Türkiye’yi sarsan bir haftada sokak ne dedi?
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Türkiye’yi sarsan bir haftada sokak ne dedi?

26.03.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi, ardından onunla birlikte aralarında siyasetçiler, bürokratlar ve iş insanlarının da olduğu 100’den fazla kişinin bir şafak operasyonuyla gözaltına alınmasıyla başlayan, sonrasında bir hafta boyunca tüm Türkiye’de yayılan protestoları herkes kendine göre yorumlayacak.

Benim bu yazıyı yazma nedenim, bir tarafa yaranmaya çalışan bazı “gazeteci” görünümlü siyasetçilerin tersine, gerçekleri çarpıtmadan aktarmak. Geçen bir hafta boyunca ben de İstanbul’da meydanlardaydım ve olanları gözlemledim.

Protestoları tetikleyen etken, ilk paragrafta yazdığım hukuksuzluklar silsilesiydi ve Saraçhane eylemi için çağrıyı yapan CHP’ydi. Ancak protestoların ülke çapında yayılmasına neden olan etken, seçme ve seçilme hakkının gaspıydı.

Saraçhane’de taşınan pankartlara ve sokaklarda, metroda, Marmaray’da atılan sloganlara dikkat edildiğinde bu net olarak görülüyordu. Ama hepsinden daha etkili olan ve kitleyi birleştiren neden, Erdoğan’ın şahsına ve AKP’ye duyulan öfkeydi.

Bunun sonucu olarak eylemlere katılanlar arasında partili olmayan çok sayıda insan ile farklı partilere üye olanlar da vardı. Sol ve komünist partiler alanda çok etkili bir varlık gösterdi. Fakat medyada protestoların yalnızca İmamoğlu için yapıldığına ilişkin manşetler gerçeği gölgeliyordu.

SİMGELEŞEN GÖRÜNTÜ FARKI

Gezi Parkı protestoları, nasıl ki ağaçların sökülüp Topçu Kışlası yapılmak istenmesine tepkiyle başlayarak iktidarın baskılarına karşı tüm ülkeyi kapsayan bir direnişe dönüştüyse; bu kez de son bir haftada yaşananlara tepkiyle başlayıp ülke genelindeki adaletsizlikler ve totalitarizme karşıtlık temelinde Türkiye’ye yayıldı.

AKP iktidarında doğup yetişen öğrencilerin protestolarda öne çıkması çarpıcı bir gerçeği ortaya koydu. Dünyaya geldiklerinden beri başka bir iktidar görmeyen, birçok kişinin umudunu kestiği ve apolitik bulduğu gençlik, beklenmeyen bir anda bir araya gelip haykırdı. Gezi’de protestoların simgesi olan görüntü, kırmızı elbiseli kadın ya da duran adamdı, bu kez simge gaz bulutunun içinde sırtında Atatürklü bayrakla dimdik tek başına yürüyen genç oldu.

Toplu taşıma araçlarıyla eylemlere gelip giderken birçok gençle konuştum. Bazıları CHP’ye ve Zafer Partisi’ne yakın olduğunu belirtti, bir kısmı TKP’liydi, diğer partilere eğilimi olanlar da vardı ama önemli bölümü partili değildi. O gençler, hem Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıktı hem de laik bir eğitim, daha iyi yaşam koşulları, adaletsizliklerin son bulması, liyakatin sağlanması, tarikatların kapatılması ve geleceğe ilişkin umudun yeşertilmesi için sesini yükseltti.

KURTARICI KENDİNİZSİNİZ!

Protestolarda ortaya çıkan bu gerçekleri Türkiye’ye son dönemde “açılım” adı altında dayatılan BOP tezgâhlarıyla birlikte değerlendirirsek önemli saptamalar yapabiliriz.

Türkiye’de 1923 Cumhuriyetine karşı olan ya da onun altını oymaya kalkan hiçbir partinin AKP’ye karşı mücadeleyi kazanma ve yeni bir iktidar seçeneği oluşturma olasılığı yoktur. Onlar ancak birilerine payanda olabilir. Halkın istediği tam bağımsızlıkçı, kamucu, laik ve emekten yana bir iktidardır. O da ancak bu ülkede sahte değil gerçek cumhuriyetçilerin birliği ile sağlanabilir.

Son bir haftada sokaklarda polis müdahalesi sırasında özellikle Atatürklü bayrak taşıyan gençler korkunç bir şiddetle karşılaştı. Şaşırtıcı değil kuşkusuz! “Mustafa Kemal’in askerleriyiz!” diyen teğmenleri ordudan atan iktidar, onun yolundan gittiğini söyleyen gençleri de dövdürdü.

Ama anlayamadıkları şu: Protestolara katılan gençlerin ellerinde, Atatürk’ün “Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun” sözünün yazdığı pankartlar vardı. Üniversite gençliği, boykotu devreye sokarken de artık kendi geleceğini kendisinin kurtarabileceğinin farkında! 

Yazarın Son Yazıları

İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri - 3: Çin devrimi ve Mao’nun Uzun Yürüyüşü

20. yüzyılın ilk yarısında Çin yabancılar tarafından sömürülerek her yerine girilirken iktidarda olan Çing (Qing) Hanedanlığı, Çin’in demokratik hareketinin öncüsü tıp doktoru Sun Yatsen tarafından devrildi.

Devamını Oku
13.06.2026