Gonçalo M. Tavares: ‘Benim için yazmak bir bakıma vahşi bir at sürüşüdür!’
Sıra dışı hayal gücü, yaratıcılığı ve kelimelere olan bağlılığıyla çağdaş Portekiz edebiyatında belirgin bir kırılma yaratmış, elliyi aşkın yapıtı bulunan Gonçalo M. Tavares, dilimize çevrilen Kudüs ve Beyefendiler gibi kitaplarıyla ülkemizde de geniş bir okur kitlesine ulaştı. Yazar, geçtiğimiz aralık ayında yayımladığı ve henüz dilimize çevrilmeyen epik romanı O Fim Dos Estados Unidos da America ile yeniden okuyucularla buluştu. Tavares ile dilimizde yayımlanmış yapıtlarının temel dayanaklarından ve yeni kitabının felsefesinden yola çıkarak bir yazarın hayal gücünü nasıl beslediğini ve yaratıcı okuma-yazma biçimlerini konuştuk.
Saray önünde isyan
Şimdiye kadar sıklıkla Portekiz’deki müzelerden, bahçelerden, yazar ve şairlerden bahsettim.
Hannah Arendt: Lizbon’da üç ay
Geçtiğimiz hafta Hannah Arendt’in siyah beyaz fotoğrafının basılı olduğu bir poster çıktı karşıma.
Diktatörlüğün gölgesinde mimari değişimler
Diktatör Salazar, en büyük hayal kırıklığını kendi ideolojisinin taşıyıcısı olarak gördüğü Coimbra Üniversitesi’yle ilgili yaşadı. İtalyan ve Alman faşist mimarisinden esinlenen mekânlar, 1960’lardan itibaren öğrenciler tarafından muhalefetin odağına dönüştürüldü. Özellikle Coimbra Üniversitesi Matematik Fakültesi binası 1969 öğrenci ayaklanmasının kıvılcımı olarak işlev gördü.
Gezi’ye felsefeyle bakmak
Yazıya bu başlığı verirken Ioanna Kuçuradi’nin “Sanata Felsefeyle Bakmak” kitabının isminden esinlendim. Gezi’yi felsefi bir bakış açısıyla görebilmek, onun sanatla benzeşen yönlerini ayırt edebilmek için...
Madrid, sanat ve isyan - Ayşenur Tanrıverdi
1982’de Juana de Aizpuru Sanat Galerisi tarafından kurulan ArcoMadrid, diktatörlükten demokrasiye geçiş yapan İspanya’da hızlı bir modernleşme döneminde bir galeri fuarı olarak başladı.
Melo köyünde edebi bir sığınak - Ayşenur Tanrıverdi
Gouveia’nın Melo köyündeki bu Sarı Ev, tıpkı bu müzik kutusu gibi sessiz sakin görüntüsüne karşın küçük bir etkiyle harekete geçebilecek bir canlılık barındırıyor.
Portekiz’de grevler ve gündelik yaşam - Ayşenur Tanrıverdi
Portekiz’de çalışanlar sık sık greve gidiyor. Son olarak Metal İşleme İşçileri Sendikası’nın 29 Kasım grev bildirisini görüyorum. “Grev” için İspanyollar “huelga”, İtalyanlar “sciopero”, Galiçyalılar “slack” kelimesini kullanmış. Kökenini Paris’teki zemini çakıl taşları ve kumlarla kaplı geniş bir meydan olan Place de Grève’den aldığı biliniyor.
Bir şair: Sophia de Mello Breyner Andresen - Ayşenur Tanrıverdi
20. yüzyıl Portekiz şiirinin en önemli isimlerinden biri olan Sophia de Mello Breyner Andresen, Camoes Ödülü’ne layık görüldü. Şiirlerinde Salazar’ı “yaşlı akbaba” olarak betimledi. Siyasi Mahkûmlara Destek Ulusal Komisyonu’nun kurucusu ve Sosyalist Parti meclis üyesiydi. Aristokrat bir aileden geliyordu ancak onların dünyasını da eleştirmekten geri kalmıyordu.
Bir İtalyan’ın düşlerinde Lizbon - Ayşenur Tanrıverdi
Lizbon’da geçen “Requiem” romanını yazmadan önce Tabucchi ölen babasıyla ilgili bir rüya görür ve rüyasında Portekizce konuşmaktadır. Rüyadan sonra artık romanı İtalyanca yazamayacağının ve tek yönlü bir yolculuğa çıktığının farkındadır.