Ölümün ÇED’i olmaz!

Tekirdağ Çerkezköylüler, yörelerindeki meşe ormanlarına termik santral yapılmasına dair ÇED toplantısını, polislerin baskısına rağmen yaptırmadı.

01 Şubat 2018 Perşembe, 22:47
Abone Ol google-news

Tekirdağ Çerkezköy’de meşe ormanlarına yapılmak istenen termik santralın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) halk katılım toplantısı, “Zehir solumak istemiyoruz” diyen bölge sakinleri tarafından yaptırılmadı. Polis ÇED toplantısına girişte üst araması yaptı. İçeriye pankart, kaşık ve tencereleri almadı. Salon doldu denilerek, çok sayıda yurttaşın toplantıya katılmasına engel olundu. Kapaklı Belediye Başkanı İrfan Mandalı ile Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay da bölgede termik santral istemediklerini söyleyerek yurttaşlara destek oldu.

250 bin meşe ağacı var

Resmi Gazete’de 2017 yılının Şubat ayında yayımlanan acele kamulaştırma kararı ile birlikte Tekirdağ’da tarım arazilerini de kapsayan 5 bin 450 dönümlük bir alan hakkında kömürlü termik santral kurulması için “acil kamulaştırma” kararı çıkarıldı. Tekirdağ ve Silivri halkı ise santralın tarım arazilerine, doğalarına ve sağlıklarına bir tehdit olduğuna dikkat çekerek hukuk mücadelesi başlattı. Danıştay, eylül ayında Çerkezköy Belediyesi’nin “acele kamulaştırmanın durdurulması” istemiyle açtığı davada, yürütmenin durdurulmasına kararı verdi. Kararın ardından proje, 250 bin meşe ağacının bulunduğu alana kaydırıldı.

Greenpeace de katıldı

Projenin ÇED toplantısı dün Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapılacaktı. Bölgede TOMA’larla yoğun güvenlik önlemi alındı. Polisler binanın girişine barikat kurdu. Sabah erken saatlerde bina önünde toplanan yüzlerce bölge sakini, “Susma haykır, termiğe hayır” sloganları attı. Kuzey Ormanları Savunması ve çevre aktivistleri, “Termik santral ölüm demektir, Ölümün ÇED’i olmaz” yazılı pankartı açtı. Doğa katliamının ölüm getirdiğini anlatmak üzere, taktıkları maskelerle yere uzandılar.

Toplantı var halk yok!

Toplantıyı izlemek isteyenler polis engeliyle karşılaştı. Güç bela binaya girebilenlerin çoğu ve gazeteciler toplantı salonuna alınmadı. Yaşanan arbedenin ardından salonun kapısı açıldı. Bakanlık ve şirket yetkilileri toplantı için geldiklerini söyleyince, bölge sakinleri “termik santral istemiyoruz” diye haykırdı. Halkın tepkisi üzerine toplantının sona erdiği duyurularak tutanak tutuldu. ÇED toplantısı için gelen heyet tutanağa “Halk bilgi almak istemeyerek eylem yapmıştır. Toplantı kapatılmıştır” diye yazdı.Köylüler de tutanak hazırlayarak, “ÇED toplantısına halk alınmadı” notunu düştü. Köylülerin tutanağına yüzlerce yurttaş imza attı.

‘Güneş enerjisi olsun’

Pınarça Köyü sakini 70 yaşındaki Fevziye Boğa, “Zehir solumak istemiyoruz. En çok bizim Pınarcamız etkilenecek. Madem bize elektrik getirmek istiyorlar yapsınlar güneş enerjisi. Rüzgar enerjisi. Yenilenebilir enerji olsun. Çocuklarım için torunlarım için buradayım. Ben ölsem de fark etmez ama torunlarımın geleceği için buradayım. Gaz lambasında otururum, termik santrali istemem” dedi. Boğa’nın köylüsü 48 yaşındaki İlknur Bozkaya da “Geleceğimiz, çocuklarımız o ağaçların her sabah ağaçların yeşerdiğini görmek için, o yeşilliğin yok olmaması için buradayız” ifadelerini kullandı. Kapaklı ilçesi sakini 48 yaşındaki Şahika Çalışkan ise “Güneşimiz rüzgarımız bedava onları kullanalım. Masrafı da yok” dedi.

Binlerce itiraz dilekçesi

Greenpeace Akdeniz Kampanyalar Hukuk Danışmanı Deniz Bayram, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na “Bilimsel veriler ve bakanlığın kendi eylem planları, politika belgeleri mevzuatı uyarınca projenin hayata geçmesi mümkün değilken neden ÇED sürecini başlattınız?” diye sordu. Bayram, ÇED toplantısında şunları dile getirdi: “Ergene havzasında, çiftçilerin sulu tarım yapabilmesi için bile yeterli miktarda su yokken hem kömürün yıkanması hem de santralin soğutması için milyarlarca ton su boşa harcanacak, 2014 yılından itibaren parçacık madde hava kirletici oranlarında kademeli bir artış gösteren bölgede, yeni termik santral emisyonları bu kirliliği kat be kat artıracak.

 

'Erken ölüm getirir'

HASUDER ve Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan, Greenpeace’in raporunu söyle değerlendirdi: “Unutmayalım, erken ölüm; bir kişi daha ileri yaşlara kadar yaşayabilecekken, önlenebilir nedenlerle yaşamını beklenenden erken kaybetmesi anlamına gelmektedir. Bu santralların kurulmasına izin vermek demek aslında o bölgede yaşayan yüzlerce kişinin yaşamını erken kaybetmesine izin vermek demektir.”

10 çimento torbası toz

Türk Toraks Derneği ve Temiz Hava Hakkı Platformu’ndan Doç. Dr. Haluk Çalışır da 10 çimento torbası tozun havaya karışacağına dikkat çekerek, “Bir günde bu miktar neredeyse bir kamyona ulaşmaktadır. Bacalardan çıkan bu tozlar, diğer kirleticiler ile de birleşerek, çocukların, insan ve hayvanların akciğerlerinde girecektir. Havamıza, toprağımıza suyumuza karışacak, yavaş yavaş kanser, kalp, beyin ve akciğer hastalıklarına yol açacak. Santral faaliyete geçerse her yıl 323 kişi zamanından önce ölecek. Bu santraller sadece kömür değil, can da yakacaktır” dedi.

Yeşili kara edecekler

Greenpeace’in Çerkezköy ve Vize termik santral projelerinin hava kirliliği etkisi üzerine yaptırdığı atmosferik modelleme çalışmasının ardından hazırlanan“Trakya’da Termik Santral Tehlikesi” başlıklı araştırmanın öne çıkan sonuçları şöyle:

 -Çerkezköy santralinin baca filtrelerinin çalıştırılması halinde bile saat başına 525 kg yani 10 çimento torbasını dolduracak kadar toz havaya saçılacak.

-Çerkezköy ve Vize santralleri işletmeye geçerse, neden olacakları asit yağmurları, tarımsal üretimi yüksek olan ve bölge halkının çiftçilik yaparak geçindiği arazilere/ mahsullere zarar verecek.

-PM2,5 ve NO2 kirliliği artışının neden olduğu solunum yolu hastalıkları ve bebek ölümleri dahil, Çerkezköy Santrali yılda 141, Vize Santrali yılda 182 erken ölüme neden olacak. 

-Santraller 40 yıl çalıştırılırsa tahmini sağlık etkileri yaklaşık 11 bin erken ölüme tekabül edecek.

- Hava kirletici maddelerin rüzgar ve metorolojik olaylara göre farklı derecelerde ve şiddette yayılması söz konusu olduğundan, Trakya’da planlanan termik santraller, sadece Vize ve Çerkezköy’ü değil, Çorlu, Keşan dahil olmak üzere birçok ilçeyi etkisi altına alacak ve kilometrelerce alanı kirletecek.