Oy peşinde bir gece

Sandık kurulu üyesinin gözünden... 24 Haziran’da neler oldu?

26 Haziran 2018 Salı, 18:48
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanlığı seçimi birinci oylama ve 27. dönem milletvekili genel seçimi için ailecek görev başındayız. 4 kardeş sandık kurulu üyesiyiz. Seçim heyecanımın, sorumluluk duygusuyla arttığı dakikalar boyunca, güzel günlere olan inancımı diri tutmaya çalışıyorum. Sandık görevimiz boyunca AKP’li temsilci dışında, hepimiz uyum içinde çalışıyoruz. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, seçim meydanlarına taşıdığı kutuplaştırıcı dilin etkisini sandık başında da hissetmiş oluyoruz.
 
Uykusuz bir gece
 
Sabah erkenden uyanabilmek için gece beş dakika arayla üç alarm kuruyorum: 04:00,04:05, 04:10... Ama heyecandan uykum gelmiyor. Gözümü kırpmadan vakit geliyor, ablamı ve kardeşlerimi uyandırıyorum. Saat 05:15’te taksiyle görevli olduğumuz Maltepe’deki İmdat Vakfı Dumlupınar Ortaokulu’na doğru gidiyoruz. Taksici, araca biner binmez görevli olduğumuzu anlıyor. 50 yaşlardaki amcayla yol boyunca sohbet ediyoruz. Amca da umut dolu. Yol ücretinde bize indirim yapıyor. İçinden geldiğini söyleyerek. Güzel günlere bir mum yakanların dayanışmasını yaşıyoruz. Poğaçalarımızı ve sularımızı aldıktan sonra okula varıyoruz. 1 Kasım erken seçimlerinde de aynı okulda görevliydim. Üç yıl aradan sonra yine bir erken seçim yaşadığımızı düşününce içimi bir huzursuzluk kaplıyor. Fırtınalı denizde gemisi alabora olmuş Robinson Crusoe’nun umutla, görünmeyen sahile kulaç atışını anımsıyorum. Okul bahçesindeki seslerle hayal dünyasından çıkıyorum. Muhalefet partilerinin görevlileri birbirlerine, görevli avukatların numaralarını veriyor. Çay ikramları, kalem vs paylaşımlarıyla, umut, bahçede devam ediyor. 
 
Cumhurbaşkanı pusulası fazla 
 
Saatler 06.15’i gösterdiğinde, okulun koridorundan sandık başkanları ve memur sandık görevlilerinin çuvalları almaları için çağrılar yapılıyor. Sandık kurul üyelerinin en geç geleceği saat 07.00. Bizler 06:50 gibi sınıflarımıza geçiyoruz. Sandık başkanı saat 07:05’te geliyor. Kurulda İyi Parti ve AKP’den görevliler eksik görünüyor. AKP’li görevlinin yerine, bir partili, başkandan izin alarak görev alıyor. On dakika sonra AKP’nin görevlisi geliyor. İyi Partili görevli ise eşinin doğumundan dolayı göreve gelemeyince yeri boş kalıyor. Yeterli çoğunluk sağlandıktan sonra sandığı 07:05’ta açıp yemin ediyoruz. İlk başta zarflarda YSK logosunun ve YSK ilçe mührünün olup olmadığını ve çuvalda belirtilen listedeki adette zarf olup olmadığını öğrenmek için sayım yapıyoruz. 370 adet zarf ve milletvekilliği pusulası listemizle uyumlu çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı oy pusulaları ise 35 adet fazla çıkıyor. Dikkat çekici bu durumu tutanak defterine yazıyoruz. Dışarıdan oy müdahalesine engel olmak için de, zarflarımıza ve oy pusulalarımıza mühür vurma konusunda anlaşıyoruz. Mühürsüz oyları saymama kararı alıyoruz.
 
Erkenden sandığa
 
Biz mühürleme işlerini sürdürürken, saat 08:00 olunca sınıfın kapısında oy kullanmak için heyecanla bekleyen 5-6 yurttaş gözlerini bize dikmiş sabırsızlanıyor. Yurttaşlardan 10 dakika daha izin alamayınca,  görevli arkadaşlarımızın bir bölümü oy kullanma işlemi başlatırken, iki görevli de mühürlemeyi bitiriyor. İlçe seçim kurulu mührünün eksik olduğu iki zarfı görünce geçersiz sayıyoruz. Sandık görevimiz boyunca AKP’li görevli dışında kimseyle sıkıntı yaşamıyoruz. Sandık başkanı da gayet anlayışlı davranıyor. AKP’li görevlinin, diğer tüm görevlilerin uyum içinde ve güleryüzle çalışmasından memnuniyetsizliği dikkatimi çekiyor. Seçmenler, oylarının rengini kıyafetleriyle belli ediyor. Türk bayrağı, Mustafa Kemal Atatürk veya taraftar tişörtleriyle sandık başına geliyorlar. Saat 12.00 gibi sandıktaki seçmenlerin yarısı oylarını kullanmış oluyor. Bir süre sonra AKP’li görevlilerin, birbirlerini, yakalarına taktıkları pembe kalemlerle bulduklarını fark ediyorum. 
 
Nefes nefese yetişenler
 
Kız kardeşlerim ve ablamın görevli oldukları sınıflar yan yana. Üç dakikalık molalarda konuşuyoruz. O sandıklarda da oy verme işlemi sorunsuz devam ediyor. Ablamın sandığında, geç kaldığı için kurul üyeliği elinden alınan İklim Aygün, 74 yaşında. Aygün, yine de elinde gazetesiyle müşahit sırasında son dakikaya kadar inatla sandıkları koruyacağını belirtiyor. Ben de oyumu saat 15.20 gibi sandığa atıyorum. Tercihimi maviden, yeşilden, doğadan, ekolojiden yana kullanıyorum. Okul bahçesine saat 16.23’te görevli arkadaşla molaya çıkıyoruz. Ellerinde bavullar, kızlarıyla koşarak gelen 50 yaşlarında bir çift nefes nefese okula giriyor. İzmir’den oy kullanmak için uçakla İstanbul’a yetişmişler. Sandığımda oy kullanma oranı yüzde 97’lerde. Saat 16.30’da oy vermeyen 30 kişiyi bekliyoruz. Oy verme işlemi bitince sayıma başlıyoruz. Bizim dışımızda birçok yurttaş da müşahit olarak sayımı izliyor. Vatan Partisi’nin kurul üyesi Hüseyin Engin, 77 yaşında. Güler yüzüyle gün boyu yaşanan stresi gideriyor. Parti farkı gözetmeksizin oylara duyarlılık gösteriyor. Saatler 20.30’u gösterdiğinde oy sayımını ve mühürleme işlemini bitiriyoruz. Zarf ve pusulaları iki kez saydığımız için işlerimiz biraz uzun sürüyor. Sandık kurul üyeleri, yedi müşahit ve yurttaşlar,  oy sayımını izliyor. Birçoğu ıslak imzalı tutanakları alıyor. Benim görevli olduğum 1293 No’lu sandıkta seçim sonuçları şöyle çıkıyor: Muharrem İnce: 205  Recep Tayyip Erdoğan: 95  Meral Akşener: 18 Selahattin Demirtaş: 8  Temel Karamollaoğlu: 2 Doğu Perinçek:1 
 
AA’ya öfke
 
Okul önünde oy çuvalları ile otobüsün içinde beklemeye başlıyoruz.  Çuvalı gelmeyen iki sandık var çünkü.  Saat 21.20  ve biz hala okulun önündeyiz. Anadolu Ajansı (AA) sandıkların yüzde 90’ının açıldığını söylüyor. Bu haber otobüste tepkiye neden oluyor. Ağlayanlar, bağıranlar, susanlar... Ben ise görevlileri sakinleştirmek için bir saat boyunca espri yapmaya çalışıyorum. AA’nın yayını, herkeste psikolojik çöküntü yaratıyor.  Çuvallarımızı, saat 23.00’te YSK’nin oyları teslim aldığı yer olan Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne getiriyoruz. Bizim elimizde onlarca oy varken, iktidar partisi üyelerinin konvoylarla kutlama yapmaya başlaması gerçekten de kabul edilir bir durum değil.
 
Gece yarısı teslim
 
Merkezin önünde de bir saat bekledikten sonra saat 24.00’de içeri giriyoruz. Yüzlerce kişiyle birlikte, sandıklarımız için içeri girerken verilen numaranın anons edilmesini bekliyoruz. Çuvallarımıza verilen numaralar siyah ve kırmızı gruplara ayrılmış. Bu sırada, dışarıda bekleyen daha yüzlerce çuval var. Salonda çuvalların üstünde uyuyan, çuvalını sıkıca tutmuş yaşlı insanlar görüyorum. Daha önce görev aldığım seçimlere göre, oyların çok daha fazla sahiplenildiğini görmek umudumu artırıyor. Sabahın erken saatlerinde işe gidecek olsa da ablam da kararlı bekleyişini sürdürüyor.  Bir hafta sonra üniversite sınavına girecek olan kardeşlerim de çuvallarını bırakmıyor. Aslında hiçbirinin sandık kapandıktan ve sayım yapıldıktan sonra bekleme zorunluluğu yoktu. Sandık ve iki kurul üyesinin çuvalı teslim etmesi yetiyordu.
 
İnce’nin mesajın üzüyor
 
Saatler ilerledikçe ilerliyor ancak insanlar, bekledikleri için değil de, oyların tümü teslim edilmeden kutlamaların başlamasına, muhalefetin de yenilgiyi kabul etmesini hazmedemiyor. Bizleri en çok üzen şey, Muharrem İnce’nin, İsmail Küçükkaya’ya, gönderdiği ‘Adam kazandı’ notu oluyor. Saat 01.30’da  numaramız anons ediliyor. Öncelikle sandık mührünü veriyoruz. Daha sonra kalem ve kırtasiye araç gereçlerini teslim ediyoruz. Sonra da oy çetele ve sonuç tutanaklarını teslim etmek için sıradayız. Saat 01.50’de önce tutanaklarımızı, oy çetelelerini yani sandığımızın sonucunu teslim ediyoruz. Oy çuvalını da sandık başkanımız YSK görevlilerine teslim ediyor. Çuvalların YSK’ye teslim edildiği alana sadedece sandık başkanı girebiliyor. Biz de uzaktan izliyoruz. Medyada erken ilan edilen zafere karşın saat 02.20’de,  görevimizi sağlam bir şekilde yapmış olmamızın iç huzuruyla taksiye binerek eve doğru gidiyoruz. Güneşli günlere olan umudumuzu her şeye karşın, ayakta tutmak zorundayız diye düşünüyorum. Demokratik ve  adil seçimlerde görüşmek dileğiyle...