“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık. Türkiye’nin somut olarak gündeminde bulunan NATO, CENTO, milli petrol, ulusal sanayi, doğal kaynakların millileştirilmesi, montaj, sanayi, bağımsızlık gibi konularda düşüncelerimizi saptamış, bir raporla İnönü’ye sunmayı kararlaştırmıştık. Raporun sunulması görevi de bana verilmişti. 22 Nisan 1970 günü raporu sunmak üzere, İnönü’yü evinde ziyaret ettim. Kararlaştırdığımız metni kendisine sundum. İnönü, metni dikkatle okudu ve bana: ‘Bak yaramaz çocuk...’ dedi.”
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye raporu sunan “yaramaz çocuk” CHP’nin unutulmaz gençlik kolları başkanı Süleyman Genç’tir!
İsmet Paşa devam eder:
“Sana başımdan geçen bir ıstırabı anlatayım: 1963 yılında başbakandım. Kıbrıs’ta olaylar olabildiğine ilerlemişti. Londra ve Zürih Anlaşmaları, Kıbrıs Devlet başkanı tarafından tek taraflı değiştirilmişti. Bakanlar Kurulu’nu toplantıya çağırdım. Alınması gerekli önlemleri tartıştık. Uygulayacağımız politikayı kararlaştırdık. Bakanlar Kurulu bitti ve bakan arkadaşlarım dağıldı. 45 dakika sonra Amerikan Büyükelçisi benden randevu istedi. Kıbrıs sorununu benimle görüşeceğini ilave etti. Kendisini kabul ettim. Bakanlar Kurulu’nda ne konuşmuşsak hepsini sıraladı; ‘Bunlar tehlikeli ihtimallerdir, tehlikeli gelişmelere neden olabilir. Türk hükümeti bu gelişmelerin doğmasına neden olmamalıdır’ dedi.”
İsmet Paşa devamla konuşmasını bitirirken serzenişte bulunur: “Şimdi daha biz Bakanlar Kurulu’nu millileştiremedik ya sizin yapmak istediğiniz nedir” (Süleyman Genç, Bıçağın Sırtındaki Türkiye, İstanbul, 1979, s.9. vd.)
‘YARGILANACAKSINIZ’
Çağdaş Bayraktar’ın “Deniz Üstü Köpürür: Emperyalizmin Hedefindeki Amiral” kitabını okuduğumda İsmet Paşa’nın sözlerini anımsadım.
Romanya’da görevli Tümamiral Fatih Ilgar’ı ABD’li komutan bir etkinliğe davet eder. Günün sonunda ABD’li ataşe, “Sir, güzel bir gün geçirdik ama faaliyetlerimize ilişkin bilgileri abartarak ülkene iletmen hoş değil. Müttefikliğe yakışmaz” der. Amiral Ilgar’ın “Bunu nereden çıkarıyorsunuz” sorusuna Çağdaş Bayraktar’ın değerlendirmesiyle, “ABD’linin verdiği yanıt ise çarpıcı ve ürkütücüdür: ‘Faksladın ya büyükelçilikten...’”
Bu yanıttan büyük bir olasılıkla kriptolarımızın izlendiği anlaşılmaktadır.
Amiral Cem Aziz Çakmak, Nemrut Mustafa Paşa Divanı’na geç gelmiş kurula haykırır: “Hainlik ve ihanetin odağı olan ve dış mihraklara uşaklık eden şerefsizlere sesleniyorum. Bu salondaki koltuklara oturacaksınız ve vatana ihanetten yargılanacaksınız. Bundan kaçışınız asla mümkün değil.”
Müthiş bir öngörüdür amiralin sözleri! Cem Amiral devam eder: “Bu dava aslında tamamen Türk ordusu ve Cumhuriyet donanmasını tasfiye harekâtı olup hem dış mihrakların hem de içimizdeki işbirlikçi vatan hainlerinin parmak izlerini taşımaktadır... Sorulacak soru, çetenin hedefinde neden biz varız ve niye buradayız?
Buradayız çünkü hiçbir yabancı ülke devlet yetkilisi çıkıp da bizim hakkımızda, ‘Bizim çocuklar başardı’ diyemeyeceği için buradayız. Başımıza çuval geçiremeyeceklerini bildikleri için buradayız. (...) ulusal çıkarlarımızı koruduğumuz ve Atatürkçü kimliğimiz nedeni ile buradayız...
(...) kızıma bunu bize yapanlardan ve destekçilerinden hesap soracağıma dair söz verim. Ve namus sözü veriyorum ki bu sözümü tutacağım.”
SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ
Büyük sanatçımız, bir dönem mağduriyet yaşamış olmasına karşın tarih ve ulus bilinciyle 2009 yılında gençlere hitap eder: “Ordumuza en köküne kadar sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bugün Atatürk’ün atmış olduğu temellere sahip olacak tek güç odur. Emperyalizm onu parçalayamadığı için de ayaktayız hâlâ...”
Özellikle Mustafa Kemal Paşa’nın Afyon’da subaylara söyledikleri unutulmamalıdır! “Keşke Yunan...” geleneğinin hep olduğunu bilmekteyiz; ne var ki o geleneğin ordunun varlığı karşısında hiçbir şanslarının olmadığını da Cumhuriyetçiler bilmektedirler.
Cem Aziz Çakmak amiralimiz “deniz üstü köpür”dükçe unutulmayacaktır. Genç dostum Çağdaş, iyi ki yazdın! Devamını bekleriz!
HAMDİ YAVER AKTAN
YARGITAY ONURSAL DAİRE BAŞKANI