Batı Sorunu

15 Aralık 2011 Perşembe, 07:14
Abone Ol google-news

Batı ile Doğu belirsiz kavramlardır. Yine de etkilidir. Doğu, Batı kaynaklı doğubilimin (oryantalizm) anlayışıyla belirlenmiştir. Nesnel değildir. Doğunun kendinden doğan bir Doğu algısının olduğu söylenemez. Başat ayrımınsa Batının eleştirel, Doğununsa tekilci niteliğiyle ilişkili olduğu açıktır.

Türk aydını Batıyı ya yüceltir ya da yadsır. Oysa Batı eytişimsel bir olgudur. Maurice Duverger,Batının İki Yüzü adlı yapıtında şöyle açıklar: Batı sistemi bugün, tıpkı 22 yüzyıl önce, resmi Roma paralarını süsleyen çift yüzlü tanrı Janus gibi birbirine zıt, ama yine de birbirini tamamlayan iki ayrı yüze sahiptir. Bir açıdan çoğulculuk, yurttaş özgürlükleri ve seçimler, yönetenlere karşı yurttaşlara başka rejimlerden çok daha geniş hareket imkânları sağlar. Buna rağmen bu demokrasi yine de eksiktir. Çünkü Batılı sistemlerde siyasal iktidarın sahibi, yalnızca yurttaşlar ve onların örgütleri değildir; bunlar siyasal iktidarı, ister birey, ister büyük ticaret, sanayi ya da banka girişimi biçiminde olsun, sermaye sahipleriyle paylaşmak zorundadırlar. Öte yandan Batılı ulusların iktisadi gelişimi -ve bunun sonucu olarak içinde bulundukları toplumsal denge, yaşam düzeyi, kültürel ve insani gelişme- bir ölçüde azgelişmiş ülkelerle olan eşitsiz ilişkilerinin bir sonucudur.Demokrasi geleneği Aydınlanma birikiminin sonucunda oluşan Batının günümüzdeki egemen yüzü yayılmacılıktır.

Bu bağlamda Nazilik bile göz yumularak hortlatılmakta, bilinci aşınan Batılı sıradan birey hemen hiçbir zaman kendini bir Doğuluyla eşit algılamamaktadır. Batı giderek Aydınlanma kalıtını yadsır bir ülküyü izlemektedir. Nicedir unutturduğu dayanışma duyarlılığınıysa Doğu yükseltmektedir.