Ali Hamaney’in cenaze töreni ve İran notları
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Ali Hamaney’in cenaze töreni ve İran notları

04.07.2026 16:02
Güncellenme:
Takip Et:

İsrail’in İran’a ve öncelikle İranlı liderleri öldürmek için başlattığı füze saldırıları sonucu 28 Şubat’ta hayatını kaybeden dini lider Ali Hamaney’in cenaze töreni için Tahran’dayız. Cenaze töreni 4 ay sonra yapılıyor ve tören bir hafta sürecek. Çeşitli dini kentlerde de tören yapılacak ve 9 Temmuz Meşhed kentinde veda töreni sona erecek.

Image

Çok sayıda ülkeden ve de Türkiye’den yüzlerce gazeteci davetli olarak tören için Tahran’da. Perşembe günü geldik ve cumartesi günü (bugün) töreni Tahran İmam Humeyni Musalla’sında (camisinde) izleyeceğiz. Musalla sözcüğü bizde farklı, İran’da ise her bir kentteki en büyük cami için kullanılır ve cuma hutbeleri sadece bu camilerde okunur. Millet de bu camilere akın eder.

Tahran’a çeşitli İran kentlerinden akın var. Oteller dolu olduğu için kente gelenlerin barınacakları ve her türlü ihtiyaçlarının karşılanacağı binlerce çadır kuruluyor. Büyük bir organizasyon. Sonra cenazesi Kum, Necef, Kerbela kentlerine götürülecek ve sonra doğduğu kent olan Meşhed’te İmam Rıza Kutsal Türbesi’nde toprağa verilecek. İmam Rıza Külliyesi içerisindeki Hameney için özel bir defin alanı hazırlandı.

Biz perşembe ve cuma günlerini Tahran’ı gezdik. Gülistan Sarayı’nı gezdik. Saray, hemen hemen bitişik alanda inşa edilmiş, Adalet Bakanlığı’nın bulunduğu çok katlı binanın bombalanması sonucu, büyük sarsıntıdan etkilenmiş ve tavanından camlar kırılarak yerlere düşmüş. Kafamızda kasklarla içini dolaştık.

Image

*

Tabii Saray müze olarak kullanıldığı için inşa edildiği zamandaki ihtişamından eser yok. Mesela sarayın içinde, bir zamanlar suların şırıl şırıl aktığı tahmin edilen bahçedeki havuzlara bakan, tamamen beyaz mermerden yapılmış ilginç bir mermer taht bulunuyor. Aynalar, müthiş yekpare kalın sütunlar, işlemeler... İran’da Kaçar hanedanı zamanında inşa edilmiş ve Pehlevi hanedanlığınca da kullanılmış.

*

Bir de çok büyük kutsal savaş-savunma müzesini gezdik. İran kendini sürekli savaş içinde bulmuş bir ülke. Amerika’nın kışkırtmasıyla İran’a saldıran Saddam’ın Irak’ı ile savaş 20 yıl büyük acılarla bitti. Hiçbir kazananı olmadı, milyonlarca insan kaybı, ekonomik felaket ve toplumsal acılar geride kaldı. Sonra da İsrail ve Amerikan saldırıları.

Değineceğim çok konu var. İran bitmez tükenmez yazı konusu.

*

İran’a gitmek üzere erken vakit İstanbul Havaalanı’na gittiğimde, kalkacak uçağın biniş ve bagaj işlemlerinin önünde müthiş bir kuyruk vardı. Daha 3 saat var.

İstanbul’da pasaport işlemlerini yapan genç kadından öğreniyorum; bazı günler günde 20 kadar uçak İran’a kalkıyor. Müthiş bir sayı. Uçaklarda yer bulmak zor.

Kuyruğun yüzde 90’dan fazlası İranlı ve çoğu kadın. Birkaçı dışında hepsinin başı açık. Genç kızlar arasında iyice yazlık kıyafetler.

Bir kadın/kız grubu önümde konuşup gülüşüyorlar durmadan. Farsçanın fonetiği etkileyici. Hayranlıkla dinledim. Gırtlaktan ses gelmiyor. Sözcükler ağız boşluğunda, hatta bana göre ağzın ön tarafında dudaklardan dışa dökülüyor. Konuyu açtığım Tahran’a yerleşmiş Türk gazeteci Gürkan Demir, gırtlaktan gelen sadece bazı Arapça sözcükler var, diyor. 

Sözümü tamamlayayım: Uçakta da saçlar açık. Tahran’a girişte pek çoğu başörtülerini saçlarının önü epey açık kalacak şekilde hafifçe başlarına çekmişler. Bazıları başı açık pasaporttan geçiyor.

Bir esneme var ve başka gelişmeler de var. Sonraya...