yaşamsal önemdedir. Orta Koridor, aynı zamanda, yatırımlarla, Çin’in jeopolitik nüfuz alanını genişletmesine olanaklar sunmaktadır.
AB ise tedarik zinciri güvenliği için Orta Koridora önem vermekte, bu koridor ile Hazar Havzası ve Orta Asya enerji kaynaklarına doğrudan erişim sağlamak istemektedir. AB, Küresel Geçit (Global Gateway) stratejisi kapsamında bölge ülkelerinde altyapı, ulaşım ve enerji projelerini desteklemektedir.
ABD, veri ve gümrük kontrol hizmetleri, dijital altyapı, finansal akışın izlenmesi yöntemleri ile Orta Koridorda Çin’i dengelemeye çalışmakta, bu amaçla Güney Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri ile ilişkiler geliştirmektedir.
ORTA KORİDORU EHLİYETLE KULLANMAK
Anadolu coğrafyası, Ortak Koridor üzerinde özel ve önemli bir konum oluşturmaktadır. Türkiye, Çin’in Orta Koridor üzerinden, Batı pazarlarına açılan ticaret yolunu, Trabzon limanı ile Karadeniz ve Doğu Avrupa’ya, Mersin limanı ile Doğu Akdeniz’e, Afrika’ya ve Avrupa’ya, İstanbul üzerinden Balkanlar’a ve Avrupa’ya, Kalkınma Yolu Projesi ile Basra Körfezi’ne, Hicaz demiryolu ile Ortadoğu’ya irtibatlandırma yeteneğine sahiptir. Türkiye, ayrıca Çin’e, Anadolu coğrafyasında ileri üretim ve lojistik merkezi oluşturma olanağı sağlayabilmektedir.
Anadolu coğrafyası, AB için Doğu’ya açılan kapıdır. Türkiye, Orta Koridor üzerinde AB için tedarik zinciri üzerinde merkez üssü olma rolünü üstlenebilir. En önemlisi Anadolu coğrafyası, Avrupa’ya, Rusya enerjisine alternatif olarak Orta Asya, Hazar Havzası, Basra Körfezi ve belki de gelecekte Doğu Akdeniz enerjisini aktarma yeteneği sunmaktadır.
Orta Koridor, coğrafyanın ve jeopolitik şartların Türkiye’ye armağandır. Bu armağan ile ilgili çıkarlarını gerçekleştirmesi için Türkiye’nin koridor üzerindeki büyük güçler rekabetini ehliyetle dengelemesi gerekmektedir. Ayrıca, Türkiye bu amaçla, Anadolu, Güney Kafkasya, ve Türkistan (Orta Asya) coğrafyalarını bir bütün olarak değerlendirmeli; Türk jeostratejisinin ana ekseni olarak Ankara-Bakü-Taşkent hattını benimsemelidir.
NEJAT ESLEN
EMEKLİ TUĞGENERAL