Yürek İster...

16 Haziran 2012 Cumartesi, 06:08
Abone Ol google-news

Uludere adını dünya, 28 Aralık 2011’de duydu. Orada, 34 yurttaşımız yüreklerimizi yakan biçimde öldürüldü. O andan sonra, bunca zaman geçti. Sonuç? Sıfır! İlk günkü noktadayız. Ölüler, parçalanmış bedenleriyle ortada duruyor. Bombalama emrini kim verdi? Hangi bulguya göre? “İnceleniyor”muş! “Araştırılıyor”muş! Bunlar, en üstten verilen “bilgiler”. Peki, en alttakiler yani uygulayıcılar (!) gerçekleri halkla paylaşamaz mı? Çıkıp deseler ki, “Bu yüzkarası işi, şu şu veriler ışığında, şuradan aldığımız emirle biz yaptık… Onlar, bir kez öldü. Biz ise her gün ölüyoruz…” Bunu demek çok mu güç?

Yürek ister…

Yürek, yumruğumuz kadar bir et parçasıdır aslında. Onu anlamlı kılan, korkusuzluğun, cesaretin adı oluşudur. Cesareti, sıfırlarda dolaşan yüreğe, yürek mi denir? Doğruyu görüp de gereğini yapmayana korkak diyoruz. İnsan, yenildiğinde değil, pes ettiğinde tükenirmiş. Tavşan, kaçtığı için korkarmış… Her şey yürekle başlıyor. Yüreğiniz yetiyorsa, lütfen buyurun…

Yürek ister…