Köşe Yazısı

A+ A-

Adalet mülkün molozudur!

29 Nisan 2018 Pazar

İç politikası “ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak”tan ibaret AKP iktidarının bu ülkeye verdiği büyük zararlardan birincisi, kuşkusuz yargı bağımsızlığını ortadan kaldırarak adalete olan güveni yok etmesidir.
2013 yılından 2017’ye kadar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı, halen Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyesi olan Avukat Başar Yaltı, birkaç ay önce başarıyla sunduğu “Hukuk Devleti Perspektifinden Avukatların Adil Yargılanma Algısı” konulu araştırma teziyle doktor unvanını kazandı.
KONDA Araştırma ve Danışmanlık AŞ tarafından 27 Ocak-10 Şubat 2017 tarihleri arasında uygulanıp, 3 bin 150 avukatın katıldığı çok ayrıntılı ankete dayalı bu doktora tezi, Türkiye’de yargı konusunda bugüne değin yapılmış en kapsamlı araştırma.
407 sayfalık tezin sonuçları, AKP iktidarının mülkü temelinden sarstığını, adalet algısını yerle bir ettiğini ortaya koyması bakımından ürkünç…
Başar Yaltı, “Temel bir insan hakkı olan adalete erişim hakkının etkili ve adil sonuç yaratacak şekilde kullanılmasını garanti altına alan uygulamalar bütününü, adil yargılanma hakkı” olarak tanımlıyor. “Algı, algılama, tutum ve davranış zinciri, hayatın her alanında görünür tepkilerimizin arka planını oluşturur. Bu süreci etkileyen birçok etken bulunmakla birlikte bunlardan en önemlisi grup dinamiğidir” fikrinden yola çıkıyor.
Avukatların hukuk devleti kavramını, yargı sistemini ve esas olarak adil yargılanmayı nasıl algıladıklarını sorguluyor.

***

KONDA’nın ayrıntılı anketine katılan 2 bin 56 erkek, 1094 kadın avukattan yarıya yakını, yargıda “hukuk devleti” ilkelerine uyulmadığını düşünüyor. Bu avukatların yüzde 80’i, en çok uyulmayan hukuk devleti ilkelerini “kuvvetler ayrılığı ilkesi” ve “yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı” ilkesi olarak sıralıyor.
Hâkimlerin tarafsız ve bağımsız olduğu önermesine katılmayan avukatların oranı, yüzde KONDA’nın ayrıntılı anketine katılan 2 bin 56 erkek, 1094 kadın avukattan yarıya yakını, yargıda “hukuk devleti” ilkelerine uyulmadığını düşünüyor. Bu avukatların yüzde 80’i, en çok uyulmayan hukuk devleti ilkelerini “kuvvetler ayrılığı ilkesi” ve “yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı” ilkesi olarak sıralıyor.
Hâkimlerin tarafsız ve bağımsız olduğu önermesine katılmayan avukatların oranı, yüzde 66’yı buluyor.
Araştırmaya katılan her 100 avukattan 58’i, hâkimlerin yargılama yaparken kılık kıyafetlerinde bulunduracakları siyasi, ideolojik ve dini simgelerin adil yargılanmayı olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. 86’sı, Türkiye’deki yargı sistemini adaletin gerçekleşmesi için yeterli bulmuyor. 82’si, yargının siyasallaştığı kanısında. İşin ilginç yanı, kendisini dindar, milliyetçi ve muhafazakâr olarak tanımlayan avukatların yüzde 58’i de yargının siyasallaştığına işaret ediyor!
Her siyasal eğilimden avukatların toplam yüzde 74’ü HSYK, şimdiki HSK hakkında olumsuz görüşe sahip. 79’u, Adalet Bakanlığı’nın adil yargılanma hakkının hayata geçmesi konusunda duyarlı davranmadığı algısını taşıyor.
Ankete katılan avukatların, adil yargılanma hakkına katkısı bakımından Türkiye Barolar Birliği’ni de yeterli buldukları söylenemez. Bu konuda TBB için olumlu görüş bildiren avukat oranı yüzde 31 civarında. Olumsuz görüş belirtenler ise yüzde 45.

***

Başar Yaltı, sol görüşü yüzünden 1971 darbesinin sillesini yedikten sonra hukuk okumuş, avukat olmuş ve hayatını, Türkiye’nin demokrasiye, adalete dayalı bir ülke olması ülküsüne vakfetmiş bir dava adamıdır. Benim gibi çulsuz gazetecileri, bilabedel savunur. Gurur duyduğum avukatımdır. Hukukun üstünlüğüne dayalı bir anlayışı yerleştirmek için verdiği siyasal mücadeleye geniş yer ayırdığı yaşam kavgasında, Türkiye’de şirazesinden çıkan yargı sistemine bir MR niteliği taşıyan doktora tezini, 64 yaşında verip doktor unvanını aldı.
Yukarda son derece kısıtlı bir kesit aktarabildiğim bu tez, bizzat savunma hukukçularının gözünden ve KONDA gibi ciddi bir araştırma şirketinin çok ayrıntılı olduğunca çarpıcı sonuçlarıyla, Türkiye’de yargıya güvenin niçin ve nasıl kaybolduğunu, adaletin yerle bir edildiğini objektif biçimde ortaya koyuyor.
Başta Cumhuriyet gazetesinin taze mahkûmları; gazetecilere, akademisyenlere, aydınlara, hatta milletvekillerine nasıl taraflı, hukuksuz yargılamalarla cezalar kesildiğini, bu tezin dayandığı anketleri okurken görüyorsunuz. “Çocuklar ölmesin” dedi diye bebeğiyle birlikte hapse giren Ayşe Öğretmen’in niçin adil yargılanamadığının yanıtı var, bu tezde.
Bıçak kemiğe dayandı.
Adaleti mülkün molozu haline getirenlerden artık kurtulmak ve mülkün temeli adaleti, yeniden tesis etmek gerekiyor!

Tümü Mine G. Kırıkkanat - Son yazıları

Parmak kaldı! 27 Mayıs 2018 Paz
Son şans, son seçim! 20 Mayıs 2018 Paz
Hâlâ şafakta geliyorlar Angela... 13 Mayıs 2018 Paz