"Dinleyen kim acaba?"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in dinlenildiğine ilişkin siyasilerden de tepki yağıyor. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, konu ile ilgili ''Dinleyen kim acaba? Bunun kasetlerini kim alıyor, onu merak ediyorum. Number One mi acaba? CD'ler kimde, kime kime gidiyor, servis kime yapılıyor?'' diye sordu.

12 Kasım 2009 Perşembe, 11:56
Abone Ol google-news

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in dinlenildiğine ilişkin haberlerin sorulması üzerine, herkesin, herkesi dinlediğini söyledi. ''Dinleyen kim acaba? Bunun kasetlerini kim alıyor, onu merak ediyorum. Number One mi acaba? CD'ler kimde, kime kime gidiyor, servis kime yapılıyor?'' diye soran Vural, ''Böyle bir zorbalığın olamayacağını'' söyledi.

Vural, hakim ve savcıların dinlendiğini, hukukun ayaklar altına alındığını, Türkiye'nin hukuk devleti ilkesinden uzaklaştığını öne sürerek, ''Darbeci bir hükümet anlayışıyla, despot bir hükümet anlayışıyla Türkiye yönetilir hale gelmiştir. Baskı, şiddet, hiddet, öfke, sindirme, manipülasyon, her yol mubah bunlarda. Doğrusu yadırgadığımı söyleyemem'' diye konuştu.

Dinlemelerin çok yanlış olduğunu ifade eden Vural, şöyle devam etti:
''Milletvekilleri, dinlenildiğimden ve bu dinlenen hususların yanlış değerlendirileceğinden dolayı herkes endişe içerisinde. Demokrasi geriye gidiyor.
Qua Vadis? Nereye kadar, endişe korku, korku imparatorluğu... Meclis Başkanına şu, bir diğeri şu, şu yapılacak... Bürokratlar, Meclis adına basın açıklaması yapıyor. Korumalar milletvekili yerlerine oturuyor. Nereye gidiyoruz? Biz bunları kaybediyorsak, sözde demokratik açılım... Bütün kazanımlarımız gidiyor.

Hoşgörü ve uzlaşma diye bir şey kalmadı Mecliste. Bu siyasal zihniyet Türkiye'yi uçuruma götürüyor, demokrasiden uzaklaştırıyor. Kimliklerimizi kaşıyorlar, her şeyi kaşıyorlar. Gelin hep birlikte özgürlüğümüze sahip çıkalım. Gelin demokrasimize, hukuk devletimize, medyanın bağımsız olmasına, TBMM'ye baskı yapılmasına, hep beraber baskı yapalım. Bunlar omurgalarımızdır, var olmamızı sağlar. Bu mesele hepimizin meselesidir, parti meselesi değildir. Özgürlükler haberleşme özgürlüğü, hür yaşamak hepimizin hakkıdır.''


"İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?"

CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk Başbakan Erdoğan'a İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in telefonlarının dinlenmesini sordu. Köktürk "Avrupa'da ve gerçek demokrasilerin uygulandığı ülkelerde Hükümet devirecek bir skandal olan bu olaydan sonra istifa etmeyi düşünüyor musunuz?" diye sordu.

Köktürk Meclis Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde, Anayasanın 139 ve 140'ncı Maddelerinin 'Hakimlik ve Savcılık Teminatı' başlığıyla, bağımsız yargıyı ve onu uygulayacak olan hukukçuların bağımsızlığını güvence altına aldığını hatırlattı. Ancak Anayasa'da yer alan hükümlere rağmen sadece sıradan insanların değil hakim ve savcıların da en temel insan haklarından, özel hayatın gizliliği güvencesinden, temel hak ve hürriyetlerden yoksun duruma düşürüldüğünü belirten Köktürk şunları söyledi:
"Bunun son örneği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Aykut Cengiz Engin'in Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin isteği üzerine dinlenmesidir. Bu olay ancak Nazi Almanya'sında ya da totaliter rejimlerde görülebilecek, Türkiye Tarihinde hiç görülmeyen bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu olay 'Yargı Bağımsızlığı ilkesine', 'kuvvetler ayrılığı ilkesine', 'demokratik sistemin özüne' aykırı bir uygulamadır.

Bu olay Yürütmenin yargı üzerindeki baskısının, Siyasal İktidar tarafından, demokrasinin, özgürlüklerin temeli olan ilke ve normların askıya alındığının en önemli kanıtlarından biridir. Siyasal iktidarın bir üyesi olan Adalet Bakanlığı emri üzerine, müfettişleri harekete geçirmiş, Adalet Bakanı - Siyasal İktidar ve dolayısıyla mensup bulundukları siyasal anlayış, hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün olmayan, ancak Faşist devlet uygulamalarında örneğine rastlanabilecek bir şekilde yargıya, temel hak ve özgürlüklere müdahale etmiş, daha önceki müdahaleci uygulamaların en son ve en kabul edilemez örneğini sergilemiştir. " dedi.

Köktürk Başbakan Erdoğan'a "Avrupa'da ve gerçek demokrasilerin uygulandığı ülkelerde Hükümet devirecek bir skandal olan bu olaydan sonra istifa etmeyi düşünüyor musunuz?" diye sordu.

 


"Operasyonun bir parçası mıdır?"

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e "Yapılan dinlemelerin amacı hükümetin yargı erkini hizaya getirme operasyonunun bir parçası mıdır?" diye sordu.

Sevigen, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına bir soru önergesi verdi. AKP iktidarında politikacılara, gazetecilere, aydınlara, kamu görevlilerine yönelik sınır tanımayan dinleme ve takiplerle adeta 2. Abdülhamit'in "İstibdat Dönemi"nin hortlatıldığını ifade eden Sevigen, Anayasa Mahkemesi kararı ile "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" haline gelen AKP'nin her kesimi dinleyen ve adeta yargıdan intikam alan bir tavır içine girdiğini kaydetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in dinlendiğinin ortaya çıkmasıyla yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılmak istendiğinin görüldüğünü bildiren Sevigen, Engin ve diğer dinlendiği belirtilen hakim ve savcıların hangi maksatla dinlendiğini sordu. Hakim ve savcıların mahkeme kararı olmaksızın Adalet Bakanı'nın izniyle dinletildiği iddialarının doğru olup olmadığını da soran Engin, Bakan Ergin'e "Hakim ve savcıların dinlenmesi olayının yargı bağımsızlığına zarar verici bir niteliğe dönüştüğünün farkında mısınz?" sorusunu yöneltti.

Yapılan dinlemelerin amacının Hükümet'in yargıyı hizaya getirme operasyonunun bir parçası olup olmadığını soran Sevigen, Ergin'in "AKP hükümeti döneminde dinleme vakalarında yaşanan artışı ve toplumda artan dinlenme korkusunu nasıl yorumluyorsunuz? Bu korkuyu yaygınlaştırmak iktidarınızın muhalif fikirleri bastırmak için seçtiği bir strateji midir" sorularını da yanıtlamasını istedi.


"Bu duruma muhakkak son verilmelidir''

DSP Genel Başkanı Masum Türker, ''yargıda telefonların dinlenildiği'' iddialarına ilişkin olarak, ''Bu durum hukuk düzenimizi dinamitlemekte ve hakimlerimizin alacağı kararları baskı altına sokmaktadır. Bu duruma muhakkak son verilmelidir'' dedi.

Türker, yaptığı yazılı açıklamada, ''telefon dinlemelerin savcıları, Yargıtay mensuplarını ve hakimleri kapsamasının, hükümetin herkesi sindirme gayretinin doruğa çıktığının göstergesi olduğunu'' savundu.

Dinlenilmenin yargının üst kesimini kapsamasının Türkiye'de hukukun güvenliğinin, toplumsal güvenliğin ve yaşam mahremiyetinin kalmadığını açıkça ortaya koyduğunu öne süren Türker, dinleme taleplerinin ''fütursuz bir şekilde'' yaygınlaşmasının, siyaset özgürlüğünü kısıtladığını ve başta yatırımcılar olmak üzere birçok alanda Türkiye'nin itibarını zedelediğini ifade etti.

Herkesin özel hayatını yaşama hakkını kullanabilmesi, bireysel ve toplumsal güvenliğin hukukun teminatı altında korunabilmesi için telefonların dinlenilmesine ilişkin mevzuatının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Türker, şunları kaydetti:
''Kamuoyuna yansıyan dinleme olaylarının çoğunluğunda AKP Hükümeti'nin hukuksuz tasarruflarına karşı direnç gösterenler olması, Türkiye'nin tek adam yönetimine doğru sürüklendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bağımsız yargı mensuplarının tedirgin ve ürkek olmalarına yol açan bu durum hukuk düzenimizi dinamitlemekte ve hakimlerimizin alacağı kararları baskı altına sokmaktadır. Bu duruma muhakkak son verilmelidir. Telefon dinlemeleri ancak sağlam hukuki gerekçe ve deliller ışığında mahkeme kararıyla yapılabilir. Olasılıklar ve varsayımlar üzerine yapılamaz.''