Saadet Özkan:“Pandemide çocuklar pedofillerin hedefi haline geldi”

UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği Başkanı Saadet Özkan, Pandemi döneminde çevrimiçi çocuk istismarı üç katına çıktığına dikkat çekerek, “Uzaktan eğitim nedeniyle saatlerce internet başında kalan çocuklar özellikle oyunlar aracılığıyla pedofililerin hedefi haline geldi. Evde kalan tacizciler de çocuklara daha kolay ulaşma fırsatı buluyor. O yüzden herkes sorumluluğunu yerine getirsin ve bir an önce bu dönemden kurtulalım” dedi.

30 Mart 2021 Salı, 13:32
Saadet Özkan:“Pandemide çocuklar pedofillerin hedefi haline geldi”
Abone Ol google-news

UNICEF’in Türkiye Çocuk ‘İstismarı ve Aile içi Şiddet Araştırması’nda belirtildiği üzere; çocuklar da yetişkinler gibi temel insan haklarına sahipler. Bu haklar, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme hükümlerinde de belirtiliyor.

Bu Sözleşme’de imza atan devletlerin de kabul ettiği üzere, çocukların:

• Fiziksel ve duygusal şiddet ya da istismara, ihmale, cinsel taciz dâhil her türlü kötü muameleye karşı korunması;

• İşkence ya da diğer zalimce, insanlık dışı, aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulmaya karşı korunması;

• Okul disiplininin insani saygınlık çerçevesinde ve Sözleşme hükümleriyle tutarlı bir biçimde sağlanması şart koşulmakta. Çocuk Haklarına dair Sözleşme gereği taraf devletler, çocukların yukarıda sözü geçen konulardaki görüşlerini özgürce ifade etmelerine olanak tanımakla ve bu görüşleri dikkate almakla da yükümlü.

Çocuk istismarı ve mücadele ile ilgili Cumhuriyet.com.tr’nin sorularını yanıtlayan UCİM Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Başkanı Saadet Özkan, Türkiye’nin çocuk istismarı konusunda sınıfta kaldığını ve salgın nedeniyle evde kalan çocukların pedofililerin hedefi haline geldiğini söyledi.

“İKİNCİ KURTULUŞ MÜCADELESİ”

Özkan, çocuk istismarı ile mücadeleyi ikinci kurtuluş mücadelesi olarak gördüklerini belirterek, “Çocuk istismar ve ihmali çok geniş bir alan. Bu sebeple davalar, gelen ihbarlar ile ilgili de avukatlarımız Türkiye’nin her yerinde birçok gönüllümüz ile bir mücadele başlattı. Çocuk hak ve ihlalleri ile ilgili ne varsa raporlamaları yapıyoruz. Yüzde 87’si gençlerden oluşan bir STK’yiz. UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği olarak Türkiye’de Avrupa’nın ilk ihmal ve istismarı önleme merkezini açtık. Uzman psikologlar ve 10 istismar konusunda eğitim almış hukukçu kadromuz var. Aktif olarak çocuklar için mücadele ve önleme faaliyetleri için çok yoğun bir çalışma içindeyiz” diye konuştu.

“İSTİSMARIN BİRÇOK TÜRÜ VAR”

Özkan, istismarın sadece cinsel değil birçok türü olduğunu anlatarak, “İstismar, iyi niyetin kötüye kullanılması anlamına gelen bir sözcük. Çocuğa olan istismarın belli başlı biçimlerine bakmak gerekiyor. Fiziksel istismar, yani bir çocuğun rızası olmadan bulunduğu ortamda ona fiziksel şiddet uygulamak. Cinsel istismar var. Bir çocuğu hem fiziksel hem de psikolojik baskıya maruz bırakmak. Psikolojik istismar, çocuğu yapmak istemediği bir şeyi yapmaya razı etmek için duygusal durumundan yararlanarak ona psikolojik baskı yapmak. Bu istismar durumlarının dışında bir de çocuğun ihmali var. Çocuğa duş aldırmamak, onun ihtiyaçlarını gidermemek onun bir birey olduğunu görmezden gelmek gibi tüm bunlar ihmale giriyor ve bizim bunların hepsiyle mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ BENİMSENMELİ”

Özkan, Türkiye’nin çocuk istismarı konusunda sınıfta kalmış durumda olduğunu aktararak, “Raporlama konusunda kendimizi geliştirmek zorundayız. Görmezden gelmek, istatistik çıkarmamak tüm bunlar bizim elimizi kolumuzu bağlıyor. Çocuklar artık o eski çocuklar gibi değiller. Türkiye’de çocuk istismarı ile ilgili bir toplumsal farkındalık var ancak tüm çocukların algılarının açıldığı bu dönemde karnemizin notunu yükseltmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Çocuk istismarının ortadan kaldırılabilmesi için hukukun üstünlüğü ilkesinin benimsenmesi gerektiğini söyleyen Özkan, “Öncelikle kültürümüzdeki ‘rezil olmak’, ‘çocuğun ileride evlenmesine engel olur’ gibi ürkütücü olan bu durumları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Takip ve çocuk koruma sistemini oluşturmamız gerekiyor. Bu durumu ortadan kaldırabilmek için hep birlikte ‘net’ sınırlardan bahsetmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“YÜZDE 80’İ ÇOCUKLARIN TANIDIĞI”

İstismara uğrayan çocukların rastgele seçilmediğini belirten Özkan, “Özellikle korunmasız olan çocukların tercih edildiğini görmeliyiz. Tuttuğumuz istatistiklere göre istismarcıların yüzde 80’lik bir kısmı çocukların tanıdıkları. Her meslek dalında cinsel istismarcının karşımıza çıkabileceğini unutmamalıyız. Cinsel istismarcılar eylemlerine ulaşabilmek için insanların güvendiği meslekleri, öğretmenlik, din görevlisi, antrenörlük gibi çocukların bulunduğu alanları tercih ederler. Bu alanlarda ruh sağlığı uzmanlarının istihdamını sağlamalıyız. Her okula bir okul avukatı istihdam edilirse, istismar olayları okulda yaşandığında okul müdürleri ‘benim okulum’ diyip olayı kapatamaz” ifadelerini kullandı.

“İNSANLAR TAHAMMÜLSÜZLEŞTİ”

Özkan, bir değişimin başladığını söyleyerek, “İnsanlarımız çocuğa yönelik ve diğer istismar türleri noktasında tahammülsüz bir duruma geldi. Çocuklarımız ile ilgili bir durum gerçekleştiğinde, insanların nasıl harekete geçtiğini, toplumun bu konuda nasıl duyarlı olduğu ve ses çıkardığını hep birlikte görüyoruz. İnsanlar artık ellerinde telefonları ile bir durumu sosyal medyada bunu paylaşıyorlar. Eskiden görmediğimiz duymadığımız, sesini duyamadığımız ne varsa artık bir şekilde seslerini duyuyoruz” dedi.

“ÇOCUK EVLİLİKLERİ HALA SORUN”

Saadet Özkan çocuk konusunun çok özel bir alan olduğunu belirterek, “Bu alanda mücadele eden derneklerin denetimi çok önemli. Buradaki kişiler gerçekten çocuk istismarı ile mücadele gerçekten ilgileniyor mu? Alanımız çocuk olduğu için bu derneklerin çok iyi denetimlerden geçirilmesi gerekir” diye konuştu. Özman, istismarla mücadelede artık daha büyük adımlar atılması gerektiğinin altını çizerek, “Bu ülkede 20 milyonu geçkin çocuk var. 20 milyonu geçkin çocuğu olan bir ülkede bu adımların artık daha da sağlamlaşması, daha topyekün çalışmaların yapılması, daha kesin çözümlerin oluşturulması, takip sistemlerinin kurulması ve dünyadaki örneklerinin de uygulanması çok önemli. Sözleşmeleri imzalamak değil, bu sözleşmeleri gerçekten uygulamak önemli. Biz bu sözleşmeleri zaten hakkını vererek uygularsak sorunu çözmüş olabiliriz” dedi.

"DÖNÜŞÜM ODAKLI FAALİYETLER DÜZENLENMELİ"

Özkan, evlenme yaşı yükselse de çocuk evliliklerinin hala sorun olduğunu söyleyerek, “Türkiye’de şuan evlenme yaşı 18 ancak 17 yaşında ailelerinin ya da yasal vasilerinin izniyle çocuklar evlenebilmektedirler. Erken yaşta evlendirilen bu çocuklar ileriki dönemde kronik rahatsızlıklar ve kadın yoksulluğu ile karşı karşıya kalıyorlar. Eğitim hakları gibi birçok hakları ellerinden alınıyor” ifadelerini kullandı.

Çocuk evlilikleri ile ilgili toplumsal dönüşüm odaklı faaliyetler düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Özkan, “Bu vakalarla mücadele etmek amacıyla kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun çok güçlenmesi gerek. Çocuk yaşta evliliklere yol açan ana faktörleri tespit etmeliyiz. Vaka yönetimini sağlamalıyız, haritalandırmalıyız. Eğitim personelleri, din görevlileri, muhtarlara yönelik kapsamlı eğitim programları geliştirmek ve uygulamak zorundayız” dedi.

“SALGIN NEDENİYLE SUÇ ÖRGÜTLERİ ALTIN ÇAĞINDA”

Salgın nedeniyle evde kalan çocukların pedofililerin hedefi haline geldiği aktaran Saadet Özkan, “Avrupa Polis Teşkilatı’na göre pandemide suç örgütlerini altın çağını yaşıyor. Pandemi döneminde çevrimiçi çocuk istismarı üç katına çıktı. Uzaktan eğitim nedeniyle saatlerce internet başında kalan çocuklar özellikle oyunlar aracılığıyla pedofililerin hedefi haline geldi. Evde kalan tacizciler de çocuklara daha kolay ulaşma fırsatı buluyor. Salgın başından beri istismar bildirimleri düştü. Çünkü çocuklar onları görebildiğimiz alanlardan uzaklaştılar. Tek odalı evlerinde yaşadıkları durumu anlatamayan çocuklar var. O yüzden herkes sorumluluğunu yerine getirsin ve bir an önce bu dönemden kurtulalım” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN YÜK ÇOCUĞA ATILMAMALI”

Çocuk istismarı ile mücadele edebilmek için tüm bileşenlerin bir arada görülmesi gerektiğini aktaran Özkan, “Çocuk istismarını önlemek için okul temelli programlar ve etkinlikler oluşturmalıyız. İstismarı önlemek için bütün yükü çocuğa atmamalıyız. Çocuğu cinsel uyarım ve doyum için kullananlar, fuhuş yapmaya zorlayanlar, pornografik suçlarda cinsel obje olarak kullananlar, teşhirci olanlar ve ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazede davranış sergileyen bu insanlarla mücadele edebilmek için tüm bileşenleri görmemiz gerek” diye konuştu.

Özkan, çocukların yanında ebeveynlerin ve toplumun da eğitilmesi gerektiğini söyleyerek, “Cinsel istismarın çocuk üzerindeki etkilerini anlamak çok önemlidir. Çocukta eğer düşmanlık ve uygunsuz davranışlar varsa, içine kapandıysa, okul başarısında düşme varsa, sebepsiz ağlıyorsa, depresyona girdiyse, kızgınsa, öfkeliyse, ilerleyen yaşlarda madde bağımlılığı, alkol, asosyal yaşantı gibi bu durumlarla karşılaşıyorsak çocuğumuz cinsel istismara uğruyor olabilir. Gözlerimizi açalım ve toplum olarak bunu fark edelim” dedi.

“ÇOCUK UNUTMAZ”

Özkan, çocuğa inanmanın ilk adım olduğunu kaydederek, “Bir çocuğun omzuna dahi kötü niyetli dokunduğunuzda bu çocuk bunu ömür boyu unutmaz. Çocuk istismarının çok geniş etkileri vardır. Toplum tarafından gerektiği gibi önemsenmez ancak önemsemek zorundayız. Gizledikçe ve kapattıkça failler bütün etraflarındaki çocuklara kötülük yapmaya başlayacaklar. Herkes bu konudan mesul. Kızıp aşırı tepkiler vermek yerine sakin bir şekilde çocuğun başına ne geldiğini dinleyelim. Çocuğa en şefkatli olmamız gereken o andır” ifadelerini kullandı.

SAKIN BU KELİMEYİ KULANMAYIN

Çocuklara cinsel eğitim vermenin önemini aktaran Özkan, “Sakın 'nasıl yani' kelimesini kullanmayın ve doğru zamanda uygun şekilde cinsel eğitim verin. Eğer veremiyorsanız bir uzmandan destek alarak almasını sağlayın. Bu eğitim çok önemli bir koruyucu bir adımdır. Çocuğa yaşının gerektiği kadar cinsel eğitim vermek zorunludur ve yanlış dokunan biri olduğunda onlar bunu anlar” dedi.

Saadet Özkan UCİM olarak istismar ile mücadelede ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını belirterek şunları söyledi: "Devletimiz çocuklarla ilgili kurumlarında çalışan tüm personele cinsel istismar hakkında eğitim vermeli ve bir kitapçık oluşmalı. Biz de STK olarak elimizden geleni yapmaya hazırız. Çünkü bu tarz eğitimler bizi değiştirecek ve güçlerdirecek. Hep birlikte dünyaya bu işi en aza indirebilecek ülke olduğumuzu gösterelim. Umudumuzu ve mücadelemizi bilinçlendirelim."