RIZA TÜRMEN Eski AİHM Yargıcı-AİHM’nin KHK kararı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

RIZA TÜRMEN Eski AİHM Yargıcı-AİHM’nin KHK kararı

28.06.2017 09:05
Güncellenme:
Takip Et:

Birçok eleştiriye rağmen OHAL Komisyonu’nu, idari yargı yolunu açan bir basamak olarak görmek gerekir. Komisyon da AİHM’nin adil yargılama ilkelerine uygun davranmalı, her başvuru için ayrı bir inceleme yapmalı, toplu karar vermemeli ve her karar gerekçeli olmalı.

OHAL KHK’leri ile kamu hizmetinden ihraç edilenlerin sayısı 120 bini aştı. Bu insanlar, sorgusuz sualsiz, savunmaları alınmadan, bir yargı kararı olmadan terör örgütlerine “iltisak” ya da “irtibat” gibi belirsiz kriterlerle, somut bir gerekçe ya da kanıt gösterilmeden pasaportlarına el kondu, kamu hizmetine alınmamak üzere işlerinden oldular. Daha da vahimi bu kişilerin başvurabilecekleri bir yargı yolu bulunmaması.
Anayasa Mahkemesi (AYM), verdiği kararlarla kendi içtihadını değiştirdi ve Anayasa 148. maddeyi, anayasanın ve Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşmelerinin amacına ve ruhuna aykırı bir biçimde yorumlayarak OHAL KHK’lerinin anayasaya uygunluğunu denetlemekte yetkisiz olduğuna karar verdi. Oysa, bu KHK’lerin anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde öngörülen koşullara uymadığı, ortada büyük bir hukuksuzluk ve keyfilik olduğu çok açık.
AYM bu kararı verince, AYM’ye bireysel başvuruyu düzenleyen 6216 sayılı “Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu” devreye girdi. Bu yasanın 45. maddesine göre, anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler bireysel başvuru konusu olamaz. Böylelikle KHK mağdurları için AYM’ye başvuru yolu kapandı.

Komisyon ve iç yargı yolu
KHK mağdurlarına yargı yolunun kapalı olmasını hukuk devletiyle bağdaştırmak olanaksız. Nasıl ki, Venedik Komisyonu KHK’lerle ilgili Aralık 2016 tarihli raporunda, bu durumu kabul edilmez bularak, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin, KHK mağdurlarının şikâyetlerini inceleyecek bir “ad hoc” organ kurulmasını önerisini destekledi. Buna paralel olarak AİHM ile Adalet Bakanlığı yetkilileri arasında yapılan görüşmeler sonucunda, 685 sayılı OHAL KHK’si ile İnceleme Komisyonu kuruldu. Bu Komisyon’un başvuruları kabul etme tarihi, KHK yürürlüğe girdikten en geç altı ay içinde, yani 23 Temmuz 2017’de başbakanlık tarafından belirlenecek. Yapılan düzenlemenin en önemli yanı komisyon kararına karşı idari yargı yolunun açık olması.
Komisyonun kurulmasıyla KHK’lerle kamu hizmetinden çıkarılanlar için bir iç yargı yolu doğdu. Komisyonla ilgili pek çok eleştiri ileri sürülebilir. Örneğin 7 üyeden oluşacak komisyonun üç üyesinin başbakan, iki üyesinin Adalet ve İçişleri Bakanları, ikisinin de HSK tarafından seçileceği, dolayısıyla komisyonun hükümetten bağımsız olmayacağı, komisyon çalışmalarının saydam bir nitelik taşımayacağı söylenebilir. Bunun yanında, hükümetin komisyonun çalışmasını geciktirmeye çalıştığı da görünen bir gerçek.

Bir basamak olabilir
Bu eleştiriler doğru olmakla birlikte, komisyonu, idari yargı yolunu açan bir basamak olarak görmek gerekir.
Bu nedenle AİHM, Köksal adlı öğretmenin başvurusu üzerine 12.06.2017 tarihinde verdiği kararda komisyonu, erişilebilir bir yargı yolu olarak kabul etti ve bu yargı yolu tüketilmediği için başvuruyu reddetti.
AİHS’ye göre bir başvurunun kabul edilebilir olması için başvurucunun ülke içindeki yargı yollarını tüketmesi gerekir. Başvurucunun bu yükümlülüğü AİHS’nin tamamlayıcı bir nitelik taşıması ve taraf devletlerin AİHS’yi uygulamakla birinci derece yükümlü olmalarından kaynaklanıyor.

Etkili yargı olmalı
Ancak, önce ulusal yargı yollarının tüketilmesi koşulu, bu yargı yollarının, sadece teoride değil uygulamada da etkili ve yeterli olmasına bağlı. İç yargı yolunun etkili olmadığını kanıtlama yükü başvurucuda.
AİHM’nin Köksal kararında belirtildiği gibi, komisyon ve komisyon kararlarına karşı başvurulacak idari yargının etkili bir yargı olup olmadığını, verilen kararlar ve bu kararların uygulanması gösterecek. AİHM, bu kararlar ışığında Köksal’ın başvurusunun da yeniden incelenebileceğini belirtiyor.
Komisyonın etkili bir yargı yolu olarak kabul edilmesinin koşulları Venedik Komisyonu raporunda var. Buna göre komisyon AİHM’nin adil yargılama ilkelerine uygun davranmalı, her başvuru için ayrı bir inceleme yapmalı, toplu karar vememeli ve her karar gerekçeli olmalı. Komisyonun etkili bir yargı olup olmadığına karar vermek için, biraz bekleyip nasıl işlediğini görmek gerek.

İç yargıyı tüketmek şart değil
Ancak iç yargı yolunu tüketme koşulu mutlak değil. Bazı durumlarda, başvurucunun iç yargı yolunu tüketmesi gerekmez. Bunlardan biri, AİHM’nin bir devletteki insan hakları ihlallerinin “idari uygulama” niteliği taşıdığına karar vermesi. 1978 İrlanda-İngiltere devlet davasında ortaya atılan bu kavramın AİHM tarafından kabul edilmesi için iki koşul aranıyor:
a. Aynı tür ihlalin tekrarlanması, çok sayıda ve bağlantılı olması, sistematik bir nitelik taşıması ve b. Devletin bu ihlallere hoşgörülü davranması. Başka bir deyişle, üst makamlarını sorumlulukları cezalandırmamaları, ihlalleri önleyecek önlemleri almamaları ya da soruşturma açmamaları.
İdari uygulama iddiası somut kanıtlara dayandırılmalı. AİHM idari uygulamayı kabul ederse, bu tür ihlallerle ilgili olarak iç yargı yolunun tüketilmesi gerekmez.
İç yargı yolunu tüketmeden, AİHM’ye başvurmanın biraz farklı başka bir yolu,
Akdıvar ve diğerleri-Türkiye (1996) davasında ortaya çıktı. Buna göre başvurucunun iç yargı yolunu tüketme yükümlülüğüne son veren “özel durumlar” olabilir. AİHM sadece ülke içindeki yargı yollarının biçimsel olarak var olup olmadıklarını incelemez. Aynı zamanda, bu yargı yolunun içinde bulunduğu hukuksal ve siyasal ortamı, başvurucuların kişisel durumlarını da ele alır. Akdıvar davasındaki şikâyetin konusu, Diyarbakır’ın Dicle ilçesine bağlı Kelekçi köyünde, devlet güçleri tarafından başvurucuların evlerinin yakılması ve köyün boşaltılmasıydı. AİHM Büyük Dairesi bir yandan PKK, öbür yandan devlet şiddeti arasında kalan başvurucuların, adalete giderek yargı yollarını tüketmelerinde engeller bulunduğunu, kanıtların toplanamadığını, dolayısıyla yargı yoluna gitmenin bir anlam taşımadığını ileri sürerek bu özel durumlar nedeniyle iç yargı yollarının tüketilmesine gerek olmadığı sonucuna vardı.

Devlet davaları
AİHM, Rusya’ya karşı açılan Çeçen davalarında, Çek Cumhuriyeti’ne açılan Roma Çocukları davasında özel durumlar nedeniyle iç yargı yolunun tüketilmemesini kabul etti. Ancak belirtmek gerekir ki, bunlar son derece istisnai durumlar. Başvurucunun, AİHM’ye iç yargı yoluna gitmenin olanaksız ya da tehlikeli olduğunu göstermesi gerekir. Ayrıca, AİHM büyük bir iş yükü altında ezildiğinden, iç yargı yolunun tüketilmesi konusunda daha katı bir tutum benimseme eğilimi içinde olduğu gözlemleniyor.
İç hukuk yolunun tüketilmesinin gerek olmadığı bir başka seçenek, bir devlet ya da devletlerin dava açması. Bu durumda iç yargı yollarının tüketilmesi gerekmez. Davanın kabul edilebilir bulunması için, bir idari uygulamanın mevcut olabileceğini göstermek yeterli.
Hukuk devletinin çöktüğü bir ülkede, hukuk ve adalet taleplerine yanıt vermek için hukuk devletini yeniden kurmak gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nün amacı da bu değil mi?

RIZA TÜRMEN
Eski AİHM Yargıcı

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026